İş dünyası temsilcileri, aile şirketlerinin markalaşması ve marka mirasının gelecek nesillere aktarılmasının şirket itibarı için önemli olduğunu savunuyor
Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), İzmir Reklamcılar Derneği (İRD) ve Aile İşletmeleri Derneği (TAİDER) iş birliğiyle düzenlenen “Aile Şirketlerinde Markalaşma: Geçmişten Geleceğe Marka Değeri” semineri EGİAD Dernek Merkezi’nde düzenlendi. Pazarlama Yönetimi ve Marka İletişimi Danışmanı Güven Borça moderatörlüğünde gerçekleşen buluşmada; İTK İcra Kurulu Başkanı ve EGİAD Fahri Üyesi Yiğit Tatış, Sun Tekstil Ürün Müdürü, Ekoten Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi ve EGİAD Üyesi Ayşe Ünlütürk ile Folkart Genel Müdür Yardımcısı ve EGİAD Üyesi Ahmet Sancak, farklı sektörlerdeki deneyimleri üzerinden aile şirketlerinin markalaşma yolculuklarını değerlendirdi. Marka mirası, kuşaklar arası aktarım, yeni neslin bakış açısı, değişime uyum, itibar ve aile değerlerinin geleceğe taşınması etkinliğin ana gündemini oluşturdu.

Aile şirketlerinde güven, itibar ve hikâye
Toplantının açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, aile şirketlerinin yalnızca sermaye yapısı, kurumsallaşma ve nesiller arası devir açısından değil, yıllar içerisinde oluşturdukları marka, güven, itibar ve hikâye açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Aile isminin şirket markasıyla özdeşleşmesinin güçlü bir güven ve itibar avantajı sağladığını, ancak bunun aynı zamanda daha yüksek bir sorumluluk yarattığını ifade eden Özhelvacı, tüketicilerin aile şirketlerinden samimiyet, tutarlılık, şeffaflık ve değerlerine bağlılık beklediğine işaret etti.
Özhelvacı, EGİAD üyelerinin önemli bir bölümünün aile şirketlerinde ikinci, üçüncü ve sonraki kuşakları temsil ettiğini hatırlatarak, aile işletmelerinin kurumsallaşması kadar markalaşmasını, dijital dönüşümü kadar itibar yönetimini, geçmişini koruması kadar geleceği okuyabilmesini de önemsediklerini dile getirdi.
Yorgancılar: Başarı, yalnızca büyümek değil
TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin ise aile şirketlerinde sürdürülebilir başarının yalnızca şirketin büyümesiyle ölçülemeyeceğini vurguladı. TAİDER’in 14 yıl önce aile şirketlerinin kendi değerlerini koruyarak nesilden nesle sağlıklı biçimde aktarılmasına ve uzun ömürlü olmasına katkı sunmak amacıyla yola çıktığını hatırlatan Perçin, “Aile şirketlerinde başarı sadece büyümek değildir. Asıl başarı, değerleri koruyarak büyümek ve güçlü bir mirası gelecek kuşaklara devredebilmektir. Marka da bu yolculuğun en önemli parçalarından biridir; çünkü marka yalnızca bir isim ya da ticari değer değil, bir hikâye, güven ve yıllar boyunca oluşan itibardır” dedi.
Köklü aile markalarının kuşaklar boyunca varlıklarını sürdürmelerinin önemine dikkat çeken Perçin, Z ve Alfa kuşaklarıyla birlikte tüketici beklentilerinin de hızla değiştiğini belirtti. Yapay zekâ ve teknolojinin şekillendirdiği yeni dönemde markaların yalnızca ne sattığının değil, neye inandığının, nasıl davrandığının ve toplumla nasıl bağ kurduğunun da önem kazandığını ifade eden Perçin, köklü değerlerle yeni neslin beklentilerini buluşturmanın aile şirketlerinin geleceği açısından kritik olduğunu söyledi.
Çiner: Aile şirketinin geçmişi mirastır
İzmir Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Turusan Çiner de Türkiye’nin üretim gücünü küresel ölçekte güçlü markalara dönüştürmesinin stratejik önem taşıdığını vurguladı. Bir aile şirketinin yıllar içinde yalnızca üretim kapasitesi değil; güven, itibar, müşteri ilişkileri, kurum kültürü ve güçlü bir hikâye oluşturduğunu ifade eden Çiner, bu birikimin kendiliğinden marka değerine dönüşmediğini belirtti. Çiner, “Türkiye güçlü bir üretim ülkesi; güçlü sanayicilerimiz, girişimcilerimiz ve ihracatçılarımız var. Ancak önümüzdeki dönemde hedefimiz daha fazla üretmek kadar daha fazla küresel marka yaratmak da olmalı. İtibarın markaya, yerel gücün küresel rekabet avantajına, geçmişten gelen birikimin geleceğin marka değerine dönüşmesi gerekiyor” dedi.
Seminer, Güven Borça moderatörlüğünde Yiğit Tatış, Ayşe Ünlütürk ve Ahmet Sancak’ın kendi şirket ve sektör deneyimleri üzerinden aile işletmelerinde marka mirası, kuşaklar arası dönüşüm, değişen tüketici beklentileri ve markaların geleceğe hazırlanmasına ilişkin değerlendirmeleriyle devam etti. Güven Borça, Türkiye’de ilk kez Kedi Kumu üretimiyle bu alanda markalaşma başlattıklarını hatırlatarak, markalaşma sürecinde nesiller arasında anayasalaşmanın önemine dikkait çekti.
Ayşe Ünlütürk ise yaptığı konuşmada, tekstil alanında sürdürdükleri başarı ile dünya devi güçlü markalarla çalıştıklarını hatırlatarak, ihracatçı ve iç pazar üreticisi olarak yollarının uzun olduğunu ifade etti. Yiğit Tatış da, eğitimde markalaşmanın denge gerektirdiğini belirterek, eğitimde franchising yaklaşımına karşı olduklarını kaydetti.
Ahmet Sancak ise, gayrimenkul öncesinde ilaç depoculuğu yaparken premium ev arayışı sebebiyle inşaat sektörüne dahil olduklarını hatırlatarak, sonrasında İzmir’de yüzde 95 oranında bilinen bir marka olduklarını aktardı.

