TÜSİAD’ın ikinci Yüksek İstişare Konseyi toplantısı yapıldı. Gerçekleştirilen toplantıda Türkiye’nin küresel ticarette dünya ile bağlantıları konuşuldu. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, ABD, Çin ve Avrupa Birliği’nin Türkiye ile ilişkilerini anlattı. Turan, kendilerini, şirketlerini ve Türkiye’yi oluşmakta olan yeni düzene göre konumlamaları ve eski dünya düzenine göre inşa edilmiş büyüme modelinin değişmesi gerektiğini söyledi. Aras ise AB’ye tam üyelik ve Gümrük Birliği güncellemesi hedeflerinden vazgeçmeden, ilişkilerin ortak fayda ve çıkarlar temelinde yeniden kurgulanması gerektiğini dile getirdi.
Üç bölgeye dikkati çekti
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, küresel sistemi anlamak için, jeoekonomik mücadelenin kıyasıya yaşandığı üç bölge olan ABD, Çin ve Avrupa’ya dikkat etmek gerektiğini dile getirdi. Turan, “Piyasa ekonomisinin kurum ve kurallarıyla eksiksiz işlemesini sağlamalı, makroekonomik istikrarı tesis etmeli, yapısal reformları tamamlamalı, şirketlerimizin verimliliğini artırmalı, teknoloji geliştirme ve inovasyon kapasitemizi yükseltmeli, eğitim sistemimizi dünya ile yarışır hale getirmeli, kadınların potansiyelini açığa çıkartmalarının önünü açmalıyız” dedi.
Gelecek dünya düzenine hazırlayacak stratejiler geliştirilmesinin önemine vurgu yapan Turan, “İş dünyası tüm zamanını kur, faiz, enflasyon sarmalını yönetmeye ve finansman sıkıntılarını çözmeye ayırmamalı. Enerjisini uzun vadeli yatırım ve üretim kararlarına ayırabilmeli. Hiç şüphesiz bu imkânı sağlayacak en önemli koşul enflasyonun kalıcı olarak tek haneli seviyelere inmesi fakat enflasyonla mücadeleyi kazanmak gerekli koşul olsa da yeni küresel düzenin açacağı fırsatlardan yararlanmanın yeterli koşulu değil. Küresel ekonomik sistem nasıl şekillenirse şekillensin, ekonomilerin güçlü olmasını sağlayacak özellikler değişmiyor” ifadelerini kullandı.

Aras: “AB pazarı ile iç içeyiz”
Avrupa Birliği’nin son yıllarda sessiz ama derin bir dönüşümden geçtiğini belirten TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, değişimin Türkiye’yi yakından etkilediğini dile getirdi. Türkiye’nin AB ile ilişkilerini yalnızca AB üyelik dosyasıyla sınırlamadığını söyleyen Aras, “Ekonomimiz, sanayimiz, enerji ağlarımız ve ticaret kanallarımızla Avrupa ve AB Tek Pazarı’yla iç içeyiz ancak bu iç içeliğin gerektirdiği kurumsal ve siyasi bağları yeterince kuramadık” dedi. Gümrük Birliği ile Türkiye’nin AB ve geniş Avrupa üretim zincirleri ile ticaret ağlarının ayrılmaz parçası haline geldiğini dile getiren Aras, Türkiye’nin fiilen bir Avrupa ekonomisi olduğunu söyleyerek, ihracatın yaklaşık yüzde 41’inin Avrupa Birliği’ne yapıldığını ve Türkiye’nin AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı olduğunu dile getirdi.
Yeni Avrupa’da üç temel dönüşüm hattı olduğunu söyleyen Aras, “Birincisi, Avrupa kendini artık bir “güvenlik ve dayanıklılık alanı” olarak kuruyor. Ticaret, savunma, enerji, gıda, siber güvenlik ve yapay zekâ teknolojisi artık aynı güvenlik stratejisinin parçası. İkincisi, Avrupa kendini yeniden bir “üretim alanı” olarak tanımlıyor. Yarı iletkenlerden yeşil teknolojilere, yapay zekadan elektrifikasyona kadar kritik sektörlerde “stratejik özerklik” hedefliyor. Üçüncü dönüşüm, Tek Pazar. Sadece ekonomik değil, stratejik bir proje olan AB Tek Pazarı’nın tamamlanması için 2028 yılı hedef tarih olarak belirlendi” ifadelerini kullandı.

Savunma sanayinde önemli rol
Tek Pazar’a entegrasyonunu derinleştirmek isteyen Türkiye için 2028 yılının büyük önem taşıdığını dile getiren Aras, “Önümüzdeki dönemde NATO, Avrupa ülkelerinin her birinin GSYİH’sinin yüzde 3,5’ini temel savunmaya harcamasını istiyor. Önümüzdeki 10 yılda her yıl yaklaşık 290 milyar euro ek savunma harcaması yapılması bekleniyor. Türkiye, savunma sanayindeki yatırımları ve üretimi ile Avrupa’nın yeni savunma yapılanmasında önemli rol oynayabilir” dedi. Türk ve Avrupa şirketlerinin Suriye, Ukrayna, Gazze ve Afrika gibi üçüncü ülke ve bölgelerde kalkınma ve yeniden inşa projelerinde iş birlikleri yaparak global oyuncularla çok daha etkin rekabet edebileceğini dile getiren Aras, Türkiye’nin etkin karbon yönetimi ile Avrupa pazarında rekabet gücünü artırması gerektiğini söyledi.
