
Antalya’da turizm sezonu kasım ayına uzarken, Side ve Manavgat’ta bu kez otellerin doluluğu değil, o otelleri ayakta tutan çalışanların barınma sorunu gündeme geldi
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2026/3 dönemi turizm amaçlı tahsis programında Side’de iki ayrı alanın 150’şer yatak kapasiteli personel lojmanı amacıyla değerlendirilmesi, bölgedeki ihtiyacın ulaştığı noktayı da ortaya koydu. Toplam 300 yataklık kapasite öngören bu adım, turizm bölgelerinde gayrimenkul planlamasının yalnızca turist konaklaması üzerinden ele alınamayacağına işaret etti.
Turizm ve gayrimenkul sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren girişimci Ahmet Tanır, turizm sezonunun uzamasının Side ve Manavgat’taki konut ihtiyacını da dönüştürdüğünü belirterek, sektörün önümüzdeki dönemde en önemli konularından birinin çalışanların barınması olacağını söyledi.
Sezon uzuyorsa çalışanın da bölgede kalabilmesi gerekiyor
Turizm sezonunun uzamasının bölge ekonomisi açısından önemli bir gelişme olduğunu ancak bunun beraberinde yeni ihtiyaçlar getirdiğini belirten Tanır, “Antalya’da yıllardır turizmde yatak kapasitesini, yeni otelleri ve turist sayılarını konuşuyoruz. Ancak sektör büyüdükçe başka bir ihtiyaç daha görünür hale geliyor: Bu tesislerde çalışan insanlar nerede yaşayacak? Sezon birkaç aylık dönemden çıkarak yılın daha geniş bölümüne yayıldığında çalışanların da bölgede daha uzun süre yaşaması gerekiyor. Dolayısıyla çalışan konutu artık turizm politikalarının yanında gayrimenkul politikalarının da konusu haline geliyor” dedi.
Side ve Manavgat’ta turizm sektörünün oluşturduğu istihdamın yalnızca otellerle sınırlı olmadığına dikkat çeken Tanır; restoranlardan eğlence sektörüne, perakendeden ulaşıma, temizlik hizmetlerinden teknik hizmetlere kadar geniş bir ekosistemin turizm hareketliliğiyle birlikte çalıştığını ifade etti.

Turizmin yeni gayrimenkul ihtiyacı lüks konut değil, erişilebilir konut
Bölgede gayrimenkul yatırımlarının bugüne kadar ağırlıklı olarak turistik tesisler, yazlık konutlar ve yatırım amaçlı projeler üzerinden değerlendirildiğini belirten Tanır, önümüzdeki dönemde farklı bir yatırım modelinin daha fazla konuşulacağını söyleyerek, “Side gibi güçlü turizm merkezlerinde gayrimenkul sektörünün önünde yeni bir alan oluşuyor. Turizm çalışanlarının ulaşabileceği fiyatlarda kiralık konutlar, personel lojmanları ve uzun dönem barınmaya uygun projeler giderek daha önemli hale gelecek. Turizm kentlerinde yalnızca yüksek gelir grubuna veya yatırımcıya yönelik konut üretmek yeterli değil. O kentin ekonomisini ayakta tutan çalışanların da kentte yaşayabilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Personel lojmanları yeni bir yatırım alanına dönüşebilir
Side’de personel lojmanı amacıyla yeni alanların gündeme gelmesinin önemli bir gösterge olduğunu belirten Tanır, turizm bölgelerinde yatırım anlayışının da değişebileceğini ifade etti.
Tanır, “Önümüzdeki yıllarda Antalya’da sadece ‘yeni otel nereye yapılacak?’ sorusunu konuşmayacağız. ‘Turizm çalışanları nerede yaşayacak?’ sorusu da yatırım kararlarının bir parçası olacak. Personel lojmanları, uzun dönem kiralık konut projeleri ve çalışanların iş yerlerine kolay ulaşabileceği yaşam alanları gayrimenkul sektöründe ayrı bir yatırım kategorisine dönüşebilir” dedi.
Turizmde sürdürülebilirlik çalışanın yaşam koşullarından başlıyor
Turizmin 12 aya yayılması hedefinin yalnızca turist sayısı veya otel dolulukları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Tanır, sektörün insan kaynağını koruyabilmesinin de önemli olduğunun altını çizerek, “Bir bölgede çalışan barınamıyorsa, uzun vadede hizmet sektörünün sürdürülebilirliğini de konuşmak zorlaşıyor. Side ve Manavgat turizm açısından Türkiye’nin en güçlü bölgelerinden biri. Bundan sonraki aşamada yalnızca daha fazla turist getirmeyi değil, turizmi mümkün kılan insanların bölgede nasıl yaşayacağını da planlamamız gerekiyor. Bana göre önümüzdeki dönemde Antalya’nın en önemli gayrimenkul gündemlerinden biri çalışan konutu olacak. Turizmin sürdürülebilirliği, çalışanların da o kentte sürdürülebilir bir yaşam kurabilmesinden geçiyor” diye konuştu.
