Çin’in küresel değer zincirlerinde yukarı çıkarken Avrupa’nın geleneksel sanayi üstünlüğünü aşındırdığını ifade eden Özgener, Avrupa’nın Çin karşısında yaşadığı baskının ülkemiz için fırsat olduğunu belirtti
GÜLCİHAN ALTINKAYA
İzmir Ticaret Odası (İZTO) haziran ayı meclis toplantısı, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz idaresinde İZTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, savaş sonrası dönemde özellikle Çin ekonomisinde yaşanan dönüşümün ve bunun Avrupa üzerindeki etkilerinin doğru okunması gerektiğini belirtti. Özgener, “China 1.0, 2000–2020 döneminde dünyanın düşük maliyetli üretim merkezi olan Çin’i ifade ediyordu. China 2.0 ise çok farklı bir modeli temsil ediyor. Bugünün Çin’ini, artık yalnızca ucuz üretici olarak değerlendirmek doğru olmaz. Zira Çin, elektrikli araçlar, bataryalar, güneş panelleri, robotik, yapay zekâ ve ileri teknoloji ürünlerinde küresel ölçekte rekabet eden, hatta birçok alanda lider konuma yükselen bir sanayi gücü haline geliyor” diye konuştu.
Çin’in küresel değer zincirlerinde yukarı çıkarken Avrupa’nın geleneksel sanayi üstünlüğünü aşındırdığını ifade eden Özgener, “China 1.0 döneminde Avrupa Çin’den ucuz ürün alırken kendi yüksek teknolojili ürünlerini Çin’e satabiliyordu; China 2.0 döneminde ise Çin, Avrupa’nın en güçlü olduğu sektörlerde doğrudan rakip haline geliyor. Bu dönüşüm, aynı zamanda küresel ekonomik düzenin de yeniden şekillendiğine işaret ediyor” dedi.
“Asıl mesele verimlilik artışı sağlayabilmek”
Küresel rekabetin giderek daha fazla teknoloji, inovasyon, ölçek ekonomisi ve verimlilik üzerinden şekillendiğini aktaran Özgener, şunları söyledi: “Çin’in Avrupa’nın en güçlü olduğu sektörlerde hızla pazar payı kazanabilmesinin temel nedeninin düşük ücretler değil, yüksek üretkenlik ve teknolojik kapasite olduğunu analiz ediyoruz. Buradan hareketle; ülkemizin önündeki temel meselenin, yalnızca enflasyonu düşürmek veya ihracatı artırmak olmadığına inanıyoruz. Asıl meselemiz, küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara çıkabilecek bir verimlilik artışını sağlayabilmek. Daha yüksek katma değerli üretim, dijitalleşme, yapay zekâ uygulamaları, mühendislik kapasitesi, lojistik verimliliği ve insan sermayesine yapılacak yatırımlar rekabet gücünün temel belirleyicileri olacak. Avrupa’nın Çin karşısında yaşadığı baskı aynı zamanda ülkemiz için de önemli bir fırsat yaratıyor. Ancak bu fırsattan yararlanabilmek, yalnızca coğrafi konuma veya maliyet avantajına değil; Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu daha karmaşık ürünleri, teknolojileri ve hizmetleri rekabetçi biçimde üretebilme kapasitesine bağlı.”
“Satışlardaki zayıf performans devam ediyor”
Türkiye ekonomisine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özgener, sanayinin büyümeye katkısının eksi 1,4’e kadar gerilemiş olmasına dikkat çekti. İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması’nın 2025 yılı sonuçlarının, sanayinin gidişatı konusunda önemli ipuçları verdiğine vurgu yapan Özgener, “Üretimden satışlardaki artışları, fiyat etkisinden arındırarak değerlendirdiğimizde; 2022’den 2024’e devam eden reel düşüşün, 2025 yılında yerini ılımlı bir pozitif büyümeye bıraktığını görüyoruz. Bununla birlikte, satışlardaki zayıf performansın devam ettiğini de ayrıca vurgulamak istiyorum. Bir diğer deyişle; şirketlerin satış gelirleri artıyor görünse de enflasyondan arındırdığımızda, 2022–2024 döneminde gerçek anlamda reel bir küçülme olduğunu analiz ediyoruz. 2025 yılında ise reel küçülmenin yerini, sınırlı da olsa, yeniden büyümeye bıraktığını görüyoruz” dedi.
