Bir hafta önce bugün, 7 Ekim’de İzBB Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılışının ardından Fatih Altaylı şöyle yazdı:
“Cemil Tugay’ın şan, şeref ve onurla AK Parti’ye katılım töreni Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şovuna sahne oldu.
Biliyorsunuz Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılacağını söylediğimiz zaman Tugay ‘Söz konusu değil, karım beni boşar’ diyerek ailece AK Parti’ye ne kadar karşı olduklarını, kendisinin böyle bir davranışta bulması halinde eşinin böyle bir duruş sergilemeyeceğini söylemişti.
Erdoğan bu cümleyi unutmamış ve bir kenara yazmış.
Katılım töreninde büyük bir siyasi ustalıkla, Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması halinde kendisini boşayacak eşini sahneye davet etti.
Ve Bayan Tugay da bu katılım töreninin bir parçası haline geldi.
Erdoğan’ın bu mesajı çok güçlüydü.
Sanki ‘Hadi boşasana’ der gibi karşısına getirdi çifti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetle ve zayıf siyasetçilerle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor.
‘Titrek Cemil’in’ katılım töreninden aklımda kalan tek sahne budur.
Zaten Erdoğan da bütün planını bu sahne üzerine kurmuş.”

×××
Tugay’ın rozet takma sahnesini canlı yayında dikkatle izledim. Cemil Tugay, sahneye yalnız gitti. O sırada Öznur Hanım yerinde oturuyordu. Anlaşıldı ki, Erdoğan Tugay’dan eşini de çağırmasını istedi. O da bunun üzerine Öznur Hanım’a bakarak jest ve mimiklerle yanına çağırdı. Erdoğan’ın siyasi iletişimcilerinin planı işloyordu… Hanımefendi geldi ama zoraki olduğu belli olan bir gülümseme yüzünde… Endişeyle karışık bir hal… Tatsız tuzsuz bir ifade… Kadıncağız genelde gösterişli, renkli kıyafetler tercih ederdi zaman zaman tören ve etkinliklere katıldığında. Beyazlar, kırmızılar… Sıklıkla da Cemil Tugay’ın yanında olmazdı. Çünkü belediyeye burnunu sokmazdı, hele siyasi ortamlarda gözükmezdi. 7 Ekim’deki kıyafetine baktım, koyu renk… Bir de şal atmış omzuna… Ya bakmış AK Partili kadınların nasıl giyindiğıne ya da onlardan bir abla tavsiyede bulunmuş demek ki…
Cemil Tugay, önceki aylarda AK Parti’ye geçme hususundaki yakıştırmaları tevil etmiş, böylesi bir durumda karısının kendisini boşayacağını ileri sürmüştü Altaylı’nın dediği gibi ancak şimdi öyle bir şey söylemediğini öne sürüyor!
Ne olursa olsun sonuçta Öznur Hanım’ın 7 Ekim’de sahneye zoraki gelişi, o yüz ifadesi bu hamurun daha su kaldıracağını söylüyor bana.
Bilmem siz ne dersiniz?
×××
Bu arada… Önceki yazılarımda Tugay’ın 2,5 yıl bağımsız kalmasının, ardında siyasi bir güç olmadan bağımsız belediye başkanlığı yapmasının çok zor, hatta imkansız olduğunun üzerinde durmuş; önünde beş seçenek olduğunun altını çizmiştim. Bunlardan birisi istifa, birisi de AK Parti’ye katılımdı. Hayırlısı istifa etmesi, alnına leke sürmemesiydi.
Bana öyle geliyor ki alnındaki kara lekeyi çıkarmak kaygısıyla olmasa da belediyede kuşatılarak bir ‘kukla’ durumuna düşünce, nefes almakta zorlanınca bilahare istifa edebilir. Özgür Özel, kendisini toparlayacak , belediye bürokrasisi ve şirketlerini çalıştıracak bir genel sekreter gönderdiğinde kabul etmemişti. Şimdi de genel sekreterden başlanarak gönderilenleri kabul etmesin de görelim bakalım!
×××
7 Ekim 2026 Çarşamba günü, İzmir’in kara günlerinden birisi olarak tarihe geçecek. AK Parti, 24 yıllık iktidarında alamadığı İzmir’e, şehrin emanet edildiği zatın brütüs hamlesiyle çöktü.
Fakat bu çökme 2,5 yıl sürecek, İzmirli, 2029’da İzmir’i güvenilir bir şehremanete verene kadar.

