Boşuna çekişmenin sonucu…

Ortada onlarca parti var sadece ikisinin çekişmesi gündemi işgal ediyor. Her ne kadar Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı Yeni Partiyle didişmeyim, parti çalışması yapın talimatı verse de Yeni Parti CHP ile uğraşıyor. Genel Başkanından üyelerine, partinin yandaş medyasından trol hesaplarına dek Kemal Kılıçdaroğlu’na büyük bir saldırı var. Kemal bey mümkün olduğunca Yeni Partililere yanıt vermeden partisini kitlelerle buluşturmaya çalışıyor. Özgür Özel ise yüksek tempoda etkinlik yapmaya sürdürüyor.

Bu iki partinin çekişmesinden kimler etkilenir diye sorgularsak; CHP ve Yeni Parti üyeleri ve sempatizanlarının bir kısmı söylemlerden etkilenebilir. Kamuoyuna gelince onlar parti içi çekişmelerle fazla ilgilenmezler. Bugüne kadar ister iktidarda isterse muhalefette olsun parti içi olaylar vatandaşı pek ilgilendirmemiştir. Halkımız seçim ortamına girilinceye dek kendi yaşamına bakar.

Parti içi yarışma halkın çıkarları doğrultusunda olduğu sürece halkın bir kısım vatandaş buna ilgi gösterebilir. Ecevit, Ortanı Solu hareketinde “toprak işleyenin su kullananın” sloganı ile çiftçiye dokundu. Emek sloganları, Kuzey Irak’taki Türkmen hakları, Bulgaristan Türklerine yapılan zulümlere karşı çıkmazı, engelli vatandaşların Oranının yüzde 7 olduğuna ve destek verilmesine kitleleri inandırması Ecevit’i boşuna “Karaoğlan” denmedi.

O zamanlardan bugüne dek birçok başbakan, cumhurbaşkanı görev yaptı, onlarca partinin genel başkanı seçildi. Hiçbiri kitlelerin gözdesi olamadı. Halkın desteğini alan sadece Recep Tayyip Erdoğan oldu ama partisinin seçmen desteği son yıllarda azaldı. Partisinin üyeleri ile ilgili iddiaları bir yana bırakırsak, kendi seçtiği ekip lidere inançlı görünümünden sanki kişisel beklentisi olanlardan oluşmui gibiydi. Bu durum zaman zaman Erdoğan’ı zora doktu.

Parti içi çekişmeler, partiler arasındaki gerginliklerin, çatışmaların Erdoğan’a yaradığını arada bir vurgularım. AKP içinde de farklı bakışlar, beklentiler olsa da bunlar dışarıya pek sızmaz. AKP üyeleri İtalyanca “omerta” yani sessizlik kuralına uydu ve zaman içinde kısmen dayanışma kültürleri de gelişti. Yine de partilerinin politikaları nedeniyle kitleleri ikna etmekte zorlandıklarını biliyoruz. Partinin “büyümesi” öyle veya böyle transferlerle ve propagandası ile olabiliyor. Bu büyümenin “sayısal” olduğu bilincinde olan çok geniş bir kesim var.

Bugün birçok parti AKP’nin alternatifi olarak iktidara gelmek için öne çıkmaya çabalıyor. Bunlar arasında İYİ Parti, CHP ve Yeni Partiyi sayabiliriz. Bu partiler arasında en şanslısı Yeni Parti olmakla birlikte kitlelerle ilişki kurma yöntemi değişik. Yani kitlelere çözüm yerine CHP’ne aşırı saldırmak, liderini aşağılamak, CHP’li üyeleri arayarak onlara Yeni Partiye katılmalarını istemek aksi takdirde aşağılamak gibi yaklaşımla Yeni Partiyi büyütmez. Böyle devam ederseler gündeme gelen partiden istifalar artar. Bir süre sonra bazı üyeler tekrar CHP’ne geri dönmenin peşinde olabilir.

O zaman şöyle bir soru sorulur; Yeni Parti ile CHP arasındaki fark nedir acaba? Yeni Partiye destek veren milyonlar var. Üye olan 500 binden fazla kişi kayıt olurken bunu bir heyecana veya toplum psikolojisine kapılıp da mı yaptılar yoka bilinçle mi? Partinin temel yaklaşımları tam olarak açıklanmadan, liderlerinin dinamik yapısı ve etkileyici sözleri kitleleri nereye kadar sürükleyebilecektir?

Seçimlerde Erdoğan’a rakip çıkmak isteyenler itişme, çekişme yerine birleşme yolunda.

İskender Odabaşoğlu

Diğer Yazarlar