Tatil bitti

Eşim: “haydi gidiyoruz!” dedi. Uzun bir yolculuk, gece molaları, derken kendimizi liseli ağabey, ablalar ve kardeşlerle buluşturan, Yunanistan’ın küçük ama sempatik Leros adasında oğlak yerken bulduk. Ada’da yaşayanlar, dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen 90 üzerinde yolu Galatasaray Lisesinden geçmiş olanlar ve eşleri iki güzel günü birlikte geçirdik.

Önce aklımda siyasi olarak kalanı yazayım. “Hangi vesayet rejiminin hukuku daha makbuldü?” sorusu çokça tartışıldı. Yanlış anlaşılmasın, bu tartışmayı yapan hemen herkes 12 Eylül rejiminden çok çekmiş ve askeri vesayetten nefret eden yaşıtlarım ya da büyüklerimdi. “Bugünün koşullarında eski vesayet rejimini tercih eder miydiniz?” soruma cevapları “kesinlikle hayır”dı. Ama söyledikleri “12 Eylül günlerinde bile Türkiye’de öngörülebilir bir hukuk vardı!” şeklindeydi.

En güzel örneği, adı bende saklı, Fransa’da çok önemli tıbbi araştırmalar yapan Prof. Dr. Bir kardeşim verdi. “12 Eylül’de eski solculuk gereği silahla yakalanmıştım. Avukatım bana 5 yıl 4 ay ceza alırsın demişti. Gerçekten de 5 yıl 4 ay ceza aldım, ardından iyi hal, vs. cezaevinden çıktım! Şu anda gözaltına alınanların ne suçları belli, ne de tutukluluk, olası mahkumiyet süreleri ile ilgili bir şey bilemiyorum!”

Hani ömrümüz vefa ederse bir sonraki Leros oğlak yeme toplantısında buluşmak üzere vedalaştık, uzun bir yolculuğun ardından evimize geri döndük.

Peki tatilin ardından nelerle karşılaştık?

Anladığım kadarı ile Türkiye cephesinde değişen pek bir şey yok. Görüşlerine değer verdiğim ekonomistlere göre yine matematik bilmezlikten kaynaklanan hesap hataları, Türkiye’nin nüfusunun azalmasına bağlı olarak ülkemizi bekleyen yeni kabus senaryoları, illa ki plansızlık ve programsızlık.

Dünya’ya gözümüzü çevirdiğimizde ise sonbahar seçimlerinin olası getirecekleri.

İlk beklenen seçim Almanya’da (eski Doğu Almanya) Saksonya-Anhalt eyaletinde gerçekleşti. Beklendiği gibi aşırı sağcı AfD oyların yüzde 44.4 ünü alarak seçimden birinci parti olarak çıktı. Ancak meclis çoğunluğunu elde edemediği için tek başına iktidar olamadı. Geride kalan partiler AfD ile koalisyon ortağı olmayacaklarını ifade etmiş olsalar da birbirleri ile net görüş ayrılıkları olduğu için bu eyalette uzun süreli bir iktidar krizi yaşanması kaçınılmaz gözüküyor.

Peki bu sonuç Almanya için orta ve uzun vadede ciddi bir tehdit mi? Kesinlikle evet. Merz hükümeti Ukrayna’ya olan maddi desteği bu şekilde sürdürmeye devam eder, kaynakları içerdeki sorunların çözümüne yönlendirmezse aşırı sağın güçlenmesinin önüne geçemeyeceği bir gerçek.

Sonbaharın diğer seçimleri ne getirecek diye göz atarsak…

İsveç genel seçimleri için erken oy kullanma başladı, önümüzdeki hafta (13 Eylül) nihai sonuçları göreceğiz. 349 üyeli İsveç parlamentosunda şimdilik aşırı sağın yükselişinin çok fazla hissedilmeyeceği anlaşılıyor. Umarız öyle olsun.

Almanya ve İsveç’i bir yana bırakırsak, dünyadaki gidişi en fazla etkileyecek iki seçim hiç şüphesiz İsrail’de ve ABD’deki yenileme seçimlerinde.

İsrail 27 Ekim Salı günü seçime gidiyor. Bu seçim aynı zamanda Netanyahu için bir güven oylaması anlamına gelecek. İsrail Netanyahu ile devam mı edecek? Yoksa Netanyahu’ya mahkeme yolları mı gözükecek? Hoş Netanyahu kalsa da gitse de İsrail’in politikalarında çok fazla bir şeyin değişmeyeceğini söyleyenler çoğunlukta.

Peki seçim sonuçlarına göre İsrail Türkiye ilişkileri nasıl olacak? Gerginliğe devam mı? Yoksa yeni bir yumuşama dönemi mi? Hoş gerginliğin göstermelik olduğu her iki ülkenin de iç politikalarında işe yaradığını yazan çizen çok sayıda siyesi analist mevcut.

İsrail seçimlerinin ardından 3 Kasım günü bu kez ABD’deki yenileme seçimlerine tanıklık edeceğiz. Trump bu seçimlerden en azından elindeki gücü muhafaza ederek mi çıkacak? Yoksa Demokratların daha fazla sandalyeye sahip olmasıyla topal ördek haline mi dönüşecek?

Peki Türkiye için Trump mı tercih meselesi? Yoksa Demokratların ağırlığı mı?
Sahi CAATSA, F35, F16 yenileme kitleri, uçak motorlarının geleceği sadece bu seçimlerin sonuçlarına mı bağlı?

Ömrümüz vefa ederse bekleyip görmeye devam!

Can Baydarol

Diğer Yazarlar