Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları açıklandı. Tercihler için son gün 11 Ağustos. Bu dönemde hem verileri doğru okumak hem de kararları etkileyebilecek değişkenleri iyi analiz etmek büyük önem taşıyor. 45 yıllık eğitim tecrübesiyle Final Eğitim Kurumları başarılı bir tercih sürecindeki kritik noktalar konusunda uyarıda bulunuyor.
Tercih süreci öğrencilerin yalnızca akademik geleceğini değil, aynı zamanda yaşam biçimini ve kariyer yönünü de şekillendiriyor. Final Eğitim Kurumları Rehberlik Koordinatörü Bora Serhat Çelik, tercih sürecinde sadece puan değil, öğrencinin ilgi alanları, kariyer hedefleri ve yaşam beklentilerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Çelik, başarı sıralamasının puandan daha güvenilir bir gösterge olduğunu, mesleki yönelimin mutlaka dikkate alınması gerektiğini ve üniversitenin sosyal olanaklarının da seçim sürecine dâhil edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca iki yıllık programların göz ardı edilmemesi, bilgi kirliliğine karşı dikkatli olunması ve öğrenci ile veli beklentilerinin çatışmaması için tercih sürecinde karşılıklı anlayışın esas alınması gerektiğinin altını çiziyor.
“’Ben kim olmak istiyorum?’ sorusuyla başlanmalı”
Tercihlerin gelecek planlarıyla örtüşmesinin elzem olduğuna vurgu yapan Çelik, “Yükseköğretim yalnızca bir eğitim süresi değil; gelecekte hangi alanda çalışacağınızı, nasıl bir yaşam tarzı sürdüreceğinizi ve hangi becerilerle topluma katkı sunacağınızı da belirler. Bu nedenle tercih sürecine sadece ‘Hangi üniversite daha prestijli?’ sorusuyla değil, ‘Ben kim olmak istiyorum?’ sorusuyla başlamak gerekir. Uygun olmayan bir bölümde okumak, profesyonel hayat boyunca gerekecek olan heyecanın yitirilmesine neden olabilir. Kısacası, bu tercih dönemi yalnızca bir okul seçimi olarak değil, kariyer olasılıklarına açılan kapıyı seçmek olarak görülmelidir” ifadelerine yer verdi.

“Puana değil başarı sıralamasına göre tercih yapılmalı”
Puanın değişken olduğunu ve YKS tercihinde bir sıralamanın dikkate alınması gerektiğini belirten Çelik, “Öğrenciler asla ‘Sıralamam yetmiyor ama puanım yetiyor’ diye düşünüp, puana göre liste yapılmamalı. Biliyoruz gençler ve aileleri böyle stresli durumlarda duygularla ‘Belki olur’ diyerek düşünüyor. Fakat isabetli karar vermeyi sağlayan en doğru veri ‘başarı sıralaması’dır” sözlerini kullandı. Tercih döneminde varsayımlarla hareket edilmemesi gerektiğini belirten Çelik, “‘Nasıl olsa gelmez’ diye listeye alınan programlar, çoğu zaman gelir ve ciddi bir pişmanlığa yol açar. Tercih listesindeki her bölüm, adayın kazandığında gitmeye hazır olduğu bir seçenek olmalıdır” uyarısında bulundu.
“İki yıllık – dört yıllık ayrımı yapılmamalı”
Öncelikli olanın tercihin adayın kariyer hedefine hizmet etmesi olduğunu vurgulayan Bora Serhat Çelik, “Üniversite denince akla genellikle 4 yıllık programlar geldiğinden, 2 yıllık programlara karşı yaygın bir ön yargı olduğunu görüyoruz. Adayların, programın kaç yıl olduğuna takılmak yerine, ne yapmak istediklerine ve bu hedefe hangi program türüyle ulaşacaklarına odaklanmaları daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Bazı 2 yıllık programlar, bazı 4 yıllık programlardan daha doyumlu bir kariyer ve yaşam standardı sunabilir” dedi.
