İş hayatında mizah, doğru kullanıldığında güçlü bir araçtır. Gerilimi azaltır, iletişimi kolaylaştırır, liderliği insani kılar. Ancak aynı mizah, ölçüsüz ve yerini bilmeden kullanıldığında güveni zedeler, saygınlığı aşındırır ve kişiyi farkında olmadan “yavşak” olarak etiketlenebileceği bir noktaya taşır. İşte tam bu noktada karşımıza iki kavram çıkar: nüktedanlık ve laubalilik.
Nüktedanlık; zekânın, zamanlamanın ve ölçünün birleşimidir. Kişi neyi, ne zaman, kime söyleyeceğini bilir. Mizahı, ortamı rahatlatmak için kullanır ama asla karşısındakini küçük düşürmez. Yavşaklık ise çoğu zaman kendini “samimi” zanneden ama sınırları ihlal eden bir tavırdır. Mizah kisvesi altında saygıyı aşındırır, ilişkileri zedeler.
Bu farkı daha somut anlatmak için yıllar önce bizzat yaşamış olduğum bir vakaya bakalım.
Aynı Toplantı, İki Farklı Tavır
Ürünlerini ihraç ettiğimiz küçük ev aletleri üreticisi bir şirketin koordinasyon toplantısı … Masanın etrafında genel müdür, üretim direktörü, satış direktörü, tedarik zinciri direktörü ve orta kademe yöneticiler var. Bir de ben.
Gündem yoğun, işler sıkışık.
Toplantının ortasında üretim müdürü söz aldı:
“Bu ay planın gerisinde kaldık. Özellikle boyahane tarafında ciddi bir darboğaz oluştu.”
Tam bu noktada satış direktörü araya girdi:
“Demek ki boyahane yine romantik takılıyor, işleri ağırdan alıyor!” diyerek gülmeye başladı.
O an odada hafif bir gülüş oldu ama üretim direktörünün yüzü düştü. Çünkü sorun gerçekti, ekip zorlanmaktaydı ve maalesef satış direktörü ise yaptığı yorum ile meseleyi hafife almaktaydı.
Çok kısa süren ama buz gibi bir sessizlikten sonra tedarik zinciri direktörü söze girdi:
“Romantiklik kısmını bilemem ama darboğaz gerçek gibi görünüyor. Bu sıkışıklığı çözmek için bizden nasıl bir destek beklersiniz? Belki süreci hızlandıracak küçük bir dokunuş yeterli olur.”
O an odadaki hava değişti. Hem yüzlerde hafif bir tebessüm oluştu hem de konu ciddiyetini korudu. Üretim direktörü kendini savunma ihtiyacı hissetmeden durumu anlatmaya başladı…
Hikâyenin bundan sonraki kısmını tahmin etmek zor olmasa gerek.
Aynı ortam, iki farklı yaklaşım…
Satış direktörü kendince espri yapmıştır. Ama yaptığı şey, problemi küçümsemek ve karşısındaki yöneticiyi zora sokmaktan başka bir şey değildir. Bu, kısa vadede “eğlenceli” gibi görünse de uzun vadede güveni aşındırır. İnsanlar böyle kişilerin yanında açık konuşmamaya başlar. Hatta, mümkünse birlikte olmamaya çalışırlar.
Tedarik zinciri direktörü ise nüktedandır. Küçük bir mizah dokunuşu yapar ama ardından konuyu toparlar, odağı çözüme getirir. Kimseyi incitmez, aksine iletişimi güçlendirir.
Peki fark nerede?
Fark; niyette, ölçüde ve sonuçta gizlidir.
- Nüktedan kişi, ortamı rahatlatır ama odağı kaybettirmez.
- Yavşak kişi, odağı dağıtır ve çoğu zaman kendini merkeze koyar.
- Nüktedan kişi, karşısındakinin itibarını korur.
- Yavşak kişi, farkında olmadan o itibarı zedeler.
- Nüktedan kişi, saygı uyandırır.
- Yavşak kişi, bir süre sonra ciddiye alınmaz.
İş hayatında neden bu kadar kritik?
Çünkü iş dünyası sadece sonuç üretme yeri değil, aynı zamanda güven üretme alanıdır. Güvenin olduğu yerde insanlar hata yapmaktan korkmaz, fikirlerini açıkça paylaşır, sorumluluk alır.
Ancak mizah sınırları aşıldığında, insanlar kendini korumaya başlar. Toplantılar yüzeysel hale gelir. Gerçek sorunlar konuşulmaz. Ve en tehlikelisi: organizasyon “gülüyor gibi yaparken” aslında içten içe ağlıyordur.
Son söz
İş hayatında mizah kullanın. Ama dozunu, zamanını ve yönünü iyi ayarlayın.
Unutmayın;
ince bir espri sizi büyütür, ölçüsüz bir şaka ise küçültür.
Ve çoğu zaman insanlar ne söylediğinizi değil, kendilerine nasıl hissettirdiğinizi hatırlar.