Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, “Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde, ortak akıl ve nitelikli üretim kapasitesi en büyük avantajımız” dedi
Türkiye İMSAD (Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği) tarafından 64’üncü kez düzenlenen Gündem Buluşmaları; “Küresel ve Yerel Gelişmeler Işığında 2025 Değerlendirmesi ve 2026 Görünümü” başlığı altında Demirdöküm’ün katkılarıyla gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu’nu 2025 yılının küresel ölçekte ekonomik belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve finansal koşullardaki sıkılaşma ile geride kaldığını belirtti. 2026 yılı inşaat malzemesi sanayisi ve ülke ekonomisine ilişkin açıklama yapan Küçükoğlu, “2025 yılı, enflasyonla mücadele politikalarının etkilerinin hissedilmeye başlandığı bir yıl oldu. İnşaat malzemesi sanayimiz açısından kötünün geride kaldığını ve toparlanmanın başladığını görüyoruz. 2026 yılında azalan faiz ve enflasyon etkisiyle, özellikle son üç yıldır ertelenen yenileme ve renovasyon talebinin devreye girmesini bekliyoruz. Bu talep, sanayimizin yaklaşık yüzde 50’sini temsil ediyor ve önemli bir büyüme potansiyeli taşıyor. Bu fırsatı doğru okumalı ve her türlü senaryoya hazır olmalıyız” açıklamasında bulundu.
Erdoğan: 2026’ya ilişkin beklentiler daha olumlu
Toplantının moderatörlüğünü üstlenen Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ferdi Erdoğan, 2025 yılı sektörel değerlendirmesi ve 2026 yılı beklentileri için, 2025 yılı, sektörümüz açısından oldukça zorlu geçti. Temsil ettiğimiz 36 alt sektöre baktığımızda; bazı sektörler yılı iyi kapatırken, bazıları ciddi daralma yaşadı. Dezenflasyon sürecinde, özellikle finansmana erişim ve nakit akışı yönetimi, firmalar için en kritik başlık haline geldi. Bu süreci yönetemeyen firmalar, konkordato veya iflas sürecine girdi ve 2025 yılında konkordato sayısı rekor seviyelere ulaştı. Buna karşın, 2026’ya ilişkin beklentiler genel olarak daha olumlu” diye konuştu.
Kara: 2026’da inşaat üretimi güçlü bir görünüm sergileyecek
Toplantıda dünya ve Türkiye ekonomisine ilişkin güncel gelişmeleri değerlendiren TCMB Eski Başekonomisti Prof. Dr. Ali Hakan Kara, Türkiye ekonomisinin 2025 performansını dayanıklılık ve direnç yılı olarak nitelendirdi. Kara, sanayi üretiminin yatay seyrettiğini, iç talebin özellikle hane halkı tüketimiyle canlı kaldığını ve son üç yılda dolar bazında yüzde 130 civarında artan ücretlerin Türkiye’nin rekabet gücünü olumsuz etkilediğini belirtti. Euro/Dolar paritesindeki yükselişin ihracatçılar için geçici bir rahatlama sağladığını, ancak geçmiş kayıpları telafi etmeye yetmediğini vurguladı.
Kara, inşaat üretiminin yıllık büyümesine bakıldığında, özellikle deprem harcamalarının etkisiyle son dönemde performansın görece güçlü seyrettiğini belirtti. Önümüzdeki dönemde ise üretimi destekleyebilecek temel unsurların yenileme yatırımları, kentsel dönüşüm projeleri, kamu yatırımları ve faizlerin düşmesiyle devreye girecek ertelenmiş talep olacağını ifade etti. Kara, bu çerçevede 2026 yılında inşaat üretiminin, 2025’te ulaşılan yüksek seviyelerin bir miktar altında kalsa da genel olarak güçlü bir görünüm sergileyebileceğini söyledi.
“Enflasyonun %24–25 bandına gerilemesini öngörüyoruz”
2026 yılı için Türkiye ekonomisinin genel görünümünün daha olumlu olduğunu belirten Kara, “Baz senaryoya göre büyümenin yüzde 4 civarında olacağını; küresel rüzgârın arkamızdan esmesi ve mevcut para ile maliye politikalarının sürdürülmesinin büyümeyi destekleyeceğini düşünüyoruz. Enflasyonun ise yüzde 24–25 bandına gerilemesini öngörüyoruz. Mevcut programın, ekonomi genelinde ve özellikle inşaat sektöründe dengeli ve umut verici bir yıl sağlayacağını değerlendiriyoruz” açıklamasında bulundu.
