Oldu Mu Böyle Hocam?

Bir gün birdenbire, seni özlediğimi hissettim ve gecikmeden eski günlerdeki gibi birer orta kahve eşliğinde sohbet etmeye karar verdim. Ertesi gün haber geldi: “Bülent Hocam, en sevdiğin dostunu yitirdin”.

Değerli dostum! Aramızdaki karşılıklı saygı ve sevgi aynı odayı paylaşmak şansını elde ettiğimiz gün oluşmuştu, biliyorsun. O gün, bugün içtiğimiz su ayrı gitmedi değil mi? Beni başka odaya aldıklarında çok kızmıştım. Sanki beni başka kente tayin etmişlerdi. Her öğle vakti yemeğimizi beraber yedik, Tahtakale’yi birlikte gezdik, aynı sorunlara üzüldük, aynı hoşluklara güldük be Hocam! Kolay rastlanır şey mi bu? Telefondaki sesin “Hocamızdan konuşurken akla ilk siz gelirdiniz” deyişi bundan böyle yaşadıkça kulağımda çınlamaz mı? Daima gülen ve mutluluk saçan yüzü gözlerimin önünden gidebilir mi hiç? Her görüşmemizde, telefonlaşmamızda “Patron nasıl?” diye torunumun hatırını sorma düşünce ve zarafetini nasıl unutabilirim? Patron çok iyi Hocam. Üstelik tam senin istediğin gibi, canıma okuyor.

Olmadı Hocam, olmadı dostum, olmadı dert ortağım! Günaha girsem de “Zamanı değildi!” dedim telefonu kapatınca. Dostumdun Hocam, gerçek anlamda dostumdun. Sanki aynı mahallenin, aynı okullarda okumuş, aynı takımda oynamış, aynı denizde yüzmüş iki haşarı çocuğu gibiydik. Duyduğum haber doğru değil, değil mi Hocam? Aslında, buluşup tatlı, tatlı sohbet edemeyeceğimiz uzak bir memlekete gittin değil mi? Eh nasıl olsa bir gün orada seni bulurum, takma kafana Hocam! Benden kaçamazsın, biliyorsun. Belki Tahtakale’deki Rumeli köftecisine gidemeyeceğiz ama olsun be Hocam. Ben senin için de yerim. Hem zaten kim demişse yanlış biliyor: Bir gün gene buluşacağız Hocam. O gün gelene kadar ben sana düzenli olarak buradan haberler yazarım. Garip olan bir şey var Hocam: Kıbrıs savaşından Gazi olarak çıkmayı başardın da eğitim şehidi olmaktan nasıl kaçamadın? İnsan dersin ortasında yıkılıp kalır mı? Ama ben senin görevine ne kadar düşkün olduğunu, öğrencilerine bildiklerini öğretmek için ne kadar çok çalıştığını bilenlerdenim. Bu kadar yorma kendini dedim, dinlemedin. Bak gördün mü? Ben haklı çıktım. Keşke çıkmasaydım. Keşke korktuğum başıma gelmeseydi. Bir şeyi anlamakta güçlük çekiyorum: Neden iyi insanlar, insan gibi insanlar erkenden terk-i dünya eyliyor?

Neyse Hocam, sevgili dostum, olan oldu. Zaman her şeye kadirdir. Dediğim gibi bir gün buluşacağız. Tabii eğer Rabbim beni de senin gibi cennete yollarsa.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Fazıl Bülent Kocamemi

Diğer Yazarlar