Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 2026 yılı istihdam görünümünü yayımladı. OECD İstihdam Görünümü, OECD üye ülkelerindeki son işgücü piyasası gelişmelerini ve beklentileri inceledi. Ayrıca fırsatların coğrafyasının önemini vurguladı. Raporda, insanların yaşadıkları yerlerin, iyi işler bulma ve gelir merdiveninde yükselme şanslarını şekillendirdiği ve bölgeler arasında istihdam, işsizlik ve kullanılabilir gelirlerde de büyük ve kalıcı farklılıklar olduğu belirtildi.
Rapora göre, yerel işgücü piyasaları da yapay zekâ da dahil olmak üzere ticaret ve teknoloji şoklarıyla yeniden şekillendi. Bazı sektörler imalat işlerini kaybederken, diğerleri daha fazla hizmet sektörü işi ve rutin dışı iş yarattı. Bu şokların etkileri, yerel bağlamlarına bağlı olarak insanlar, yerler ve firmalar için farklı şekillerde ortaya çıktı. Rapor, bölgeleri destekleyen ve çalışanların değişime uyum sağlamasına yardımcı olan politikalara duyulan ihtiyacı vurguladı.
İşgücü piyasaları dirençli olmaya devam ediyor
OECD işgücü piyasaları geçen yıl boyunca direnç göstermeye devam etti, ancak istihdam ve işgücüne katılım oranlarındaki yavaşlama ile birlikte yeni zayıflama belirtileri ortaya çıktı. OECD ortalama işsizlik oranı Mayıs 2026’da yüzde 4,9 ile istikrarlı kaldı. OECD ülkelerinin yaklaşık üçte ikisinde hafif bir artış görüldü. OECD’deki ortalama istihdam ve işgücüne katılım oranları, 2026’nın ilk çeyreğinde sırasıyla yüzde 72,1 ve yüzde 76,7’ye ulaşarak rekor seviyelerde veya rekor seviyelere yakın seyretti.
Raporda genç üniversite mezunları da diğer çalışanlara kıyasla giderek artan bir işsizlik riskiyle karşı karşıya kaldığı ifade edildi. Bu yükselen eğilimin, üretken yapay zeka modellerinin yayılmasından çok önce başlamış olup daha karmaşık kök nedenlere işaret ettiği vurgulandı.
İnsanların yaşadığı yer, iş bulma olanaklarını etkiliyor
Raporda, insanların yaşadığı yerin, iş fırsatlarını, kariyer ilerlemelerini ve yaşam standartlarını şekillendirdiği üzerinde duruldu. Ülkeler içindeki büyük bölgesel farklılıkların, düşük performans gösteren bölgelerin potansiyellerine ulaşamaması nedeniyle gerçek ekonomik maliyetlere yol açtığına dikkat çekildi. Ayrıca, insanların daha müreffeh bölgelerdeki kişilerin gerisinde kaldıklarını hissettiklerinde ve genellikle de kaldıklarında, sosyal uyumu tehdit ettiği ifade edildi.
Rapora göre, OECD ülkelerinin yarısından fazlasında, küçük bölgeler arasındaki istihdam oranları yüzde 20’den fazla farklılık gösterdi. Daha da önemlisi, yerel nüfus özelliklerindeki farklılıklar bu farkın en fazla yarısını açıklarken, geri kalanı yerlerin kendi sunduklarıyla yansıtıldı. Aynı niteliklere sahip aynı işçi, yaşadığı yere bağlı olarak çok farklı bir iş piyasasıyla karşı karşıya kaldı.
Raporda ayrıca, ticaret şoklarının, her bölgedeki işletme ve sektör türlerine bağlı olarak insanları, yerleri ve firmaları çok farklı şekillerde etkilediği belirtildi. İmalat sektöründeki işlerini kaybeden işçiler nadiren hizmet sektöründe yaratılan yeni rollere geçerlerken, bu işlere genellikle işgücüne yeni katılan gençler talip oldu.
