Zeytin ve zeytinyağında güçlü rekolte bekleniyor

EZZİB Yönetim Kurulu Başkanı Emre Uygun, rekolteyi katma değere dönüştürebilmek için dökme, varilli veya ambalajlı ayrımı yapılmaksızın tüm ihracat kanallarının açık kalmasının önemine değindi

GÜLCİHAN ALTINKAYA

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) Yönetim Kurulu Başkanı Emre Uygun ve Yönetim Kurulu Üyeleri, sektörün mevcut durumunu paylaşmak amacıyla basın buluşması düzenlendi. Toplantıda zeytin ve zeytinyağı sektörünün güncel ihracat rakamları, küresel pazarlardaki konumu, sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirildi. 

Toplantıda konuşan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Uygun, Türkiye’nin, zeytin ve zeytinyağında tarihinin en büyük rekoltelerinden birine hazırlandığını söyledi.  Uygun, “Sahadan ve üretim bölgelerinden aldığımız ilk veriler, önümüzdeki sezonda tarihin en güçlü ve en yüksek rekoltelerinden birine şahitlik edeceğimizi net bir şekilde ortaya koyuyor. Ağaçlarımızdaki verimlilik ve doğa, muazzam bir ürün bolluğunun müjdesini veriyor.  Ancak bu ürün bolluğu, doğru politikalarla yönetilmediği takdirde üretici için bir fiyat krizine, ihracatçı için ise stok yüküne dönüşebilir. Bu devasa rekolteyi katma değere dönüştürebilmek için dökme, varilli veya ambalajlı ayrımı yapılmaksızın tüm ihracat kanallarının açık kalması sektör için çok önemli. İhracatçının önünü görebilmesi ve uluslararası alıcılarla uzun vadeli büyük tonajlı kontratlar imzalayabilmesi için bu güvenceye ihtiyacı var. Bolluk döneminde iç piyasada üretici fiyatlarının maliyetlerin altına düşmesini engelleyecek, aynı zamanda dış pazarlarda rekabetçi fiyatlarla agresif bir pazarlama yapmamızı sağlayacak esnek mekanizmalar devreye alınmalı. Tarlada zorlu şartlar altında üretim yapan çiftçimizin korunması adına zeytin ve zeytinyağına yönelik üretici desteklerinin acilen artırılması da bu sürecin en kritik parçasını oluşturuyor” diye konuştu.


“Öngörülebilir kur politikası şart”

Enerji, işçilik, sulama, hasat, ambalaj, lojistik ve finansman giderlerindeki durdurulamaz yükselişin; üretici, sanayici ve ihracatçı üzerinde ağır bir maliyet yük oluşturduğuna değinen Uygun, “Bu maliyet artışlarının döviz kuru gelişmeleriyle dengelenemediği dönemlerde, ihracatçılarımızın uluslararası pazarlarda rekabetçi fiyat sunabilmesi imkânsız hale geliyor. Önümüzdeki büyük rekolteyi dünyaya pazarlarken rakiplerimizle fiyat savaşına girebilmemiz için öngörülebilir bir kur politikası şart. İhracatçının mevcut pazarlarını koruyabilmesi ve yeni rekolteye pazar bulabilmesi için maliyet-kur dengesinin sektörün ihtiyaçları gözetilerek acilen yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Üyelerimizden ve sahadan bizlere ulaşan en acil, en yoğun talep finansmana erişimin kolaylaştırılması yönünde. Üretim ve ihracat süreçlerinde yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalan firmalarımızın finansman yükünü hafifletecek, rekabet güçlerini korumalarını sağlayacak destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve döviz dönüşüm desteği gibi can suyu olan uygulamaların artarak devam etmesi en temel beklentimiz” dedi.


“Zeytinyağında dijital takip sistemi zorunluluk”

Tarımda tahminlerle değil, verilerle yönetilen bir döneme geçilmesi gerektiğini vurgulayan Uygun, Eksik veya hatalı rekolte verileri, sektörümüz açısından telafisi güç zararlar doğurabilecek yanlış politikaların temelini oluşturuyor. Sektörün önünü görebilmesi için saha sayımlarının ve rekolte tahminlerinin hata payını en aza indirecek bilimsel yöntemlerle güncellenmesi gerekiyor” ifadelerinde bulundu.Zeytinyağında dijital takip sisteminin, sektör için zorunluluk olduğunu aktaran Uygun, “Bu amaçla, Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü ile bir araya gelerek ilk önemli adımı attık. Enstitümüz ile tıpkı İspanya’daki örnekte olduğu gibi tarladan sıkım tesisine, depolardan ambalaja kadar uzanan tüm süreci şeffaf bir şekilde izleyebileceğimiz entegre bir Çevrimiçi Zeytinyağı Üretim Takip Sistemi’nin kurgulanması üzerine fikir alışverişinde bulunduk. Rekolte tahmin çalışmalarında da enstitümüzün sahadaki süreçlerde önümüzdeki dönemde çok daha etkin bir şekilde yer alması, geleneksel yöntemler yerine modern ve teknolojik çalışmaları devreye sokması yönündeki sektörel beklentilerimizi kendilerine ilettik. En yakın zamanda hazırladığımız taslağı Tarım Bakanlığı’na sunacağız. Bu dijital altyapı ve teknoloji odaklı rekolte tahmin çalışmaları hayata geçirilebildiği takdirde; kayıt dışılığın önüne geçilecek, gerçek stok miktarları anlık izlenebilecek ve böylece ani fiyat dalgalanmalarına karşı yasaklayıcı değil, veri odaklı ve öngörülebilir koruyucu politikalar geliştirilebilecek” dedi.


“Kararlı ticaret diplomasisi yürütülmeli”

Avrupa Birliği’nin Kuzey Afrika’daki rakip üretici ülkelere on binlerce tonluk gümrüksüz giriş avantajı sağlarken, ülkemize yıllık yalnızca sembolik 100 tonluk bir kota uyguladığına değinen Uygun, “Bu açık negatif ayrımcılığın ortadan kaldırılması için, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi süreçlerinde bu kotanın en az 60 bin tona çıkarılması yönünde devlet düzeyinde kararlı bir ticaret diplomasisi yürütülmeli” diye konuştu.

Dünyanın ikinci büyük üreticisi olan Türkiye’ye 100 ton kotanın, ticaretin gerçeklerine uygun olmadığını aktaran Uygun,Zeytin ve zeytinyağında uygulanan prim sistemlerinin günümüz ekonomik koşullarına uygun şekilde güncellenmesi ve dünya standartlarında kaliteli üretimi teşvik edecek seviyeye çıkarılması şart. Firmalarımızın rekabet gücünü koruyabilmesi için, 2022 yılında kaldırılan ihracat sübvansiyonları yeni bir destek yöntemi ile acilen yeniden devreye alınmalı” dedi. Yeni dört yıllık görev sürecinde temel hedeflerinin; sektör ihracatını yeniden 1 milyar dolar seviyelerine ve üzerine çıkarmak olduğunu belirten Uygun, önümüzdeki büyük rekolte döneminin bu hedefe ulaşmak için tarihi bir fırsat sunduğunu söyledi. 

31 Mayıs 2026 sonu itibarıyla netleşen sezon verilerine göre, toplam sektör ihracatının 260 milyon dolar olduğunu belirterek, “Geçtiğimiz sezonun aynı dönemiyle karşılaştırdığımızda sofralık zeytin yüzde 34, zeytinyağında ise yüzde 62 düşüş görüldü. Ortalama yüzde 50’nin üzerinde de ihracat kaybıyla karşı karşıyayız” dedi.


“Türkiye, zeytin ve zeytinyağı ile öne çıkmalı”

Dünya ülkelerine bakıldığında İspanya’nın turizmin yanı sıra zeytin ve zeytinyağı ile öne çıktığını belirten EZZİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Kadri Gündeş, “İtalya, Yunanistan, Mısır ve Tunus da yine aynı şekilde. Türkiye ise olarak yalnız turizmde öne çıktı ama zeytin ve zeytinyağı olarak öne çıkamadı. Bunun bir devlet politikası olarak ele alınması lazım ki bu alanda başarılı olalım. Biz üretici ve ihracatçı olarak elimizden geleni yapsak da bir yere kadar gelebildik” dedi. Gündeş, Türkiye’nin turizm sektörünün yanı sıra zeytin ve zeytinyağı ile de öne çıkması gerektiğini söyledi.

Birliğin küresel pazarlama faaliyetlerinin kararlılıkla sürdüğüne değinen Gündeş, “Ticaret Bakanlığı’nın ‘Uzak Ülkeler Stratejisi’ kapsamında; ABD, Kanada, Japonya, Brezilya ve Avustralya gibi yüksek potansiyelli stratejik pazarları odağımıza aldık. Bu ülkelere yönelik kapsamlı sektörel ticaret heyetleri gerçekleştirdik ve yeni dönemde de bu organizasyonlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz” dedi.


“Uluslararası gıda güvenliği standartlarına uyum sağlanmalı”

Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünün küresel pazarda kalıcı olabilmesi için, sadece miktarsal üretim gücümüzle değil, uluslararası gıda güvenliği standartlarına uyum sağlamasının zorunluluğuna vurgu yapan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı, Avrupa Birliği ülkelerinde Mosh Moah olarak tanımlanan mineral yağ kalıntıları üzerine yeni standartlar/metotlar geliştirildiğini bu bulaşanlara karşı bitkisel yağlarda ve zeytinyağında toleransın neredeyse sıfıra indirildiğini, bu durumun zeytinyağı ihracatı üzerinde ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti. 

Mosh Moah ile ilgili yasal limitlerin ve uygulamaların 2027 yılında devreye alınmasının planlandığı bilgisini veren Balsarı; “Sektörümüzün bu yeni standartlara altyapı, teknoloji ve lojistik açıdan tam anlamıyla uyum sağlayabilmesi, gerekli tüm hazırlıklarını eksiksiz yapabilmesi adına bu sürenin 2030 yılına ertelenmesi yönünde devletimiz öncülüğünde uluslararası görüşmeler ve girişimler yoğun bir şekilde sürüyor. Bu riskin önüne geçebilmek adına, tarladan sofraya kadar uzanan zincirin tüm halkalarında farkındalık yaratmak zorundayız. MOSH ve MOAH kontaminasyonu; mekanik zeytin toplama makinelerinin yağlarından, taşımada kullanılan uygunsuz çuvallardan, sıkım tesislerindeki endüstriyel makine yağlarından ve hatta lojistik süreçlerdeki egzoz gazlarından dahi ürüne bulaşabiliyor. Önümüzdeki rekolte döneminde bu kalıntılar sebebiyle zorluklar yaşamamak adına, üreticimizden ambalaj tesislerimize kadar tüm paydaşlarımızın çok daha hassas ve dikkatli olması gerekiyor” dedi.


“Taklit ve tağşişle mücadelede QR kodu dönemi gelmeli”

Zeytinyağının da aralarında bulunduğu bazı gıda ürünlerinde taklit ve tağşişin yaygın olduğuna dikkati çeken Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Vural Gözgeç, taklit ve tağşişin önüne geçmek amacıyla EZZİB bünyesinde bir alt komisyon kurduklarını ve yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurguladı. 

Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan’la taklit ve tağşişin önlenmesi adına bir görüşme gerçekleştirdikleri bilgisini veren Gözgeç; “Taklit ve tağşiş artık geleneksel perakende satış noktalarından ziyade online satış noktalarını internet üzerinden yapılan satışlarda çok farklı bir boyut kazandı, işin maddi boyutunda hem vergi kaybı hem tüketicinin kandırılması hem de sağlık boyutuyla sorunlar yaşanıyor. Sosyal medya platformlarında 750 TL’ye 5 litrelik zeytinyağı reklamlarını görüyoruz. Firma olarak kendi laboratuvarımız olması sebebiyle zaman zaman parayla bu ürünleri satın alıp laboratuvarımızı analiz ediyoruz. Şu ana kadar hiç şaşmadı yüzde 99’u pamuk yağı çıkıyor. E-ticaret siteleri üzerinden yapılacak olan denetimlerin geleneksel satış noktalarındaki yapıldığı kadar sık ve düzenli yapılmasını istiyoruz. Ticaret Bakanlığı’nın yaptığı denetimler sonucunda uygun olmayan ürünlerin reklamları kaldırılıyor. Şu anda reklam yasağı getiriliyor. Burada önemli olan konu satış yapan firmaya ceza verilmesi gerekiyor. Müteselsil sorumluluk kavramının burada gelmesi gerekiyor. Müteselsil sorumluluktan kastımız online pazar yeri veya sosyal medyadaki platform her hangisiyse bunların da satmış olduğu bu ürünün tağşiş olduğunu biliyor ya da bilmiyor. O önemli değil. Bununla ilgili gerekli sorumluluğu, gerekli altyapısının kurması gerekiyor. 

“Müteselsil sorumluluğun altını doldurmamız gerekiyor” diyen Gözgeç sözlerini şöyle tamamladı; “Rusya ithalat işlemlerinde QR kod uygulaması getirdi. Bu QR sistemini aldığınızda zeytinyağında ulusal izlenebilirlik ve dijital etiketleme mekanizması devreye giriyor. Ticaret Bakanlığı’nın kuracağı bir online kayıt bürosu üzerinden bu sistem yürüyebilir. Bu QR sisteminde herkese verilmeyecek. Belli şartları yerine getiren, belli kalite belgeleri olan, belli bir tesisi olan, marka tescili olan firmalar alabilecek. Bu QR kod bu platformda açılacak. QR kodun bir bedeli olması gerekiyor. Dolayısıyla markete gittiğinizde online alışveriş yaptığınızda QR kodla takibini yapabileceksiniz.”

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM