Pazar, Mart 15, 2026

Yusuf Öztürk: Logistech Fuarı’nın etkisi her yıl azalıyor

İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) İzmir Şubesi’nin ekim ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Argun Gündüç’ün yönetiminde, Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk ile meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleşti. Toplantıda konuşan DTO İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Öztürk, turizmden ticarete, fuarlardan kruvaziyer yolcu sayısına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

LOGISTECH Fuarına dair değerlendirmelerde bulunan Öztürk, “İlk üç fuar gerçekten çok başarılı geçti. Üçüncü fuardan sonra edindiğimiz deneyimlerle, dördüncü fuarı geliştirmek için çok sayıda toplantı yaptık. Fuarlar Komitesi defalarca bir araya geldi, görüşlerimizi İZFAŞ’a ilettik. Sonuçta fuar yine doldu ama benim kanaatim, buna rağmen fuar biraz geri gidiyor. Bu düşüşü durdurmamız gerekiyor. Lojider, UTİKAD gibi diğer paydaşlarla da bir araya gelip ciddi değerlendirmeler yapmalıyız. Fiyat politikaları, iş geliştirme yöntemleri ve fuarın tüm sürecinin yeniden ele alınması gerektiğine inanıyorum. Fuarın sürdürülebilir olması için, onu sadece ‘bir kampüs’ olarak görmek yeterli değil” dedi.


“BOT SHOW’a 200 tekne ve 500’e yakın marka katıldı”

Bodrum’daki Bot Show fuarının yaklaşık 200 tekne ve 500’e yakın markanın katılımıyla gerçekleştirildiğini belirten Öztürk, ilk organizasyon olmasına rağmen ortaya çıkan tablonun oldukça başarılı olduğunu söyledi. Fuarla ilgili bazı eleştirilecek yönlerin bulunduğunu dile getiren Öztürk, bunların ilerleyen yıllarda düzenlenecek ikinci ve üçüncü fuarlarda giderileceğine inandığını ifade etti. Kendisinin de yapıcı nitelikte bir eleştirisi olduğunu sözlerine ekleyen Öztürk, “Fuarda Bodrum’daki yerel markalar ağırlıktaydı, charter yapan firmalar teknelerini sergiledi, bazıları charter’dan çıkan tekneleri satmaya çalıştı. İkinci el ve yeni tekne satışları vardı ama sayı olarak sınırlıydı. Bence bu rakamları artırmamız şart. Özellikle büyük üreticilerin, markaların distribütörlerini pek göremedim. Bu eksikliği ilerleyen senelerde daha güçlü katılımlarla gidereceğimizi düşünüyorum. Bir dezavantajımız daha vardı; fuarın hemen ardından İstanbul’da başka bir Bot Show düzenleniyordu. Bu tür fuarlar genellikle sezon öncesine sıkışıyor ve katılımcılar arasında bölünmeler yaşanabiliyor” diye konuştu.


“Teknelerde desibel ölçümleri ve denetimler başladı”

Kuşadası’ndan gündeme gelen ve Aydın bölgesini de ilgilendiren müzik yayını konusuna dikkat çeken Öztürk, otel, restoran ve teknelerde ticari amaçla yapılan müzik yayınlarında artık telif hakkı ödenmesinin zorunlu olduğunu belirtti. 1951 yılına dayanan ancak uzun yıllar uygulanmayan yasanın son dönemde yeniden yürürlüğe girdiğini söyleyen Öztürk, ihlallerin hapis cezasına kadar varan yaptırımlarla karşılaşabileceğini dile getirdi. Öztürk, “Çevre Bakanlığı da desibel ölçümleriyle sürece dahil oldu. Teknelerdeki hoparlör sistemleri artık denetim kapsamında. Kıyıya yakın bölgelerde müzik yayını yapılabilmesi için bakanlıktan lisans alınması, telif ödenmesi ve teknik bir proje hazırlanması gerekiyor. Projelerin maliyeti yüksek; bazı tekneler 17 ila 30 bin TL, belge ve ruhsat ücretleriyle birlikte toplamda 80 ila 100 bin TL arasında ödeme yapmak zorunda kalıyor. Bu durum yetkililere iletildi ve Bakanlık, proje hizmeti sunan firmaların listesini genişleterek rekabeti artırmayı, fiyatları düşürmeyi ve şeffaflığı sağlamayı planlıyor. Belge bedelleriyle ilgili de yeni bir değerlendirme yapılacak. Telif hakları konusu ise hâlâ karmaşık. MSG, MESAM gibi birçok kurumun ayrı ayrı ücret talep etmesi süreci zorlaştırıyor. Bu nedenle tüm kurumlarla tek bir anlaşma yapılması ve ücretlerin teknenin kapasitesine, sezon süresine göre belirlenmesi önerildi. Çalışmalar bu yönde devam ediyor” açıklamasında bulundu.


“Kuşadası’nda Kruvaziyer yolcu sayısı 659 bine ulaştı”

Bu sezon Kuşadası’nda kruvaziyer turizminin oldukça iyi bir seyir izlediğini sözlerine ekleyen Öztürk, şu ana kadar 659 bin yolcuya ulaşıldığını ve yaklaşık 400 geminin limana yanaştığını söyledi. Yıl sonuna kadar benzer bir tablonun devam etmesinin beklendiğini ifade eden Öztürk, bunun bölge için hem ekonomik hem de sosyal açıdan önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.


“Nefes Kredisi derbi biletleri gibi 5 dakikada bitiyor”

TOBB Nefes Kredisi’ne dair izlenimlerini aktaran Öztürk, kredinin yeniden gündeme geldiğini belirterek, programın ikinci kez başlatıldığını ifade etti. İlk fazda 30 milyar TL’lik bir kaynak sağlandığını hatırlatan Öztürk, bu tutara 20 milyar TL’nin üzerinde ek bir bütçe eklendiğini fakat kredinin açıklanır açıklanmaz tükendiğini dile getirdi. Öztürk, “Program ikinci kez devreye alındı. İlk fazda 30 milyar TL’lik kaynak sağlanmıştı, buna 20 milyar TL’den fazla ek kaynak eklendi ama kredi kullanıma açıldığı anda tükendi. Galatasaray–Fenerbahçe derbisinin biletleri gibi; 5 dakikada bitiyor. İlk fazda da benzer şikayetler gelmişti. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu bu durumu yeniden gündemine aldı. Elbette kolay bir süreç değil; teminatlar hazırlanıyor, bankalarla protokoller yapılıyor, bu da zaman alıyor. Üçüncü ya da dördüncü bir faz gelir mi, şimdilik belli değil. Biz de ilk fazda bazı üyelerimiz adına araştırma yaptık. Her banka şubesine çok sınırlı bir kota tanımlanıyor. Örneğin, Çeşme’deki bir Denizbank şubesine gittiniz diyelim; ilk üç başvurudan biri değilseniz krediye erişemiyorsunuz. İstihbarat süreci tamamlanmadan kaynak tükeniyor. Gerçekten 40 yıldır bu sektördeyim, ama böyle bir şey görmedim. Bir maç bileti bile bu kadar hızlı tükenmez. Nefes Kredisi adeta 2 dakikada bitiyor” ifadelerinde bulundu.

Amerika’nın ‘Net Sıfır Emisyon’ tutumu dikkat çekici

Uluslararası gelişmeler ve ticaret konularına da değinen Öztürk, Amerika’nın Çin gemilerine ‘liman uğrak vergisi’ olarak adlandırılabilecek bir uygulama başlattığını belirtti. İlk ödemelerin yapıldığını hatırlatan Öztürk, buna karşılık Çin’in de mütekabiliyet ilkesi gereği Amerikan yapımı, Amerikan bayraklı ve Amerikan işletmesindeki gemilere ek vergi uygulamaya başladığını ifade etti. Öztürk, “Önümüzdeki süreçte ticaret savaşları hangi boyuta gelir, hep birlikte göreceğiz. Küresel dengeler açısından dikkatle izlememiz gereken bir konu. Bu arada Amerika’nın ‘Net Sıfır Emisyon’ konusundaki tutumu da dikkat çekici. Özellikle İMO çatısı altında yapılacak düzenlemelere karşı mesafeli durduklarını görüyoruz. Trump döneminden bu yana gelen bir yaklaşım bu. Yani çevreyle ilgili küresel anlaşmalara karşı hep bir direnç var” diye konuştu.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM