SEDA GÖK
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin enerji dönüşümünde enerji arz güvenliği, ithal enerjiye bağımlılığın azaltılması ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Bayraktar, Türkiye’nin enerji altyapısının 2035 yılına kadar en az 80 milyar dolar yatırıma ihtiyaç duyduğunu belirterek, iklim finansmanının yalnızca emisyon azaltımına değil, iklim direnci ve uyum yatırımlarına da yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bakan Bayraktar, 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) kapsamında düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi’ne katıldı. Zirvede Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da yer aldı. Zirvede konuşan Bayraktar, Türkiye’nin enerji dönüşümünde üç temel hedef doğrultusunda ilerlediğini belirtti. Bunların enerji arz güvenliğinin sağlanması, ithal enerjiye bağımlılığın azaltılması ve başta 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi olmak üzere iklim taahhütlerinin yerine getirilmesi olduğunu ifade etti.
Enerji güvenliği öne çıkıyor
Dünyanın son yıllarda pandemi, tedarik zinciri sorunları, jeopolitik gerilimler, savaşlar, ticaret anlaşmazlıkları ve küresel emtia piyasalarındaki dalgalanmalarla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Bayraktar, enerji dönüşümünün enerji güvenliğini gündemden çıkarmadığını söyledi. Bayraktar, “Enerji dönüşümüyle birlikte enerji güvenliği gündemden çıkmış değildir. Tam tersine, enerji güvenliği ile enerji dönüşümü birlikte ilerlemek zorundadır. Türkiye açısından bunun anahtarı elektrifikasyondur” dedi.
Daha fazla elektrik üretmeleri gerektiğini belirten Bayraktar, bu üretimin daha temiz, güvenli ve rekabetçi şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yenilenebilir enerji merkezde
Yenilenebilir enerjinin dönüşümün merkezinde yer alacağını ifade eden Bayraktar, Türkiye’nin güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve jeotermal kaynaklar açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Yenilenebilir kurulu gücünü hızla artırdıklarını belirten Bayraktar, yüksek miktarda değişken yenilenebilir enerji üretimini sisteme entegre edebilecek elektrik altyapısının da geliştirildiğini kaydetti. Bayraktar, ancak enerji arzını artırmanın dönüşümün yalnızca bir ayağı olduğunu ifade etti.

Verimlilikte yeni dönem
Enerji verimliliğinin başlı başına stratejik bir enerji kaynağı olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Bayraktar, mevcut Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamında 20 milyar doların üzerinde yatırım öngörüldüğünü belirtti.
Bayraktar, hedeflerin 2030 ile sınırlı olmadığını belirterek, “Bir sonraki 10 yıl için çok daha iddialı hedefler içeren Üçüncü Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nı hazırlayacağız” dedi.
Nükleer ve yenilenebilir birlikte
Nükleer enerjinin de Türkiye’nin karbon içermeyen elektrik üretim portföyünün önemli unsurlarından biri olacağını belirten Bayraktar, nükleer enerjinin güvenilir, büyük ölçekli ve düşük karbonlu baz yük elektrik üretimi sağladığını söyledi. Mevcut nükleer programı kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Bayraktar, küçük modüler reaktörler dahil yeni nesil teknolojileri de yakından takip ettiklerini ifade etti. Bayraktar, “Nükleer enerji ile yenilenebilir enerjiyi rakip değil; güvenli ve temiz bir enerji sisteminin birbirini tamamlayan iki temel bileşeni olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Yalnızca üretim yatırımlarının yeterli olmayacağını vurgulayan Bayraktar, iletim ve dağıtım şebekelerinde de büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç olduğunu söyledi.
Elektrik şebekelerinin daha büyük, güçlü, akıllı ve esnek hale gelmesi gerektiğini belirten Bayraktar, şebekelerin yeni yenilenebilir enerji yatırımlarını sisteme bağlayabilmesi, depolama çözümlerini entegre edebilmesi ve elektrikli araçları destekleyebilmesi gerektiğini kaydetti. Şebekelerin değişen elektrik talebine de dinamik biçimde yanıt verebilmesi gerektiğini ifade etti.
Kritik minerallere yatırım
İletim altyapısı ve depolamaya yatırım kadar kritik minerallere yatırımın da önemli olduğunu belirten Bayraktar, iletim hatları ve bataryalar için gerekli minerallerin çıkarılması ve madencilik projelerinin finansmanının stratejik önem taşıdığını söyledi. İklim değişikliği nedeniyle elektrik altyapısının yeniden tasarlanması ve güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Bayraktar, sıcak hava dalgaları, seller, fırtınalar, kuraklıklar ve orman yangınlarının elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımını doğrudan etkileyebildiğini söyledi. Bayraktar, iklim finansmanının yalnızca emisyonların azaltılmasına odaklanmaması gerektiğini belirterek, iklim direnci ve uyum yatırımlarının da finansman kapsamına alınması gerektiğini vurguladı.
“Bugün inşa ettiğimiz altyapı, geçmişin iklim koşullarına değil, gelecek on yılların iklim gerçeklerine göre tasarlanmalıdır. Bunun için ise çok büyük finansman kaynaklarına ihtiyaç vardır” diyen Bayraktar, kamu finansmanının tek başına yeterli olmayacağını ifade etti. Özel sektör sermayesi, uluslararası finans kuruluşları, kalkınma bankaları ve uzun vadeli kurumsal yatırımcıların harekete geçirilmesi gerektiğini belirten Bayraktar, özellikle gelişmekte olan ekonomiler için uygun maliyetli ve uzun vadeli iklim finansmanına erişimin hayati önem taşıdığını söyledi.
Türkiye’nin enerji sistemini iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli hale getirmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, bunun yalnızca çevre değil, enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve sanayi rekabetçiliği açısından da önemli olduğunu söyledi.
Bayraktar, gerekli yatırımların harekete geçirilmesi ve doğru finansman mimarisinin kurulması halinde daha güvenli bir enerji sistemi, daha rekabetçi bir ekonomi ve daha temiz bir geleceğin mümkün olacağını ifade etti.

