Türkiye, Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında stratejik bir konuma sahip olması sayesinde küresel ticarette önemli bir merkez olarak öne çıkmaktadır. Coğrafi konumunun yanı sıra gelişmiş üretim kapasitesi, geniş ihracat ağı ve farklı sektörlerdeki güçlü ekonomik yapısı, Türkiye’nin uluslararası ticaretteki rolünü her geçen gün artırmaktadır. Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Türkiye ve Orta Asya Direktörü Wiebke Schloemer’in değerlendirmeleri de Türkiye’nin küresel ticaretteki önemini ve ticaret finansmanının ekonomik büyümedeki rolünü ortaya koymaktadır.Türkiye, son yıllarda ihracat alanında önemli gelişmeler kaydetmiştir. 2023 yılında dünyanın 28’inci en büyük ihracatçısı olan Türkiye, 2024 yılında da bu konumunu koruyarak 262 milyar dolarlık mal ihracatı gerçekleştirmiştir. Bu başarıda makine ve mekanik cihazlar, ekipmanlar, değerli madenler ve metaller gibi sektörlerin yanı sıra otomotiv, tekstil ve tarım sektörlerinin de önemli katkısı bulunmaktadır.
Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında bir köprü görevi görmesi, ülkenin uluslararası ticaretteki avantajlarını güçlendirmektedir. Özellikle üretim merkezleri ile büyük tüketim pazarları arasında yer alması, Türkiye’yi hem ihracat hem de ithalat açısından önemli bir ticaret merkezi haline getirmektedir.
Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre Türkiye’nin ihracat ve ithalatının küresel mal ticaretindeki payı 2023 yılında sırasıyla yüzde 1,08 ve yüzde 1,3 seviyesine ulaşmıştır. Bu oranlar, Türkiye’nin dünya ticaretine aktif biçimde katıldığını ve uluslararası ticaretin ülke ekonomisi açısından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Uluslararası ticaret yalnızca ülkeler arasındaki mal ve hizmet alışverişini artırmakla kalmamakta, aynı zamanda ekonomik büyüme, verimlilik ve istihdam açısından da önemli katkılar sağlamaktadır. İthalat ve ihracat yapan firmaların, yalnızca iç pazara yönelik faaliyet gösteren firmalara kıyasla daha yüksek verimlilik artışı sergilemesi, ticaretin işletmeler üzerindeki olumlu etkisini ortaya koymaktadır.
Türkiye açısından bakıldığında ihracat faaliyetlerinin özellikle imalat sektöründe istihdam yaratılmasına katkı sağladığı görülmektedir. Uluslararası ticaret yapan firmalar, yeni pazarlara ulaşabilmek için üretim kapasitelerini artırmakta, teknoloji yatırımlarını geliştirmekte ve daha nitelikli iş gücüne ihtiyaç duymaktadır. Böylece dış ticaret, yalnızca ihracat gelirlerini artıran bir unsur değil, aynı zamanda ekonomik kalkınmayı destekleyen önemli bir araç haline gelmektedir.
Küresel ticaretin sürdürülebilmesi için finansmana erişim büyük önem taşımaktadır. Ticaret işlemlerinin yaklaşık yüzde 80’inin bir çeşit finansmana dayandığı düşünüldüğünde, ticaret finansmanının uluslararası ekonomik sistem açısından kritik bir unsur olduğu anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte özellikle gelişmekte olan ülkelerde ticaret finansmanına yönelik talep, mevcut finansman arzının üzerinde seyretmektedir. Küresel ticaret finansmanı açığının yaklaşık 2,5 trilyon dolar seviyesinde olduğu tahmin edilmektedir. Bu durum, işletmelerin uluslararası pazarlara erişimini zorlaştırabilmekte ve ticaretin büyüme potansiyelini sınırlayabilmektedir.
Bu noktada IFC tarafından yürütülen Küresel Ticaret Finansmanı Programı (GTFP) önemli bir rol üstlenmektedir. Program, gelişmekte olan piyasalardaki bankalara ticaret işlemlerindeki riskleri azaltmaya yönelik garantiler sağlayarak ticaret finansmanının erişilebilirliğini
GTFP, son 20 yılda uluslararası ticaretin finansmanına önemli katkılar sağlamıştır. IFC’nin verdiği bilgilere göre program kapsamında 188 binden fazla firmaya toplam 120 milyar dolarlık ticaret finansmanı sağlanmıştır. Program özellikle gıda güvenliği, istihdam, iklim ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi stratejik alanları da desteklemektedir.
Türkiye, GTFP açısından önemli ülkelerden biridir ve program kapsamında dördüncü en büyük ülke konumundadır. Türkiye’de GTFP kapsamındaki banka ağı 2009 yılında yalnızca bir bankadan oluşurken 2025 yılında 11 bankaya yükselmiştir. Bu durum, Türkiye’de ticaret finansmanına duyulan ihtiyacın ve uluslararası ticaretin finansal altyapısının giderek büyüdüğünü göstermektedir.
Özellikle ekonomik belirsizliklerin, finansal dalgalanmaların ve küresel krizlerin yaşandığı dönemlerde ticaret finansmanı daha da önemli hale gelmektedir. IFC’nin bankalara sunduğu garantiler, muhabir bankaların risk iştahının azaldığı dönemlerde ticaret işlemlerinin devam etmesine yardımcı olmaktadır. Böylece ihracatçı ve ithalatçı firmaların finansmana erişimi desteklenmektedir.
Türkiye’de ticaret finansmanının gelişmesinde katılım bankaları da giderek daha önemli bir konuma gelmektedir. BDDK tarafından düzenlenen dokuz katılım bankası, toplam bankacılık varlıklarının yüzde 8,7’sini oluşturmaktadır. Katılım bankalarının hem ithalat hem de ihracat işlemlerine yönelik finansman hizmetleri sunması, bu kuruluşları Türkiye’nin dış ticaret sisteminin önemli aktörlerinden biri haline getirmektedir.
Katılım bankalarının bankacılık sektöründeki payının artmasıyla birlikte GTFP gibi uluslararası ticaret finansmanı programlarının bu bankalarla iş birliğini genişletmesi, Türkiye’de ticaret finansmanının çeşitlendirilmesine katkı sağlayabilir.
Türkiye, stratejik coğrafi konumu, güçlü üretim kapasitesi ve geniş ticaret ağı sayesinde küresel ticarette önemli bir konuma sahiptir. İhracatın ve ithalatın ülke ekonomisindeki ağırlığının artması, ticaret finansmanına duyulan ihtiyacı da beraberinde getirmektedir.
Ticaret finansmanı, özellikle ekonomik belirsizliklerin yaşandığı dönemlerde firmaların uluslararası pazarlardaki faaliyetlerini sürdürebilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır. IFC’nin Küresel Ticaret Finansmanı Programı, bankaların ticaret işlemlerindeki risklerini azaltarak firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmakta ve uluslararası ticaretin devamlılığını desteklemektedir.
Türkiye’nin GTFP içerisindeki önemli konumu ve banka ağının yıllar içinde genişlemesi, ülkenin küresel ticaretteki rolünü ve ticaret finansmanına verdiği önemi göstermektedir. Önümüzdeki dönemde ticaret finansmanının geliştirilmesi, özellikle ihracatçı ve ithalatçı firmaların desteklenmesi açısından Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine önemli katkılar sağlayabilir.

