Türkiye İMSAD Aylık Sektör Raporu’nun Mayıs 2026 sonuçlarına göre, inşaat malzemesi sanayisi üretiminde genel olarak olumlu bir performans öne çıktı. Raporda, alt sektörlerin büyük bölümünde üretimin pozitif seyrini sürdürdüğü ve sektörün dayanıklı yapısını koruduğu vurgulandı. Bununla birlikte, alt sektörler arasındaki performans farklılıklarının önümüzdeki dönemde yakından izlenmesi gerektiğine dikkat çekildi
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından KPMG iş birliğiyle hazırlanan Aylık Sektör Raporu, sektörün güncel görünümünü kapsamlı veriler ışığında değerlendirmeye devam ediyor. Rapora göre, inşaat sektörü 2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisinin üzerinde büyümeye devam ederken, önceki dönemlerde görülen güçlü büyüme temposunda yaşanan yavaşlama ise dikkat çekti. Raporda ayrıca, sektörün finansal dalgalanmalar ve sıkı ekonomi politikası koşullarına rağmen büyümesini sürdürdüğü, ancak finansman koşulları, maliyet baskıları ve talep dinamiklerinin etkisiyle büyüme hızında belirgin bir yavaşlama yaşandığı belirtildi.
İnşaat malzemesi sanayi üretiminde olumlu görünüm sürdü
Türkiye İMSAD Aylık Sektör Raporu’na göre, Nisan 2026 itibarıyla incelenen alt sektörler arasında on dört alt sektör için inşaat malzemesi sanayi üretim endeksi yıllık bazda artış gösterirken, beş alt sektörde gerileme kaydedildi.
Nisan 2026 döneminde üretimi yüzde 10’un üzerinde daralan herhangi bir alt sektör bulunmadı. Aynı dönemde çimento, seramik kaplama malzemeleri, mermer ve granit, metal yapı ve yapı parçaları, hazır beton, elektrikli aydınlatma ekipmanları ve inşaat amaçlı beton ürünlerinde çift haneli büyüme gerçekleşti.
Hazır beton üretimi, Nisan 2026’da yıllık bazda yüzde 18,8 artarak incelenen alt sektörler arasında en yüksek üretim artışını kaydetti. Bu performansı; çimento, seramik kaplama malzemeleri, mermer ve granit ile metal yapı ve yapı parçaları sektörlerindeki güçlü üretim artışları takip etti.
İnşaat malzemesi sanayisindeki üretim görünümü, sektörün genel olarak dayanıklı yapısını koruduğunu ortaya koyarken, alt sektörler arasındaki farklılaşmaların önümüzdeki dönemde yakından izlenmesi gerektiğine işaret etti.
Türkiye inşaat sektörü büyümeyi sürdürdü ancak ivme kaybı belirginleşti
Rapora göre, Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde2,5 büyürken, inşaat sektörü aynı dönemde yüzde3,2 büyüme kaydetti. Böylece inşaat sektörü genel ekonominin üzerinde büyümeye devam etti. Ancak inşaat sektörü ile Türkiye ekonomisi arasındaki büyüme farkının önceki çeyreklere kıyasla daralması, büyüme performansında ivme kaybının belirginleştiğine işaret etti.
İnşaat sektörünün 2025 yılının dördüncü çeyreğinde başlayan yavaşlama eğilimini 2026 yılının ilk çeyreğinde de sürdürmesine karşın pozitif bölgede kalması, sektörün finansal dalgalanmalar, sıkı finansman koşulları ve maliyet baskılarına karşı dayanıklılığını ortaya koydu. Bununla birlikte, büyüme hızının yüzde3,2 seviyesine gerilemesi, finansman maliyetleri ve talep koşullarının sektör üzerindeki sınırlayıcı etkilerinin daha görünür hale geldiğini gösterdi.
Gayrimenkul sektörü ise 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 3 büyüyerek inşaat sektörüne yakın bir performans sergiledi. Önceki dönemlerde inşaat sektörü lehine daha belirgin olan büyüme farkının azalması, üretim ve yatırım odaklı faaliyetler ile talep tarafındaki gelişmeler arasındaki ayrışmanın sınırlı ölçüde azaldığını ortaya koydu. Her iki sektörün de genel ekonomik büyümenin üzerinde kalmayı sürdürmesi ise olumlu görünümün devam ettiğini gösterdi.
İnşaat harcamaları 2026’nın ilk çeyreğinde 2,33 trilyon TL’ye ulaştı
Türkiye inşaat harcamaları, 2026 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde24,7 artarak 2,33 trilyon TL seviyesinde gerçekleşti. Harcamalardaki yıllık artış, sektörde nominal büyüme eğiliminin devam ettiğini ortaya koydu.
Bununla birlikte, mevcut fiyat dinamikleri dikkate alındığında söz konusu nominal artışın reel anlamda güçlü bir büyümeye işaret etmediği değerlendirildi. 2025 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren inşaat harcamalarında nominal ve reel bazda kademeli bir yavaşlama görüldü. Bu gelişme finansman koşulları, maliyet gelişmeleri ve talep görünümünün sektör harcamaları üzerindeki etkilerinin önümüzdeki dönemde yakından takip edilmesi gerektiğini gösterdi.

