Bali: Politika faizi yıl sonunda %30’un altına düşebilir

Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali, yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 23-25 arasında beklediklerini söyledi. Bali, politika faizinin ise yüzde 30’un altına düşmesi öngörüsünü paylaştı

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) şubat ayı meclis toplantısına Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali konuk oldu. Konuşmasında yıl sonundaki politika faizinin yüzde 30’un altına inmesini beklediğini dile getiren Bali, eski düzenin küresel anlamda yıprandığı ve değiştiğini belirterek 2026 yılının jeopolitik gerilimler ve belirsizliklerle başladığını söyledi. Bütçe açığının belirlenen hedefin altında kaldığını vurgulayan Bali, yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 23-25 arasında beklediklerini dile getirdi. Bali, ayrıca Türkiye ekonomisinin 2026 yılında yüzde 4 büyüyeceği tahmininde bulundu.

Jeopolitik gerilimlerde değerli metallere bir yönelim olduğunu ifade eden Bali, 2026 başında başta emtia piyasaları olmak üzere özellikle değerli metaller alanında yukarı görünümlü açıklaması güç gelişmeler yaşandığını aktardı. Türkiye ekonomisindeki ilk problemin fiyat istikrarının tesisi olduğunun altını çizen Bali, yerli ve yabancı yatırımcıda öngörülebilirliği kalıcı bir şekilde tesis etmenin en önemli gündem maddesi olduğunu dile getirdi. Türkiye ekonomisinin fiyat istikrarının tesisi amacına yönelik para politikasındaki sıkı duruşa rağmen 2023-2025 yılının ilk üç çeyreğinde dirençli bir görünüm sergilediğini ifade eden Bali, “Yıllık büyüme yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. Yılın ilk üç çeyreğindeki gerçekleşmeler son çeyreğe ilişkin öncü veriler dikkate alındığında tahminlerimize göre 2025 yılında yüzde 4,5 civarında uzun vadeli büyüme performansının altında bir büyümeyle tamamladığımızı tahmin ediyoruz. 2026’da da fazla bir büyüme söz konusu olmayacak gibi görünüyor. Yüzde 4 civarında gerçekleşmesini bekliyoruz” dedi. 


Bütçe açığı hedefi tutturamadı

Bütçe açığının 1,8 trilyon TL olarak açıklanmasıyla hedefin gerisinde kaldığını belirten Bali, “2025 yılında bütçe gelirlerinin yüzde 48, bütçe harcamalarının yüzde 35,7 üzerinde bir artış kaydetti ve artan vergi gelirlerinin güçlü performansının yanı sıra faiz dışı harcamalarda da ciddi bir düşüş uygulamasıyla bütçe açığı 1,8 trilyon TL seviyesine geriledi. Böylece bütçe açığı yılın başında verilen hedefin gerisinde kaldı. Bütçe açığı, Orta Vadeli Program’daki (OVP) rakamının gerisinde gerçekleşti” ifadelerini kullandı. Bali, dış ticaret açığında ise altın ithalatından kaynaklanan kısmın haricinde cari dengenin sürdürülebilir seviyelerde olduğunu belirtti. 


Yıl sonu enflasyon tahmini %23-25 arasında

Ocak ayı enflasyon verilerinin piyasa beklentilerinin üzerinde olduğunu söyleyen Bali, “2026 sonu için enflasyon tahminimiz kurum olarak yüzde 23 ile yüzde 25 arasında. Ama ocak verisi biraz üst kısma doğru gitmiş gibi görünüyor. Faizler de 2025 yılında yüzde 38’e kadar indi” dedi. Merkez Bankası’nın politika faizini 100 baz puan indirmesinin temkinli bir duruş olduğunu ifade eden Bali, beklentinin 150 baz puan olduğunu dile getirdi. 


Politika faizinde %30 altı beklentisi

2026 sonunda politika faizinin yüzde 30’un altına düşmesini beklediklerini ifade eden Bali, “Merkez Bankası, 100 baz puanlık düşüşle politika faizini yüzde 37’ye çekti. Biz bankacılar olarak politika faizinin yıl sonunda yüzde 30 civarına gerileyeceğini hatta yüzde 30’un da altının mümkün olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu. 

Sanayiciler için reel sektörde enflasyondan kaynaklanan fiziki girdi ve iş gücü maliyetlerinde artışlar olduğunu belirten Bali, marjların daralmasının hem reel sektörde hem de bankacılık sektöründe kârlılık sorunu yarattığını vurguladı. Geçmişte de politika faizi ve paranın maliyetiyle ortaya çıkan marj daralmasının yaşandığını ve önleyici imkânlara sahip olunduğunu söyleyen Bali, ihracatta kur tarafından zarar gören reel sektörün, girdi ve iş gücü maliyetlerindeki artışla beraber canlı bir taleple karşılaşmadığı için fırsat oluşturma imkânı olmadığını dile getirdi. 


Faizlerin düşmesiyle rahatlama öngörüsü

Kredilerin milli gelirdeki payının yüzde 60’lar seviyesinde seyrederken yüzde 36-37 seviyesine geldiğini söyleyen Bali “2025 yılının 3. çeyreği itibarıyla kredilerin milli gelire oranı 2008 global kriz düzeyindeki seviyesine indi” ifadesini kullandı. Bu durumun cezasını kurumsal ve ticari segmentteki firmaların ödediğini vurgulayan Bali, ticari kredilerin milli gelir içerisindeki payının yüzde 54’ten yüzde 28’e düştüğünü belirtti. Uzun vadeli yatırımların finansmanında kullanılan yabancı para kredilerinin payının ise yüzde 28’den yüzde 14’e geldiğini ifade eden Bali, “Buna dayalı olarak faizlerin aşağıya doğru gitmesi suretiyle ancak bir miktar rahatlama hissedebileceğiz” dedi. 


“Gideri mutlak, geliri muğlak işlere girmeyin” 

Sanayicilere âtıl varlıkları ellerinden çıkarma önerisinde bulunan Bali, “Katma değerli olmayan işleri ayıklayın. Gider yönetiminin son derece önem kazandığı bir dönem. Bununla yatırım kararlarınızı erteleyin veya gözden geçirin demiyorum. Kaçınma önerisinde bulunduğum şey; gideri mutlak, geliri muğlak işlere girmemek. Bu dönem bunların denenebileceği bir dönem değil” dedi.  

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM