Şanlıurfa, “2029 Dünya Gastronomi Bölgesi”ne Türkiye’den ilk kez aday olan şehir unvanıyla uluslararası başarıya imza attı
Şanlıurfa, Uluslararası Gastronomi, Kültür, Sanat ve Turizm Enstitüsü (IGCAT) tarafından verilen “2029 Dünya Gastronomi Bölgesi (World Region of Gastronomy)” unvanına aday gösterildi. Türkiye’den, bu alanda aday gösterilen ilk şehir olma özelliğini taşıyan Şanlıurfa, uluslararası ölçekte önemli bir başarıya imza attı.
Bu prestijli adaylık, Tersane İstanbul’da gerçekleştirilen özel bir lansmanla duyuruldu. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın ev sahipliğinde gerçekleşen gecede, Şanlıurfa’nın UNESCO Müzik Şehri kimliğini yansıtan Vox Humanis konseriyle başladı. Şanlıurfa’dan yükselen çağdaş bir çok sesli koro olan Vox Humanis; Anadolu’nun çok kültürlü müzik hafızasını Batı koro geleneğiyle buluşturan repertuvarıyla, bölgesel mirası evrensel bir sahne diliyle yorumlayan güçlü bir sanat odağı olarak geceye damga vurdu. Şanlıurfa’nın adaylığı, yalnızca bir şehir tanıtımı değil, insanlık tarihinin en erken yerleşimlerinden biri olan bu coğrafyanın, sofra kültürü üzerinden yeniden anlatılması anlamına geliyor. IGCAT (International Institute of Gastronomy, Culture, ArtsandTourism) tarafından yürütülen süreçte şehirler yalnızca mutfak zenginliğiyle değil, kültürel mirasın korunması, yerel üretimin sürdürülebilirliği ve gastronominin bir kalkınma modeli olarak ele alınması gibi çok katmanlı kriterler üzerinden inceleniyor.
Adaylık süreci ve paydaşlar
Unutulmaya yüz tutmuş Urfa yemeklerini yeniden gün yüzüne çıkarmak, geleneksel tarifleri kayıt altına almak ve ata tohumlarını koruyarak yerel üreticiyi güçlendirmek adına başlatılan bu sürecin ilk etabında, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile IGCAT arasında ön görüşmeler gerçekleştirildi. Ardından, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından Şanlıurfa’yı temsil etmek üzere, Harran Üniversitesi, Haliliye Belediyesi, Eyyübiye Belediyesi, Karaköprü Belediyesi, GAP İdaresi, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası, SlowFood Türkiye Network ve Bureau Gastronomica’nın dahil olduğu güçlü bir paydaşlık komisyonu oluşturuldu. Hazırlanan başvuru dosyası, Barcelona’da düzenlenen IGCAT Danışma Kurulu Toplantısı’nda değerlendirildi ve Şanlıurfa, Türkiye’den bu ünvan için resmî aday ilan edilen ilk şehir oldu.

“Sadece bir adaylık değil”
Lansmanda konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, bu buluşmanın yalnızca bir lansman değil, insanlık tarihinin en kadim sofralarından birinin etrafında gerçekleşen anlamlı bir buluşma olduğunu vurguladı. Şanlıurfa’nın tarihsel derinliğine dikkati çeken Gülpınar, şehrin kuruluş tarihinin bilimsel olarak kesin şekilde belirlenemeyen en eski yerleşimlerden biri olduğunu ifade ederek, her yeni arkeolojik bulgunun bu geçmişi daha da geriye taşıdığını belirtti.
Yaklaşık 12 bin yıl önce bu topraklarda yaşanan büyük dönüşümün insanlık tarihini değiştirdiğini vurgulayan Gülpınar, buğdayın ilk kez ehlileştirilmesinin yalnızca bir tarımsal gelişme değil, aynı zamanda medeniyetin başlangıcı olduğunu söyledi. Göbeklitepe ve Karahantepe gibi alanların yalnızca geçmişi değil, bugünün sofra kültürünü de anlamlandırdığını ifade eden Gülpınar, Şanlıurfa’da gastronominin bir lezzet meselesinden çok bir hafıza meselesi olduğunu dile getirdi. Şanlıurfa mutfağının gücünün yalnızca çeşitliliğinden değil; toprakla, üretimle ve paylaşım kültürüyle kurduğu bağdan geldiğini de belirten Gülpınar, “Halil İbrahim Sofrası” geleneğinin bu şehrin yalnızca yemek değil, bir gönül kültürü ürettiğinin göstergesi olduğunu ifade etti. Şehrin yalnızca gastronomiyle değil, müzik kültürüyle de güçlü bir mirasa sahip olduğunu vurgulayan Gülpınar, Şanlıurfa’nın UNESCO Müzik Şehri unvanının bu çok katmanlı kültürel birikimin önemli bir yansıması olduğunu kaydetti.
Gastronomi bir kalkınma modeli
Şanlıurfa’nın bu süreci yalnızca bir unvan hedefi olarak değil, bütüncül bir kalkınma yaklaşımı olarak ele aldığını belirten Gülpınar; ata tohumlarının korunması, yerel üreticinin desteklenmesi ve geleneksel bilgi birikiminin geleceğe taşınması yönünde kapsamlı bir vizyon ortaya koyduklarını ifade etti. Gastronominin yalnızca tüketim değil, üretimden sofraya uzanan bir değer zinciri olarak ele alınacağını vurgulayan Gülpınar, turizmin yerel yaşamı dönüştüren değil, onunla birlikte büyüyen bir modelle ilerlemesi gerektiğini belirtti.
