Orta Doğudaki savaş, ülkelerin sınırlarının değişmesi, işgaller, teröristlerin geri plana çekiliyor durumda gösterilmesi, ülkemizde ekonomik durumun gittikçe kötüleşmesi, terörist grupların görece unutturulması, bir süre sonra siyasete atılmalarının önünün açılması, Suriye’de terör gruplarının Suriye devletine entegre edilerek etnik grupların özerklikten devlet yöneticiliğine getirilmeye çalışılması gibi yakınımızda ve içimizde birçok olaylar oluyor. Orta Doğu’daki ve bizi etkileyen geleceğe dönük projelerin ne olduğunu ve nasıl yaşama geçirilmeye çalışıldığını çok sıkı takip etmek gerekiyor.
Ekonomik sıkıntılarımız var mı diye bakarsak, sanayi üretiminde gerileme olduğunu söylemeliyiz. İşsizlik oranı yüksek durumda. Kişi başına düşen yurt içi hasılada yükselme var. Ancak gelir dağılımızda adaletsizlik daha da yaygınlaşıyor.
Bir iki örnekleme yaparsak; tarım ürünlerinde gittikçe geriliyoruz. 1990’lı yıllarda 846 bin ton mercimek üretiyorduk. Nüfusumuz o zaman 56 milyondu. 2026’da, nüfus 36 milyon arttı, ürettiğimiz mercimek miktarı ise 433 bin ton. Üretim azaldığı için mercimek ithalatına başladık. 2003-2025 yılları arasında 7,6 milyon ton mercimek ithal ettik ve 5,4 milyar dolar para ödedik. 2026’nın ilk 7 ayında ise 446 bin ton mercimek ithal ettik. (Referans; Tarım yazarı Gazi Kutlu’nun Cumhuriyet’e yaptığı açıklamalardan.) Zincir marketlerde mercimek paketlerine bakarsanız menşe ülke olarak Kanada yazısını görebilirsiniz.
Sadece tarımsa üretimde değil, sanayi üretiminde de üretim yaklaşık 27 aydır gerilemektedir. Ayrıca iflas eden, konkordato ilan eden, kapatılan şirket sayısı açılan şirket sayısından fazladır.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin yıllık Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) verilerini ve 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin GSYH sonuçlarını açıkladı. 2025 yılında en yüksek büyüme yüzde 11 ile inşaat sektöründe gerçekleşti. İnşaatı yüzde 8,5 ile kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor ile yüzde 7,9 ile bilgi ve iletişim faaliyetleri takip etti.
Evet, büyüyen sektörler inşaat, kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor. Küçülen sektörlere göz atarsak; en fazla küçülen sektör yüzde 8,5 ile tarım, ormancılık ve balıkçılık. İkincisi yüzde 5 ile su temini; kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri, üçüncü sırada da yüzde 4,2 ile hanehalklarının işverenler olarak faaliyetleri. Küçülen sektörler görüldüğü gibi tarım, ormancılık ve balıkçılık ile su temini, kanalizasyon işleri, atık yönetimi ve iyileştirilmesi. İnşaat sektörü, eğence, dinlence gerekli ama yeterli değil. Yaşam konforumun geliştirilmesinde içme suyu, kanalizasyon sistemlerine yatırım gerekli. Tarıma ve balıkçılığa önem vermeliyiz. Aksi takdirde üç yanımız deniz ama balık ithalatımız artar. Tarım sektöründe de soğan, patates bile ithalatımız artıyor. Orta ve dar gelirlilerin yaşam koşulları iyileşiyor mu acaba? Çarşıda, Pazar yerlerinde kimler neyi rahatça alıyor, kimler sürekli tezgah tezgah, vitrin vitrin dolaşıyor? İnsanımız mutluysa o mutluluk bize de yansır.
İktidarın yaklaşımı üretimi desteklemek yerine ticarette “tanıdıklarına” destek vermek olursa, üretilmesi gereken tarım ürünleri başta olmak üzere herşey ithal edilmeye başlar ve ticaretle para kazananlar öne çıkar. Gittikçe başka ülkelere bağımlı hale geliriz. Oysa Cumhuriyetin kuruluşundaki hedef ekonomik bağımsızlığımıza da kavuşmaktı.
Bizlere bağımsız ekonomi yolunu, çabasını, desteği kim gösterecek acaba?

