Pazar, Temmuz 14, 2024

Pasaj

Her coğrafyanın farklı dinamikleri, üzerinde yaşayan toplumları şekillendirirken tarihsel anlamda kimlik olgusu sürece eşlik eder. Bütünü kavrayan toplum kültürü siyaset, adalet, eğitim, güvenlik vb ana temaların yanısıra potansiyel anlamda ekonomi’yi de tanzim mevkiindedir.

Herhangi bir idari sistemde icra makamında bulunmak; yetkilileri diğer toplumlar ve idareleri ile ilişkilerinde belli dengeler çerçevesinde, yaptırım gücü ile doğru orantılıdır. Yetkili olmak, uluslararası camiada kudreti bulunmak manasına gelmez. Devlet’ler arasında yerine göre ittifak, müttefiklik münasebetleri mazinin izlerinden etkilenirse de, karşılıklı bağımlılıklar, çıkarlar ilgili devre ait konumları belirleyicidir. 

Önce Cemiyet-i Akvam daha sonra Birleşmiş Milletler 20.asır’da devletlerin bütününü kapsayan birlik platformu oluşturma hedefine yönelikti. Ne var ki kuruluşundan bugüne muhtelif sıcak çatışma bölgelerinde bilhassa BM Barış Gücü’nün etkin olabildiğini ileri sürmek kabil değildir. 

Avrupa Kömür ve Çelik Birliği adı altında 1952’de 6 üye devlet tarafından kurulan, Avrupa Ekonomik Topluluğu şu anda Avrupa Birliği olarak teşkilatlanmıştır. Hacmen Dünya’nın hatırı sayılır siyasi ve ekonomik gücünü oluştursa da son zamanlarda anahatlarıyla belli meselelerde birlik içerisinde karar alma belirsizliği ortadadır. Brexit, Nato, göçmenler, Suriye, İran, Filistin  gibi önemli noktalarda ortak hareket etme yerine ayrışma sinyalleri ortaya çıkmıştır.

Küreselleşme’nin ivme kazandığı 20. asrın ikinci yarısında, İdari bürokrasinin ivme kaybı, Neoliberal öğretilerin “ tüketici birey “ tutkusu, ulus devletlerin törpülenmesini göze alarak, kitlelerin güvenlik başta olmak üzere alışkın, eski davranış biçimlerini örselemiştir. Genel olarak Toplumların yaşamlarındaki temel faktör sayılan eğitim ve öğrenim, ekonomide küreselleşme hevesinin zıttında olarak, hegemonik yapıların tekelinde bir meta haline gelmiştir. Tek başına bu çelişki dahi insanlık için alınması gereken ciddi mesaj niteliğindedir. 

O halde Dünya toplumlarını daha fazla ciddiye almanın, bazı çevrelerin sadece kendi programlarının yönlendirebileceğini öngören uygulamalarının ötesine taşımanın dünya siyasi mahfilleri ve idari yöneticilerinin toplumlar nezdinde daha fazla sayılır olmasının önü açılmalıdır.

Demir Uzun

Diğer Yazarlar