27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında Cumhurbaşkanlarının ulusal bayramlarda yayınladıkları kutlama metinlerinde verilen mesajlar benzer kalıplar ile başlayıp sona eriyordu. Özellikle 1961 ve daha sonra 1982 Anayasalarda yer aldığı üzere “Kaderde, kıvançta ve tasada ortak (birlik)” ifadesi, bir milletin veya topluluğun iyi günde ve kötü günde bir arada olmasını anlatan temel bir milli birlik ve aidiyet kavramıdır. Türk anayasa geleneginde (özellikle 1961 Anayasası’nda) millet tanımının ve milliyetçilik anlayışının temel taşlarından biri olarak yer almıştır.
Ülke halkının kaderde, tasada, kıvançta bölünmez bir bütün olduğunun sözde değil özde olarak (hele iyi günler için) samimi bir kanaatin oluşması konusunun hem devlet hem toplum üzerinde bulunan tarihi önem ve sorumluluğu göz ardı edilemez. Hatta daha ötesi zorunluluktur. Bu açıdan altına not edilmesi gereken birlik ve beraberliğin sadece kötü günler için ibaresi yanında samimi olarak iyi günlerde de ibaresinin aynı tonda vurgulanıyor olduğunun kamuoyu vicdanınca kabulü gerekir. Aksi halde geçim olmaz!
İşte o zaman Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının kaydi ve de fiili tarif ve açıklaması; tarihi, coğrafi, medeni, sosyal, kültürel, iktisadi pek çok yönden vasıflarının uzun vadeli politikalar ile destekleniyor olduğu kararlılığı yer almalıdır. Uluslararası ilişkilerde karar ve tercihlerin milli çıkarlar çerçevesinde yürütülebilirliğinin asgari hür irade şartıdır, yukarıda olduğu üzere özellikle konu edilen 70 yıllık dönemde darbeler, muhtıralar, anarşi ve terör, iç göç(doğudan batıya), siyasi istikrarsızlıklar(sol-sağ), Türkiye Cumhuriyetinde toplumu maddi ve manevi büyük çapta kayıplara neden oldu. Üzücü olan yanı Cumhurbaşkanlarının halka seslenişleri ve önemli kutlama günlerinde devletçe değişmez en büyük tehdit olarak işaret edilen Komünizm ve İrtica olmasına rağmen ileriki yıllarda Project Democracy, Gladio, Haydut Devlet, PKK ile paralel devlet kurumsal organizasyonlar olarak yurtdışında ve yurtiçinde kök saldılar.
Türkiye Cumhuriyeti geçen asrın ikinci yarısından yakın bir geçmişe kadar olan dış politikasını ancak değiştirebildi. O dönemde Sovyetler dolayısıyla Batı ve NATO vesayeti, Karadeniz ve Kafkaslar’da yine aynı yönlü yaptırımsızlıklar. Ortadoğu’da Arap Devletleri Baas rejimleri ile sinameki mesafeler, doğuda İran ile altında gizli bir resmi rekabet unsurunun daimi güvensizlik veren ilişkileri vardı. Bunlara Yunanistan ve Kıbrıs popüler sorunlarının joker mahiyetinde kullanılmış AB diplomasileri eklenince Türkiye Cumhuriyetinin tüm komşuları ile ‘evlere şenlik’ hikayeleri oldu,
Yeni bir asıra girildiğinde Dünya’da bilindik iki büyük savaş sonrası kurulan soğuk savaş dengeleri içinde gelişen ve kalkınan endüstriyel kümeleri öne çıkarmış olsa da büyümenin ve rekabetin yıkılan Berlin Duvarı sembolizmi sonrası çok kutuplu yapılanmalar ufkuna açılması çabalarıdır, Dijital çağda ise değişimler hızlı, beklentiler öngörülemezdir. Enerji artık sadece ekonomik değil jeopolitik güçtür.
Nihayet, İktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ olarak adlandırdığı yeni çözüm süreci kapsamında hazırladığı çerçeve yasa, 140’a yakın kişinin dinlendiği ve onlarca görüşmenin yapıldığı bir yıllık süreç komisyonu mesaisinin ardından, 562 milletvekilinden 467’sinin ‘Evet’ oyunu olarak rekor bir kabulle TBMM’den geçti. TBMM çatısı altında en geniş siyasi katılımla Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulmuş, hazırladığı rapor da ezici çoğunlukla kabul edilmişti. Meclis, üzerine düşen görevi büyük bir sorumluluk ve eşine ender rastlanan çoğunlukla yerine getirmiş ve kanun teklifini yasalaştırmıştı. İşte bu yasayı, alışılmış yasalardan ayıran en temel özelliği, uygulama aşamasında da Meclis’in aktif biçimde devrede kalacak olması. Büyük Millet Meclisi’nde kurulacak İzleme Komisyonu, gelişmelerden düzenli olarak haberdar edilecek, gerektiğinde görüş ve öneriler sunarak ileride atılacak yasal adımlara zemin hazırlayacak.
Yasanın hükümleri yayımlandığı veya takvimi belirli bir tarihte de yürürlüğe girmeyecek, “Şarta bağlılık” esas alınacak. PKK terör örgütü ve bağlı tüm unsurlarının kesin silah bıraktığı tespit ve teyit edilerek, MGK kararına bağlanmasını müteakiben uygulama dönemi başlayacak. Uygulamada Meclisin devrede olması, uygulamanın demokratik sınırlarını ortaya koyuyor.
Açık kaynak bilgileri de gösteriyor ki istihbari birimler, PKK’nın silah ve mühimmat envanteriyle ilgili ciddi verilere sahipler. Sahayı, düzenli ve canlı takip ediyorlar.

