İlkbahar Çeliklerini Alırken Nelere Dikkat Edelim?

Geçen hafta ilkbaharda çelik alınabilecek bitkilerden bahsetmiştik. İlkbaharda alınan çelikler, daha yeşil oldukları için her zaman Ağustos ayından sonra alınan çeliklerden daha kırılgan, hastalıklar ve asalaklar karşısında daha bir hassastırlar.

Ağustos ayından sonra alınan çelikler daha sert olduklarından neme suya daha dayanıklı oluyorlar. Örneğin ilkbahar çeliklerine kırmızı ufak örümceklerin ve mantar sineği denen ufacık sineklerin dadanmaları daha kolay oluyor. Bu iki asalak yanında, patojen mantarlar da sık olarak ilkbahar çeliklerinin düşmanlarındandır.

Bütün çeliklerde olduğu gibi, üç aşağı beş yukarı aynı kurallar burada da geçerlidir. Bakalım, isterseniz bir hatırlayalım çeliklerde önemli olan başlıklar, yapılması gerekenler nelerdir?  Hemen söyleyelim sanki ilkbahar çelikleri biraz daha bakım istiyorlar. En azından rüzgarın, soğuk hava akımlarının karşısında sonbahar çeliklerine göre daha dayanıksızlar.

Genel olarak ilkbahar çelikleri 21 ya da 22 derecenin altında köklenmeye başlamıyorlar. Yalnız burada eklemek istediğimiz de bir şey var. Ortamın çok sıcak olması durumunda ise çelikler kök vermek yerine filizlenmeye ağırlık verdiklerini de unutmamak gerekir. 20 derecenin altında ise çeliklerin köklenmesi gerçekten yavaşlıyor.

Bunu suda köklendirdiğimiz Japon şemsiyelerinde gözlemleyebiliriz. Hoş tam olarak bir eşik değer veremeyeceğiz ama 15 derecenin üzerinde Japon şemsiyesi genel olarak yaz, kış oda içinde ama değişken sıcaklıklarda ama değişken hızlarda kolayca köklenebilmektedirler. 

Ortamın sıcaklığı gibi nemi de çelikler açısından çok önemlidir. Doğal olarak çelikler, tohumların filizlenmeleri için gerekenden daha az nem gerektirir. Hatta çeliklerin üzerine sık sık havalandırmak üzere naylonla örtülmesinin yeterli olduğunu düşünüyoruz. Yukarıda da bahsettik. Mantar hastalıkları, yeşil çeliklerin tutmasını pekiyi ala önleyebilir. Bu nedenle havalandırma nemden daha da önemli diye düşünüyoruz.

Bütün çeliklerde olduğu gibi perlit ya da kumun çelikler için daha uygun ve ucuzdurlar. Kullanacağınız deniz kumunu ise üç, beş kez yıkamak gerekecektir. Tuzun bir çok bitki için zehirli etki gösterdiğini unutmayın. Doğal olarak tuz seven bitkileri bunların dışında tutuyoruz.

Çelikleri bol ışıklı bir ortamda saklamak da diğer bir önemli bir başlıktır. Fidancılık yapanlar, çelikleri en az 18 saat ışık altında tutmanın faydalarına işaret ediyorlar. Bizim gibi evinde ya da kapalı bir balkonda bu işleri kotaranlar için floresan altında bitkileri çoğaltmaya çalışmak biraz uçuk bir yöntem olduğunu düşünüyoruz.

Anlayacağınız bol ışık çok önemli olsa da kısıtlı olanağı olanlar gün ışığını en iyi şekilde kullanmalıdırlar. Çelikleri çok kıymetli egzotik bitkiler yetiştiren üreticiler bazen 24 saate varan ışıklandırmayı öneriyorlar.

Geçen hafta, ilkbahar çelikleri için uygun bitkilerin ufak bir listesini vermiştik. Bazı bitkiler çelik almak için hiç uygun değildir. Bu nedenle orman gülü (Rhododendron), kızılcık, kocayemiş, mürver gibi bitkilerin bir dalının  en üst tabakasını bir çakı aracılığı ile hafifçe yaralayarak, bu yaralı bölgeyi toprağa yatırmak çoğaltmak en kolay yöntemdir.

Bu yöntemde köklenen dalı anaç bitkiden en az iki seneden önce ayırmamak gerekir. Aynı şekilde bu yaralı bölgeyi içi toprak dolu bir naylon torbayı yaralı bölgenin altından ve üstünden dalı bağlayarak köklenme beklenebilir.

Bu haftaki ilk fotoğrafımız aldığımız tuvalet kağıdı rulosu içinde büyüttüğümüz Hibiscus çeliklerini gösteriyor. Daha sonra Serpil Üçok’un acı baklası (Lupinus), Fadime hocamızın süseni (İris) ve Vecdi Türk’ün aslan bıyığı (Caesalpinia) bitkilerini sırasıyla görüyoruz.

Keyifli Bahçeler…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Oğuzhan Daver

Diğer Yazarlar