Küresel ticaret büyüyor, lojistik maliyetleri neden gerilemiyor?

Küresel ürün ticaretindeki büyüme, lojistik maliyetlerinde aynı ölçüde rahatlama sağlamıyor. Değişen güzergâhlar, kapasite dengesizlikleri ve teslimat sürelerindeki belirsizlikler, şirketlerin taşıma bütçelerini etkiliyor

Küresel ticaret, jeopolitik gerilimlere ve değişen ticaret politikalarına rağmen büyümeyi sürdürüyor. Dünya Ticaret Örgütü’nün 8 Ekim 2026’da yayımladığı güncel tahminlere göre dünya mal ticareti hacminin 2026’da yüzde 3,9, 2027’de ise yüzde 4,1 artması bekleniyor. Ancak ticaretin büyümesi, taşıma süreçlerinin daha düşük maliyetle yürütüleceği anlamına gelmiyor. Aynı değerlendirme, Ortadoğu’daki çatışmaların enerji fiyatları ve ulaşım güzergâhları üzerinden ticareti etkilemeye devam ettiğine işaret ediyor.

Uluslararası taşımacılık ve entegre lojistik çözümleri sunan Lanes Lojistik, ticaretteki büyüme ile lojistik maliyetleri arasındaki ilişkiyi forwarder bakış açısıyla değerlendirdi. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, bazı hatlarda navlun gerilese bile firmaların toplam lojistik giderlerinde aynı düşüşü göremeyebileceğini belirterek, taşıma zincirindeki her aşamanın ayrı incelenmesi gerektiğini ifade etti.


Ticarette büyüme, her hatta aynı etkiyi yaratmıyor

Küresel ticaretin toplam hacmi, taşıma piyasalarının yönünü anlamak için önemli bir gösterge olsa da tek başına fiyatların nasıl değişeceğini açıklamıyor. Yükün hangi bölgeler arasında taşındığı, kullanılan ekipman, servis sıklığı ve sevkiyatın gerçekleştiği dönem, maliyet üzerinde belirleyici oluyor. Bir ticaret hattında kapasite fazlası oluşurken başka bir hatta yer veya boş konteyner bulmak zorlaşabiliyor.

İhracat ve ithalat akışları arasındaki dengesizlik de ekipmanın ihtiyaç duyulan noktaya yeniden taşınmasını gerektirebiliyor. Bu nedenle küresel ölçekte daha fazla yük taşınması, her limanda ve her güzergâhta daha verimli bir operasyon kurulmasını sağlamıyor. Artan talebin belirli çıkış noktalarında yoğunlaşması, mevcut kapasite üzerindeki baskıyı artırabiliyor.

Ali Demircan, “Küresel ticaretin büyümesi, bütün hatlarda navlunun düşeceği şeklinde okunmamalı. Yük akışının yönü ve ekipmanın nerede bulunduğu en az toplam hacim kadar önemli. Forwarder olarak müşterimizin sevkiyatını, dünya ticaretinin genel tablosuyla birlikte kullanacağı hattın gerçek koşulları üzerinden değerlendiriyoruz” dedi.


Uzayan rotalar, kapasitenin verimini azaltıyor

Lojistik maliyetlerini etkileyen unsurlardan biri de yükün aynı varış noktasına daha uzun bir güzergâh üzerinden ulaşması. UNCTAD’ın 2025 Deniz Taşımacılığı Raporu, Kızıldeniz’deki aksaklıklar nedeniyle Ümit Burnu üzerinden yapılan yönlendirmelerin sefer sürelerini uzattığını, kullanılabilir kapasiteyi azalttığını ve işletme giderlerini artırdığını ortaya koyuyor. Bu bulgu, filo büyüklüğü ile piyasaya sunulabilen taşıma kapasitesinin her zaman aynı yönde hareket etmediğini gösteriyor.

Bir geminin seferini daha uzun sürede tamamlaması, aynı dönem içinde yapabileceği taşıma sayısını azaltabiliyor. Konteynerlerin dönüş süresinin uzaması da sonraki yüklemelerde ekipman planlamasını etkileyebiliyor. Alternatif liman kullanılması halinde ilave kara taşıması, elleçleme veya aktarma ihtiyacı doğabiliyor.

Demircan, “Piyasaya yeni gemilerin girmesi önemli; ancak bu gemilerin hangi rotalarda, ne kadar sürede hizmet verdiğine de bakmak gerekiyor. Uzayan bir sefer, kapasitenin bir bölümünü zaman içinde bağlı tutuyor. İhracatçı açısından bunun sonucu, yalnızca taşıma fiyatı değil, rezervasyon ve teslimat planının da değişmesi olabiliyor” ifadelerini kullandı.


Navlun düşerken toplam fatura yükseliyor olabilir

Lojistik bütçesi, denizyolu veya karayolu taşıma bedelinin ötesinde birçok kalem içeriyor. Terminal hizmetleri, iç taşıma, depolama, gümrükleme, sigorta ve ekipman kullanım giderleri, sevkiyatın özelliklerine göre toplam maliyet içinde önemli yer tutabiliyor. Bekleme ve gecikmeler ise başlangıçta öngörülmeyen masrafları beraberinde getirebiliyor.

Bu nedenle navlundaki düşüşün firmaya ne ölçüde yansıdığını görmek için tekliflerin aynı kapsam üzerinden karşılaştırılması gerekiyor. Limandan limana fiyat ile kapıya teslim teklifin doğrudan karşılaştırılması yanıltıcı olabiliyor. Serbest süreler, ek ücretler, teslimat noktası ve boş konteynerin iade koşulları da değerlendirmeye dâhil edilmeli.

Ali Demircan, “Müşterinin bütçesini belirleyen, teklifin ilk satırındaki rakamdan çok sevkiyat tamamlandığında oluşan toplam bedeldir. Daha düşük navlunla başlayan bir taşıma, ilave bekleme veya iç taşıma giderleri nedeniyle daha pahalıya sonuçlanabilir. Bu yüzden fiyat karşılaştırmasını aynı hizmet kapsamı ve aynı teslimat koşulları üzerinden yapmak gerekiyor” dedi.


Teslimat süresi, işletme sermayesini de etkiliyor

Taşıma süresindeki uzama, şirketlerin finansal planlamasına da yansıyor. Ürünün daha uzun süre yolda kalması, o ürüne bağlı sermayenin daha geç serbest kalmasına neden olabiliyor. Teslimat belirsizliği karşısında daha fazla güvenlik stoku tutulması ise depolama ve finansman ihtiyacını artırabiliyor.

Üretimde kullanılan kritik girdilerde gecikme, taşıma bedelinden daha büyük bir ticari etki yaratabiliyor. Benzer şekilde, teslim tarihi belirlenmiş bir siparişin gecikmesi müşteri ilişkilerini ve sonraki satışları etkileyebiliyor. Bu nedenle lojistik kararların satış, satın alma ve üretim takvimleriyle birlikte alınması önem taşıyor.

Demircan, “Bir taşıma seçeneğini değerlendirirken ürünün değerini, üretimdeki rolünü ve teslimat tarihini bilmek gerekiyor. Bazı yüklerde birkaç günlük fark sınırlı etki yaratırken, bazılarında üretim planını değiştirebilir. Doğru çözüm, taşıma maliyeti ile gecikmenin işletmeye getireceği maliyeti birlikte hesaplamaktan geçiyor” değerlendirmesinde bulundu.


Forwarder yaklaşımı, maliyeti planlamayla yönetiyor

Maliyet baskısı karşısında firmaların kullanabileceği araçlar arasında sevkiyatların erken planlanması, uygun yüklerin konsolide edilmesi ve alternatif taşıma modlarının karşılaştırılması bulunuyor. Düzenli yükleme takvimi, araç ve konteyner kapasitesinin daha verimli kullanılmasını destekleyebiliyor. Belge ve alıcı hazırlığının sevkiyat öncesinde tamamlanması da önlenebilir beklemeleri azaltabiliyor.

Denizyolu, karayolu, havayolu ve intermodal seçeneklerin uygunluğu ise her yük için ayrı değerlendirilmeli. Acil bir siparişin yalnızca öncelikli bölümünün havayoluyla gönderilmesi veya uygun güzergâhlarda demiryolu bağlantısının kullanılması, teslimat ihtiyacıyla bütçe arasında daha dengeli bir çözüm sağlayabiliyor.

Ali Demircan değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Küresel ticaretteki büyümenin şirketler için kazanca dönüşmesi, lojistik süreçlerin ne kadar doğru yönetildiğiyle de ilgili. Forwarder olarak görevimiz, müşteriye taşıma seçeneklerini toplam maliyetleri ve operasyon koşullarıyla birlikte sunmak. Lanes Lojistik olarak her yükün ihtiyacını ayrı değerlendiriyor; rota, taşıma modu ve teslimat planını birlikte ele alıyoruz. Firmaların maliyetlerini daha öngörülebilir hale getirmesi, lojistiğin sipariş oluştuktan sonra değil, ticari planlama aşamasında gündeme alınmasıyla mümkün oluyor.”

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM