EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci, “Yapay Zekâ Çağında Markalaşma Forumu”nda İzmir’in bölgesel ekonomik entegrasyonun derinleştiği yeni bir dönemde uluslararası değer zincirlerindeki konumunu güçlendirmesi gerektiğine vurgu yaptı
SEREN KARAŞAHİN
Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasının rekabet gündemini doğrudan ilgilendiren “Yapay Zekâ Çağında Markalaşma Forumu”nu İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirdi. NETNOCON ve İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen forum, markalaşmanın yapay zekâ, algoritmalar, dijital topluluklar, veri temelli müşteri içgörüsü ve yeni nesil tüketici davranışları ekseninde yeniden tanımlandığı dönemi İzmir iş dünyasının gündemine taşıdı.
İnci: Güçlü ülke markaları, güçlü şehir markaları üzerine inşa edilir
Forumun açılışında konuşan EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci, yeni dünya düzeninde üretmenin tek başına yeterli olmadığını ve değer yaratabilmek için üretilenin bir hikâye, itibar ve markaya dönüşmesi gerektiğini söyledi. Tüketiciler ve yatırımcıların sadece ürünleri değil, güven, sürdürülebilirlik ve değerleri sattığını ifade eden İnci, “Ülkemizin küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmasının yolu sadece üretim kapasitesini arttırmaktan değil, aynı zamanda güçlü bir ülke markasını oluşturmaktan geçiyor. Türkiye girişimcilik kültürü, genç nüfusu, üretim kabiliyeti, coğrafi konumu ve tarihsel birikimi ile çok güçlü bir potansiyele sahip. Güçlü ülke markaları, güçlü şehir markaları üzerine inşa edilir” dedi.
İzmir’in bölgesel ekonomik entegrasyonun derinleştiği yeni bir dönemde uluslararası değer zincirlerindeki konumunu güçlendirmesi gerektiğini söyleyen İnci, “Stratejik konumu ve üretim kapasitesi ile İzmir altyapısını daha da güçlendirerek yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinde bölgesel bir çekim merkezi olma yolunda ilerlemeli” ifadelerini kullandı.
Potansiyel İzmir’de
Dünyanın şehirleri tanımasında ortaya çıkan bir sorundan bahseden İnci, “İzmir’i yalnızca bir liman kenti, turizm destinasyonu veya sanayi merkezi olarak anlatmak artık yeterli değil. Yapay zekâ çağında şehirler de tıpkı şirketler gibi kendilerini yeniden tanımlamak zorunda” dedi. İzmir’e inovasyonun, sürdürülebilir üretimin, yaratıcı girişimciliğin ve yüksek yaşam kalitesinin buluştuğu bir marka şehir olarak konumlandırmak gerektiğini söyleyen İnci, kentin yapay zekâ ve ileri teknoloji ekosistemlerinde bölgesel bir merkez olabilecek kapasiteyi taşıdığını dile getirdi. Markalaşma tam burada devreye giriyor. İnci, güçlü bir İzmir markası oluşturmanın yatırım çekmek, nitelikli insan kaynağını kentte tutmak, ihracatçılarımızın rekabet gücünü arttırmak ve uluslararası iş birliklerini geliştirmek açısından önem taşıdığını söyledi.
Forumun açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, markalaşmanın artık yalnızca logo, slogan ya da reklam kampanyası üzerinden okunamayacağını vurgulayarak, konunun şirketlerin küresel rekabet gücünü, ihracat kapasitesini, itibarını ve sürdürülebilir büyümesini belirleyen stratejik bir liderlik meselesine dönüştüğünü söyledi. Özhelvacı, “Bugün yalnızca bir marka forumu düzenlemiyoruz. İzmir iş dünyasını; yapay zekânın, algoritmaların, dijital toplulukların, derin müşteri içgörülerinin ve yeni nesil tüketici davranışlarının şekillendirdiği büyük bir dönüşüm alanıyla buluşturuyoruz. Markalaşmayı yalnızca pazarlamanın bir başlığı olarak değil; şirketlerimizin geleceğe kalma becerisini belirleyen stratejik bir yönetim sorumluluğu olarak ele alıyoruz” dedi.
Dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümden oluşan “üçüz dönüşüm” yaklaşımını stratejik merkeze aldıklarını hatırlatan Özhelvacı, yapay zekâ çağında şirketlerin yalnızca değişimi takip eden değil, değişime yön veren aktörler olması gerektiğini ifade etti. Güçlü markaların ancak vizyoner, cesur ve dünyaya açık liderlik anlayışıyla inşa edilebileceğini söyleyen Özhelvacı, “Tribünde oturan değil, sahaya çıkan; değişimi izleyen değil, değişimin sorumluluğunu üstlenen bir iş dünyası anlayışını savunuyoruz” dedi.

Türkiye’nin markalaşma stratejisinin gelişmesi
Brand Finance Türkiye 2026 verilerine göre Türkiye’nin en değerli 125 markasının toplam değerinin 19,6 milyar dolara yükseldiğini belirten Özhelvacı, bu artışın değerli olduğunu ancak küresel rekabet ölçeğinde Türkiye’nin markalaşma ajandasını daha stratejik, uzun vadeli ve kararlı biçimde ele alması gerektiğini söyledi. Özhelvacı, “Üretim gücümüz var. Girişimcilik enerjimiz var. Genç ve dinamik insan kaynağımız var. Sanayi tecrübemiz ve ihracat kapasitemiz var. Ancak bütün bu değerleri küresel ölçekte daha güçlü marka hikâyelerine dönüştürme konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
Açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ekonomi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aslı Ceylan Öner de üniversitelerin bilgi ürettiği, kamu kurumlarının vizyon geliştirdiği ve iş dünyasının yenilikçi çözümler ortaya koyduğu bir ekosistemde uluslararası bir organizasyonun Türkiye’nin küresel güçlüğüne ve rekabet gücüne önemli katkılar sunduğuna inandığını ifade etti.

Yapay zekâ her şeyi benzetiyor
Prof. Dr. Robert Kozinets, keynote konuşmasında ise Türk şirketlerinin derin müşteri içgörüsünü kullanarak küresel marka değerini nasıl inşa edebileceği; yapay zekâ çağında markaların yalnızca memnuniyet sağlayan yapılardan çıkarak nasıl güçlü etkileşim platformlarına dönüşebileceğini ele aldı. Yapay zekânın ortaya çıkmasından sonra her şeyin daha benzer hale geldiğini söyleyen Kozinets, bu kadar büyük veriyi geçmişten alarak insanlara sunduğunu belirtti. Herkesin aynı veriyi kullandığını ifade eden Kozinets, yapay zekâ stilinin her şeyde görülebileceğini dile getirdi.
Yerel kalitelerin çok daha büyük markalar haline gelebileceğini söyleyen Kozinets, “Yerel olmak kötü bir şey değildir, her şey bir yerden gelmeli. Marka, müşterilerin kendilerini ilişkilendirebileceği anlamdır. Markayı hem müşteri hem üretici kontrol eder. Markalama teorisi markalaşmayı düşünmenin birçok yolu olduğunu söyler. Finansal olması kimliği ilişki, anlamı… Bir marka kültür ve kimlik aktarır. Marka anlamının gerçek yeri müşterinizin aklındadır” dedi.
