“Gıda arzı güçlü olan ülkeler ayakta kalır”

GÜLCİHAN ALTINKAYA

İTB Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, “Gıda arzı güçlü olan ülkeler ayakta kalır, diğerleri bağımlı kalır. Türkiye bu denklemde bağımlı olan değil, belirleyici olan ülke olma şansına sahip” dedi
İzmir Ticaret Borsası (İTB) mart ayı olağan meclis toplantısı İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan İTB Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, tarım ve hayvancılığın sadece bir sektör değil, bir milli güvenlik meselesi olduğunu ifade etti. Tuncer, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Çünkü enflasyonu iyileştirmek istiyorsak, önce   gıda   fiyatlarını    iyileştirmeliyiz. Unutmayalım ki gıda arzı güçlü olan ülkeler ayakta kalır, diğerleri bağımlı kalır. Türkiye bu denklemde bağımlı olan değil, belirleyici olan ülke olma şansına sahip. Tam da bu noktada Cumhurbaşkanlığınca açıklanan ‘Kırsalda Bereket Küçükbaş Hayvancılığa Destek Projesini’ yerinde ve çok anlamlı buluyorum. Şartları sağlayan herkesi başvuruya davet ediyorum. 100 baş hayvan, 2 yıl geri ödemesiz faizsiz kredi, 1 yıl TARSİM sigortası ve yıllık 180 bin TL bakım-besleme desteği ihtiyaçları tam karşılayan bir teşvik   paketi. Özellikle gençlerimizin ve kadınların bu fırsatı kaçırmamalarını dilerim” dedi.


“Rekabet sadece üretimde değil, organizasyon gücünde de yaşanıyor”

ABD-İsrail/İran hattında yaşanan gerilimin gıda, enerji ve lojistik zincirlerinin yeniden şekillenmesi anlamına geldiğini belirten Tuncer, “Ya bu dalganın etkisiyle savrulacağız ya da bu dönüşümün merkezinde yer alıp, özellikle de bölgenin güçlü tedarikçisi olduğumuz konumumuzu, güvenli ve sürdürülebilir düzeye taşıyacak stratejileri konuşacağız. Bu bir potansiyel değil, doğru yönetilirse bu alanda ekonomik olarak köklenme inisiyatifidir. Ancak sahadaki gerçekler de ortada, artan akaryakıt maliyetleri, yükselen nakliye giderleri, girdi maliyetleri ve üreticimizin sırtındaki ağır yük. Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme Komitesi’nin aldığı kararlar önemli, ancak daha fazlasına ihtiyacımız var. Verimlilik odaklı üretim, planlı üretim politikasının eşit şekilde uygulanması ve uluslararası pazarlara agresif erişim öncelikli konular.  Çünkü rekabet artık sadece üretimde değil, organizasyon gücünde de yaşanıyor” ifadelerinde bulundu.


“Her kriz aynı zamanda bir yön değişim fırsatı”

Hayvancılıkta daha hassas bir tablo olduğunu ifade eden Tuncer, “450 bin baş sığır ithalatı, 70 bin ton et ithalatı, düşük süt fiyatları, yükselen yem ve diğer girdi maliyetleri önemli başlıklar. Bu denklem sürdürülebilir değil. Anaç hayvan kesimi devam ederse, yarının üretimini bugünden   kaybedeceğiz. Su kaynaklarının azalması, meraların kuruması ve hastalık riskleri de eklenince, sektör bir kırılma noktasına gelmiş durumda. Ama her kriz aynı zamanda bir yön değişim fırsatıdır. Tam da bu noktada kritik bir öneriyi gündeme getirmek istiyorum; karabuğday. Sadece bir alternatif ürün değil, çok yönlü   stratejik bir çözüm. Yüksek protein kalitesi, glütensiz yapısı ile artan küresel talep hayvancılık için yüzde 40’a varan yan ürün avantajı, kısa üretim süresi ve zorlu koşullara dayanıklılık en çok öne çıkan    özellikler. Bugün kaliteli yem ihtiyacımızın sadece yüzde 35’ini karşılayabiliyoruz. Bu açık sadece   bir    sorun değil; doğru ürünlerle   kapatılabilecek    bir yön değişim   iradesi. Rusya ve Çin’in   domine   ettiği   bu pazarda Türkiye   neden    güçlü   bir oyuncu    olmasın? İkinci ürün olarak karabuğday ekiminin teşvik edilmesi, üreticiye yönlendirme yapılması ve politika düzeyinde desteklenmesine dikkat çekmek istiyorum” diye konuştu.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM