2. Yaşlılık Şurası’nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin 2100 yılındaki yaşlı nüfus oranının yüzde 33,6’ya yükseleceğini ifade etti
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ev sahipliğinde 2. Yaşlılık Şurası gerçekleşti. “2026-2035 Aile ve Nüfus 10 Yılı” vizyonu kapsamında, yaşlılara yönelik politika, hizmet ve uygulamaların bütüncül bir yaklaşımla ele alınan 2. Yaşlılık Şurası Ankara’da düzenlendi. Şuranın ikinci gününde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla devam etti.
Yaşlı nüfus giderek artıyor
Türkiye’de yaşlı nüfus oranı 2025 yılı verilerine göre yüzde 11,1’e yükselerek “çok yaşlı toplum”a evrildi. 2019 yılı yaşlılar yılı ilan edilerek konu, belirgin bir politika alanı olarak ele alındı. Türkiye, 2025 yılında yaşlı nüfus oranına göre 194 ülke arasında 75’inci sırada yer alıyor. Türkiye’de yaşlı nüfus oranı 2000 yılında yüzde 5,7 iken, 2023 yılında ilk kez yüzde 10’un üzerine çıktı. Bu durum da Türkiye’yi “çok yaşlı ülkeler” grubuna taşımış oldu. TÜİK tahminlerine göre, nüfus göstergeleri bu şekilde devam ederse 2025 yılında yüzde 11,1 olan yaşlı nüfus oranı 2030 yılında yüzde 13,5, 2100 yılında ise yüzde 33,6 olacak.
2026’da 8 yeni huzurevi kazandırılacak
Türkiye’de 178 resmi huzurevinde yaklaşık 15 bin vatandaşa hizmet veriliyor. Diğer kamu kuruluşlarda ve özel huzurevlerinde toplamda yaklaşık 30 bin vatandaş kurumsal bakım hizmetlerinden yararlanıyor. 2026 yılı içinde de 8 ilde 900 kapasiteye sahip yeni huzurevlerinin hizmete alınması planlanıyor.
Doğurganlık hızının azalması ve refah seviyesine vurgu
Küresel yaşlanma süreci olarak adlandırılan “demografik dönüşüm” evresinde olan Türkiye’de, çocuk ve genç nüfus oranı hızla azalırken, yaşlı nüfus oranının ise hızla artış gösterdiğini belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, konuşmasında “Doğurganlık hızındaki sürekli ve keskin azalmanın yanı sıra, hayat standardı ve refah seviyesinin artması ile sağlık alanında kaydedilen gelişmeler neticesinde ölümlülük hızımız azalmıştır. Bu faktörlerin bir sonucu olarak, doğuşta beklenen hayat süresi ve yaşlı nüfus artmış, ortanca yaş yükselmiş, çocuk ve gençlerin toplam nüfus içindeki oranı azalmıştır” dedi.
62 ilde yaşlı nüfus %10’un üzerinde
En az bir yaşlı fert bulunan 7 milyondan fazla hanenin yaklaşık 2 milyonunu tek başına yaşayan yaşlı fertlerin oluşturduğunu aktaran Yılmaz, “Türkiye genelinde 81 ilimizi incelediğimizde, 2025 yılında 62 ilimizde yaşlı nüfus oranının yüzde 10’un üzerine çıktığını görüyoruz. Bu durum yaşlanmanın artık ülke genelinde yaygın bir demografik gerçeklik haline geldiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. Ortaya çıkan tablonun bunun sadece demografik bir değişim değil, yaşlılıkta yalnızlığın büyüyen bir sosyal sorun olduğunu ifade etti.
Yaşlı nüfusun yaşlılık sürecini ne kadar etkin geçirdiğinin tespit edilebilmesi adına, Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu’nun (UNECE) katkılarıyla Aktif Yaşlanma Endeksi (AYE) geliştirildiğini ifade eden Yılmaz, en son 2018 yılı için AB üye ülkeleri için yayımlanmış olan AYE değeri 36,8 iken; 2024 yılında Türkiye’nin AYE değerinin 29,7 olduğunu dile getirdi. Yılmaz, bu durumun Türkiye’nin yaşlanan nüfusunu aktif ve üretken biçimde ekonomik ve sosyal hayata entegre etme konusunda potansiyelini yeterince gerçekleştiremediğini gösterdiğini belirtti.
Eski Türk kültüründe yaşlıların “ak sakal, bir bilen” gibi sıfatlarla anılması, onların toplumun hafızası ve yol göstericisi olarak kabul edildiğinin güçlü bir göstergesi olduğunun altını çizen Yılmaz, “Orta Vadeli Programımız (OVP) çerçevesinde, ülkemizin değişen demografik yapısına uyum sağlamak ve yaşlı nüfusumuz için bakım hizmetlerini güçlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır” dedi.
Şura’dan elde edilecek çıktıların, strateji belgelerinden mevzuat düzenlemelerine kadar geniş bir çerçevede somut karşılık bulacağını belirten Yılmaz, yaşlı bireylerin hayatın her alanında daha aktif, daha bağımsız ve daha güvenli bir şekilde yer almalarına imkân tanıyacağını vurguladı.
