PMI verilerinin imalat sanayinin ikinci çeyreğe belirgin bir yavaşlamayla girdiğini gösterdiğini ifade eden İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, OVP’nin hedeflerine ulaşması için üretim odaklı tamamlayıcı adımların gecikmeden devreye alınması gerektiğini kaydetti
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO Türkiye İmalat PMI verisinin nisan ayında 45,7’ye gerilemesinin, imalat sanayinin ikinci çeyreğe kayda değer bir yavaşlamayla başladığına işaret ettiğini belirtti. PMI verisine göre sektördeki yavaşlama eğilimi 25’inci aya ulaşırken; üretimdeki düşüş, salgın sonrası dönemin en belirgin daralma hızlarından birine işaret etti. Bahçıvan değerlendirmesinde, anket katılımcılarının önemli bir bölümünün zayıflamada Orta Doğu’daki çatışmaların etkisine dikkat çektiğini, tedarik zincirlerinde aksamalar ve maliyet baskılarının belirginleştiğini vurguladı.
“Dezenflasyonda başarı için üretim ayağı güçlendirilmeli”
Enflasyonla mücadelenin önemine dikkati çeken Bahçıvan, sanayi cephesindeki zayıflama ile fiyat istikrarı hedefi etrafındaki zorlukların aynı anda yaşanmasının ekonomide denge kurmanın ne kadar hassas bir noktaya geldiğini gösterdiğini dile getirdi. Fiyat istikrarı olmadan sanayicinin uzun vadeli yatırım planı yapması, finansmana sağlıklı erişmesi ve rekabet gücünü korumasının mümkün olmayacağını söyleyen Bahçıvan, “Bugün geldiğimiz noktada, dezenflasyon sürecinin başarısı için üretim ayağının da güçlendirilmesi gerektiği açıktır. Enflasyonla mücadele ile üretimin korunması birbirinin alternatifi değil; aynı programın iki tamamlayıcı ayağı olarak değerlendirilmelidir. Kalıcı fiyat istikrarına giden yol, üretim kapasitesini zayıflatmadan; verimlilik, teknoloji, finansmana erişim ve öngörülebilirlik başlıklarında sanayicinin desteklenmesinden geçmektedir” dedi.
İstişare ve gerçekliğe vurgu
Bahçıvan, Orta Vadeli Program’ın (OVP) mevcut şartlar karşısında üretim hayatının ihtiyaçlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. OVP’nin temel hedefi olan dezenflasyon ve finansal istikrar yönündeki kararlılığın değerli olduğunu ifade eden Bahçıvan, “Ortaya çıkan yeni koşullar; programın üretim hayatını destekleyecek tamamlayıcı adımlarla güçlendirilmesini artık kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu güncellemenin, üretim paydaşlarıyla istişare içinde ve sahadaki gerçeklik dikkate alınarak yapılacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Bölgede stratejik rol Türkiye’de
Bahçıvan, küresel ve bölgesel gelişmelerin hızla değiştiği bir dönemde Türkiye’nin üretim kapasitesinin yalnızca ekonomik açıdan değil, stratejik açıdan da kritik olduğunu vurguladı. Bahçıvan şu ifadeleri kullandı: “Bölgesel gerilimlerin tedarik zincirlerini ve maliyetleri etkilediği bu dönemde, Türkiye’nin bu coğrafyada üretimin güvenli limanı olma rolü daha da güçleniyor. Türk sanayisinin rekabet gücünü korumak ve artırmak; bugünün şartlarında stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir.”
