TÜBİSAD, üniversite tercih döneminde çağrıda bulundu. Yapay zekâ korkusunu değil, yetkinliğini büyütmek gerektiğini ifade eden TÜBİSAD, yapay zekanın gelecekteki etkisi de meslek seçimlerini etkiliyor
Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), üniversite tercih döneminde sosyal medyada ve kamuoyunda sıkça dile getirilen “Yapay zekâ meslekleri sonlandıracak, mühendislik ihtiyacını ortadan kaldıracak” yönündeki karamsar söylemlere karşı bir basın açıklaması yayınladı. TÜBİSAD, asıl riskin yapay zekânın gelişmesi değil, bu dönüşümü yönetecek ve teknolojiyi geliştirecek nitelikli insan kaynağının yetiştirilememesi olduğuna dikkati çekti.
Yapılan açıklamada, uluslararası araştırmaların ve sektör verilerinin bir “işsizlik çağına” değil, mesleklerin dönüştüğü ve nitelikli insan kaynağı ihtiyacının arttığı bir döneme işaret ettiği belirtildi. Dünya Ekonomik Forumu (WEF) verilerine göre, 2030’a kadar 170 milyon yeni iş rolünün oluşması, 92 milyon işin yer değiştirmesi ve net 78 milyon yeni istihdam yaratılması bekleniyor. Büyük veri, yapay zekâ, makine öğrenmesi ve siber güvenlik alanları en hızlı büyüyen meslekler arasında ilk sırada yer alıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) raporları, üretken yapay zekânın meslekleri tamamen ortadan kaldırmaktan ziyade çalışma biçimlerini ve görev dağılımını dönüştüreceğini ortaya koyuyor. OECD değerlendirmeleri ise yapay zekâyı benimseyen kurumların %50’sinden fazlasında yüksek eğitimli çalışan ihtiyacının arttığını gösteriyor.
Rutin görevler otomatizasyon ile azalırken; sistem tasarımı, problem tanımlama, veri doğrulama ve etik değerlendirme gibi yetkinliklerin önemi her geçen gün artıyor. Sektörel raporlar, küresel bilişim sektörünün bulunduğumuz yılda rekor miktarda büyüdüğünü, toplam nitelikli insan kaynağı ihtiyacının azalmadığını ve önümüzdeki 5 yılda bu ivmenin devam ederek pazarın 8,4 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini gösteriyor. Küresel pazardaki bu güçlü büyümeye paralel olarak, Türkiye’de Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) sektörü de geçtiğimiz yıl yaklaşık %45 büyüyerek 54 milyar dolar (2,13 trilyon TL) büyüklüğe ulaştı. Sektördeki toplam çalışan sayısı ise %17 artışla 289 bin kişiye yükseldi. Türkiye’nin orta ve uzun vadeli hedefinin 1 milyon nitelikli teknoloji çalışanına ulaşmak olması gerektiği vurgulanıyor.

“En büyük risk, dönüşümü yönetecek insan kaynağını yetiştirememektir”
Üniversite tercih dönemindeki gençlere, akademiye ve sektöre yönelik kritik değerlendirmelerde bulunan TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak, “Yapay zekânın bazı görevleri otomatikleştireceği ve çalışanlardan beklenen becerileri değiştireceği açıktır. Ancak buradan bilgisayar mühendislerine, elektronik mühendislerine, yazılım geliştiricilere veya yapay zekâ uzmanlarına ihtiyaç kalmayacağı sonucunu çıkarmak verilerle bağdaşmamaktadır. Tam tersine; yapay zekâ sistemlerinin tasarlanması, doğrulanması, siber saldırılara karşı korunması ve sektör süreçlerine güvenilir biçimde entegre edilmesi daha fazla nitelikli insan kaynağı gerektirmektedir” dedi.
Gençlere yapay zekâdan korkmalarını değil; yapay zekâyı anlayacak kadar güçlü temel bilgiye, onu geliştirecek kadar mühendislik yetkinliğine ve sonuçlarını sorgulayacak kadar etik sorumluluğa sahip olmalarını öneren Tombalak, “Gelecekte yalnızca yapay zekâ uzmanları değil, yapay zekâyı kendi mesleğinde doğru kullanan doktorlar, mühendisler, hukukçular, tasarımcılar ve yöneticiler öne çıkacaktır. Türkiye’nin hedefi yalnızca küresel teknolojilerin tüketicisi olmak olamaz. Kendi verisini koruyan, kendi modellerini ve yazılımlarını geliştiren, yüksek katma değerli teknoloji ihraç eden bir ekonomi için çok daha geniş bir yetenek havuzuna ihtiyacımız var. Türkiye’nin orta ve uzun vadede 1 milyon nitelikli teknoloji çalışanına ulaşmayı ulusal bir insan kaynağı hedefi olarak değerlendirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu süreçte en büyük sorumluluklardan biri de eğitim dünyamıza düşüyor. Üniversitelerimizin değerli rektörlerine, akademisyenlerimize ve tüm bilişim sektörüne çağrıda bulunuyoruz: Gençlerimizi belirsizlikle değil, doğru bilgi ve yönlendirmelerle buluşturalım. Müfredatları yeni nesil yetkinliklerle güncelleyerek, akademinin teorik gücü ile sektörün pratik tecrübesini daha güçlü bir biçimde harmanlayalım. Yapay zekâ çağında en büyük risk teknolojinin ilerlemesi değil, bu ilerlemeyi yönetecek insan kaynağının doğru yetiştirilememesidir” ifadelerini kullandı.

