Uzmanlar, 40 yaş sonrasında kadınlarda beslenme alışkanlıklarının yeniden gözden geçirilmesini öneriyor
Yaş ilerledikçe vücudun ihtiyaçları da değişiyor. Özellikle 40 yaş sonrasında kadınlarda hormonal dengede meydana gelen değişiklikler, metabolizma hızındaki farklılaşmalar, kas kütlesindeki azalma eğilimi ve kemik sağlığındaki değişimler beslenme alışkanlıklarının yeniden gözden geçirilmesini gerektirebilir. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, 40 yaş sonrasında beslenmenin yalnızca kilo kontrolü için değil, kemik, kas, kalp ve genel yaşam kalitesinin korunması açısından da önemli hale geldiğini belirtiyor.
Hormon değişiklikleri en etkili faktör
Kadınlarda yaşla birlikte östrojen seviyelerinde meydana gelen değişiklikler, kemik yoğunluğunun azalmasına ve vücut kompozisyonunda farklılaşmalara neden olabiliyor. Aynı zamanda kas kütlesinde doğal bir azalma eğilimi görülebiliyor. Bu süreçte yeterli ve dengeli beslenme, yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir.
Uzm. Dyt. Gamze Akbaş İşbilir, “İlerleyen yaşla birlikte enerji ihtiyacı azalırken bazı vitamin, mineral ve protein gereksinimleri artabilir. Bu nedenle genç yaşlarda uygulanan beslenme alışkanlıklarının aynı şekilde sürdürülmesi her zaman yeterli olmayabilir” ifadelerini kullanıyor. Yaş ilerledikçe, özellikle de menopoza yaklaşırken kemik yoğunluğunda azalmalar meydana gelebilir. Kemik erimesi (osteoporoz) ve çatlak riskine karşı kalsiyum alımı önem taşır. Ancak kalsiyum tek başına yeterli değildir; vücudun bu kalsiyumu emebilmesi için D vitaminine ihtiyacı vardır” dedi.

Bitkisel kalsiyum depoları öneriliyor
Süt, yoğurt ve peynir gibi geleneksel kaynakların yanı sıra brokoli, badem ve koyu yeşil yapraklı lahana gibi bitkisel kalsiyum depolarını da öneren İşbilir, D vitamini seviyeleri ise mutlaka hekim kontrolünde takip ettirilmesi gerektiğini aktardı. 40 yaşından sonra kas kütlesinin doğal olarak azalmasının metabolizmayı yavaşlattığını söyleyen İşbilir, “Kasları korumak ve kilo kontrolünü kolaylaştırmak için protein ihtiyacı artar. Ayrıca bu yaşlarda sıkça şikâyet edilen saç dökülmesi ve saç tellerinin incelmesi sorunlarının önüne geçmek için de protein ve demir alımı kritiktir. Ağır yağlı ve işlenmiş kırmızı etler yerine sindirimi kolay, temiz proteinlere yönelebilirsiniz. Haftada en az iki gün hem damar sağlığı hem de Omega-3 desteği için balık tüketilmelidir. Hindi göğsü, yumurta ve bitkisel protein kaynağı olan kurubaklagiller listenizde ilk sıralarda olmalı” ifadelerini kullandı.
Vitaminlerin önemine değinen İşbilir, “Zaman zaman yaşanan odaklanma problemleri, halsizlik ve ani enerji düşüşleri 40 yaş sonrasının gizli sorumluları olabilir. Çünkü bu yaşlardan itibaren vücudun besinlerdeki B12 vitaminini emme yeteneği azalmaya başlar. Beyin fonksiyonlarını korumak ve hücre yenilenmesini desteklemek için B grubu vitaminleri şarttır. Yağsız kırmızı et, kaliteli kümes hayvanları, deniz ürünleri ve yumurta B vitaminlerinin en güçlü kaynaklarıdır. 40 yaş sonrası endokrin sistem ve uyku kalitesi dış etkenlere karşı daha hassas hale gelir. İşlenmiş karbonhidratlar ve eklenmiş şekerler yerine meyvelerin doğal şekerinden faydalanılmalıdır” diye konuştu.
İşbilir, “Hormonal dengenizi korumak, uykusuzluk veya sıcak basması gibi erken menopoz belirtilerini tetiklememek için kafein tüketimine dikkat edilmelidir. Kahve tüketimini sınırlandırmak ve özellikle öğleden sonra geç saatlere bırakmamak, vücudun biyolojik saatini korumak adına oldukça önemlidir. Gün içinde bol su ve sakinleştirici bitki çayları tüketerek hidrasyonu desteklemek bu dönemin en zahmetsiz yatırımıdır” dedi.
Kırk yaş sonrasında beslenme yaklaşımının temel amacının yalnızca kilo kontrolü olmadığını söyleyen İşbilir, “Kas ve kemik sağlığını korumak, yeterli vitamin ve mineral alımını sağlamak, yaşam kalitesini desteklemek ve sağlıklı yaş alma sürecine katkıda bulunmak da büyük önem taşır. Bu nedenle bireysel ihtiyaçlara uygun, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme planı oluşturulmalıdır” ifadelerini kullandı.
