
Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik riskleri ve taşıma kısıtları, Körfez ticaretinde alternatif limanları ve denizyolu-karayolu bağlantılarını öne çıkarıyor. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, yeni güzergâhların yükün özellikleri, toplam maliyet ve teslimat sürekliliği birlikte değerlendirilerek planlanması gerektiğini vurguladı
Körfez bölgesindeki lojistik hareketlilik, Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmelerin etkisiyle yeniden şekilleniyor. Deniz taşımacılığındaki belirsizlikler, bölgeye yapılan sevkiyatlarda alternatif giriş noktalarının ve farklı taşıma modlarının birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor. Uluslararası taşıyıcıların operasyon duyuruları, Hürmüz dışındaki limanlarla kara bağlantılarını birleştiren çözümlerin kullanıldığını; ancak servislerin ülke, yük türü ve kapasiteye göre değişen koşullarla yürütüldüğünü gösteriyor.
Uluslararası taşımacılık ve entegre lojistik çözümleri sunan Lanes Lojistik, Körfez ticaretinde gündeme gelen alternatif güzergâhları lojistik sektörü ve forwarder bakış açısıyla değerlendirdi. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, rota değişikliklerinin ihracatçı ve ithalatçılar açısından navlun kadar stok yönetimi, işletme sermayesi ve müşteri taahhütleri üzerinde de etkili olduğunu belirtti.
Körfez’e erişimde alternatif limanlar öne çıkıyor
Hürmüz Boğazı’ndan geçiş gerektirmeyen Khor Fakkan ve Fujairah gibi giriş noktaları, Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik yüklerde alternatif denizyolu-karayolu bağlantıları sunuyor. Umman’ın Sohar ve Salalah limanları da bölgesel planlamada değerlendirilen seçenekler arasında bulunuyor. Bununla birlikte, bir limanın operasyonlarını sürdürmesi, o liman üzerinden her Körfez ülkesine ve her yük grubuna kesintisiz taşıma yapılabileceği anlamına gelmiyor. Taşıyıcı kabul koşulları ve sınır ötesi bağlantılar sevkiyat bazında teyit edilmeli.
Bu modelde yükün alternatif limana ulaşmasının ardından kara taşımasıyla iç bölgelere veya uygun bir aktarma noktasına yönlendirilmesi mümkün olabiliyor. Ancak deniz ayağında sağlanan erişim avantajının teslimata dönüşmesi için araç kapasitesi, terminal işlemleri, gümrük prosedürleri ve alıcı hazırlığının aynı takvim içinde yönetilmesi gerekiyor.
Ali Demircan, alternatif limanların rolünü şu sözlerle değerlendirdi: “Bir güzergâhı harita üzerinde oluşturmak, o güzergâhın operasyonel olarak hazır olduğu anlamına gelmiyor. Geminin yükü kabul etmesi, limanın tahliyeyi gerçekleştirmesi ve kara bağlantısının zamanında kurulması gerekiyor. Forwarder olarak baktığımız nokta, yükün alternatif bir limana ulaşmasının ardından müşterinin kapısına hangi koşullarda teslim edileceğidir.”
Deniz ve kara bağlantıları birlikte planlanmalı
Körfez lojistiğinde gündeme gelen çözümlerden biri de yükün denizyoluyla farklı bir kıyıya taşınarak karayoluyla nihai pazara ulaştırılması. Suudi Arabistan’da Cidde üzerinden iç bölgelere ve doğu kıyısına uzanan kara bağlantıları bu yaklaşımın örnekleri arasında yer alıyor. Bununla birlikte, Cidde üzerinden Suudi Arabistan dışındaki Körfez ülkelerine yapılan taşımalar ile ülke içi teslimatlar aynı koşullara sahip değil. Taşıyıcı duyuruları, bazı sınır ötesi bağlantılarda kısıtlar bulunduğunu ortaya koyuyor.
Alternatif güzergâh seçilirken çıkış limanından teslimat adresine kadar bütün aşamaların birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor. Aktarma sayısı, limandaki bekleme, araç temini, transit izinleri ve boş konteynerin iade noktası toplam süreyi ve maliyeti değiştirebiliyor. Özellikle farklı ülkelerden geçen taşımalar, belge ve operasyon koordinasyonunun sevkiyat öncesinde tamamlanmasını gerektiriyor.
Demircan, “Denizyolu ve karayolunu bir araya getiren çözümler, uygun yüklerde ticaretin devamlılığını destekleyebilir. Ancak limana alternatif yaratırken kara ayağında yeni bir darboğaz oluşturmamak gerekiyor. Bir bağlantının kapasitesini ve kabul koşullarını doğrulamadan verilen teslimat taahhüdü, ihracatçıyı daha büyük bir belirsizlikle karşı karşıya bırakabilir” dedi.
Yeni rotalarda toplam maliyet belirleyici oluyor
Güzergâh değişikliklerinin ekonomik etkisi, taşıma teklifindeki navlun farkıyla sınırlı kalmıyor. İlave elleçleme, kara taşıması, depolama, ekipman kullanımı ve sigorta koşulları sevkiyat bütçesini etkileyebiliyor. Teslimatın uzaması ise stokta daha fazla ürün tutulmasına, tahsilat takviminin değişmesine veya üretimde ihtiyaç duyulan girdilerin gecikmesine neden olabiliyor.
Bu nedenle firmaların teklifleri aynı kapsam üzerinden karşılaştırması gerekiyor. Limandan limana verilen bir fiyat ile kapıya teslim alternatifin doğrudan karşılaştırılması, maliyetin eksik değerlendirilmesine yol açabiliyor. Teklifin hangi hizmetleri kapsadığı, hangi giderlerin sonradan oluşabileceği ve güzergâh değişikliğinde sorumlulukların nasıl paylaşılacağı başlangıçta netleştirilmeli.
Ali Demircan, “Daha düşük navlun, her zaman daha düşük toplam maliyet anlamına gelmiyor. Özellikle üretim için kritik bir parçanın veya teslim tarihi kesinleşmiş bir siparişin taşınmasında gecikmenin ticari etkisini de hesaplamak gerekiyor. Doğru karar, taşıma bedeliyle birlikte ürünün değerini, teslimat önceliğini ve olası bekleme maliyetini değerlendirmekten geçiyor” ifadelerini kullandı.

Her yük için aynı alternatif uygun değil
Kuru yük, soğuk zincir ürünleri, tehlikeli maddeler ve gabari dışı yükler alternatif güzergâhlarda farklı ihtiyaçlar taşıyor. Standart bir konteyner için kullanılabilen bağlantı, özel ekipman veya izin gerektiren bir sevkiyat için uygun olmayabiliyor. Limandaki soğutmalı konteyner altyapısı, kara ayağındaki sıcaklık kontrolü ve aktarma sırasındaki bekleme koşulları özellikle hassas ürünlerde önem kazanıyor.
Zaman önceliği yüksek yüklerde havayolu veya denizyolu-havayolu kombinasyonları da değerlendirilebilir. Ancak hava bağlantılarının da bölgesel operasyon koşullarına, uçuş programlarına ve kapasite teyidine bağlı olarak planlanması gerekiyor. Bu nedenle tüm sevkiyatı tek bir alternatif moda yönlendirmek yerine, siparişin acil bölümünü önceliklendirmek bazı yüklerde daha dengeli bir çözüm sağlayabilir.
Türkiye için fırsat operasyonel hazırlıkla güçleniyor
Körfez’e yönelik tedarik zincirlerinin yeniden değerlendirilmesi, Türkiye’deki üretici ve ihracatçıların teslimat modellerini çeşitlendirmesi açısından da önem taşıyor. Türkiye çıkışlı denizyolu, karayolu ve havayolu seçeneklerinin hedef pazar özelinde karşılaştırılması, farklı sipariş ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Bunun ticari avantaja dönüşmesi ise güzergâhın uygulanabilirliğine, sınır geçişlerine ve yerel teslimat organizasyonuna bağlı bulunuyor.
Forwarder firmaların bu süreçteki rolü, taşıyıcı rezervasyonunun ötesine geçiyor. Alternatif servislerin karşılaştırılması, yerel acentelerle koordinasyon, dokümantasyon ve teslimat takibinin birlikte yönetilmesi, yük sahiplerinin değişen koşullara daha hızlı uyum sağlamasını destekliyor.
Ali Demircan değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Körfez lojistiğinde firmaların tek bir güzergâha bağlı kalmadan, uygulanabilir alternatiflerini önceden hazırlaması gerekiyor. Bunun için satış ve üretim takvimlerinin lojistik planlamaya erken dâhil edilmesi önemli. Lanes Lojistik olarak yaklaşımımız, her yükün ihtiyacını ayrı değerlendirmek; rota, taşıma modu ve teslimat koşullarını birlikte ele almaktır. Yeni rotaların sağlayacağı asıl değer, müşterinin ticaretini sürdürebileceği, maliyetini görebileceği ve teslimatını takip edebileceği bir yapı kurulmasıyla ortaya çıkacaktır.”
