
Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) İhracat Komitesi, 1 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe giren döviz dönüşüm desteğine ilişkin düzenlemenin, ihracatçı firmalar üzerindeki muhtemel operasyonel ve finansal etkilerini tüm boyutlarıyla masaya yatırdı.
Yapılan çalışmaya ilişkin açıklamalarda bulunan Dışyönder Yönetim Kurulu Başkanı Dr.Hakan Çınar ve İhracat Komitesi Başkanı ve Dışyönder Başkan Yardımcısı Umut Rallas, “Düzenlemenin, yüksek katma değer, istihdam ve döviz dönüşümünü teşvik eden temel yaklaşımını olumlu bulduk. Ancak uygulama etkinliğinin artırılabilmesi amacıyla aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulmasının ve sistemde bazı iyileştirmelerin yapılmasının faydalı olduğunu tespit ettik. Dışyönder çatısı altında ihracatçılardan bankacılara, akademisyenlerden gümrük müşavirlerine varıncaya kadar çok zengin bir üye yapısına sahiptir. Bu sebeple gerçekleştirdiğimiz çalışmanın başta T.C.Merkez Bankası olmak üzere, Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’na da önemli bir rehber olacağı kanaatindeyiz. Son dönemde kamuoyunda Döviz Dönüşüm Desteği’nin her ne kadar bir teşvikten ziyade Merkez Bankası’nın döviz pozisyonuna ilişkin olduğundan söz edilse de bizler ihracatçılar için döviz kaybını önlemede çok önemli bir destek unsuru olduğunu biliyor ve savunuyoruz” dedi.

Çalışma 9 maddede toparlandı
- 1. Döviz pozisyon bildirimlerinin geçerlilik süresi:
SMMM/YMM onaylı döviz pozisyon bildirimlerinin 15 günlük geçerlilik süresi, düzenli döviz dönüşümü gerçekleştiren ihracatçı firmalar açısından ilave belge üretimi, maliyet ve operasyonel iş yükü oluşturmaktadır. Geçerlilik süresinin en az bir aya, mümkün olması halinde üç aya çıkarılması, uygulama maliyetlerini azaltırken sistemin etkinliğini de koruyacaktır.
- 2. Döviz pozisyonunun hesaplanma yöntemi:
Mevcut uygulamada döviz varlıklarının belirli bir sınırın üzerinde bulunması destekten yararlanmayı sınırlayabilmektedir. Ancak firmaların döviz cinsi kredi geri ödemeleri, ithalat yükümlülükleri, ham madde ödemeleri ve kur riskinden korunma amacıyla tuttukları döviz varlıklarının da dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle brüt döviz varlığı yerine net döviz pozisyonunu esas alan bir hesaplama modelinin daha sağlıklı sonuç üreteceği değerlendirilmektedir.
- 3. %10 döviz pozisyon sınırının niteliği:
Döviz varlığının tek başına değerlendirilmesi, işletmelerin doğal hedge mekanizmalarını ve ticari yükümlülüklerini göz ardı edebilmektedir. Spekülatif amaçlı döviz varlıkları ile operasyonel faaliyetlerin gerektirdiği döviz rezervlerinin birbirinden ayrıştırılması, düzenlemenin ekonomik amacıyla daha uyumlu olacaktır.
- 4. Firma limitlerinin belirlenmesinde kullanılan kriterler:
Faaliyet karı ve işgücü maliyetleri üzerinden oluşturulan yeni limit yapısının, özellikle üretici olmayan ancak yüksek ihracat hacmine sahip dış ticaret firmalarında destek kapasitesini önemli ölçüde azaltma ihtimali bulunmaktadır. Mevcut ihracatçıların destek limitlerinin daraltılması yerine, yüksek katma değerli, teknoloji yoğun, yüksek istihdam sağlayan veya stratejik sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçılara ilave destek oranları tanımlanması daha etkin bir politika aracı olabilir.
- 5. Bankacılık sisteminde oluşabilecek operasyonel yük:
Firma limitlerinin, döviz pozisyonlarının ve belge uygunluklarının önemli ölçüde manuel olarak kontrol edilmesi, ihracatçı firma, banka ve mali müşavir arasında yoğun bir belge trafiğine neden olabilecektir. Bu durum işlem sürelerinin uzaması, bankalarda operasyonel yığılma ve uygulamada farklılıklar oluşması riskini beraberinde getirmektedir.
- 6. Merkezi ve dijital doğrulama altyapısı ihtiyacı:
Firmalara ilişkin gerekli finansal ve vergisel verilerin büyük bölümünün kamu kurumlarının dijital sistemlerinde halihazırda bulunması nedeniyle, süreçlerin mümkün olduğunca kurumlar arası veri entegrasyonu yoluyla doğrulanması önerilmektedir. Böylece ihracatçıların tekrar eden belge sunma yükümlülüğü azaltılabilir ve uygulama standardizasyonu sağlanabilir.
- 7. Döviz dönüşüm kurunun açıklanma yöntemi:
Saat 11.00’de tek bir dönüşüm kuru açıklanması, işlemlerin günün belirli bir bölümünde yoğunlaşmasına ve bankaların operasyonel kapasitesi üzerinde baskı oluşmasına neden olabilir. Gün içerisinde birden fazla referans kur açıklanması veya dönüşüm işlemlerine daha geniş zaman aralığı tanıyan alternatif mekanizmaların değerlendirilmesi faydalı olacaktır.
- 8. Reeskont kredileri ile döviz dönüşüm desteğinin ilişkisi:
TCMB döviz reeskont kredisi kullanan firmaların kredi vadeleri boyunca döviz dönüşüm desteğinin dışında tutulması, ihracat finansmanı ile döviz dönüşüm teşvikinin birbirini sınırlayan iki mekanizmaya dönüşmesine neden olabilmektedir. İki enstrümanın birbirini dışlaması yerine, ihracat finansmanı ve döviz dönüşümünü tamamlayıcı politika araçları olarak birlikte çalışabileceği bir yapı değerlendirilmelidir.
- 9. Uygulamanın etki analizinin yapılması:
Düzenlemenin yürürlüğe girmesini takip eden dönemde, ihracatçı firmalar, bankalar, SMMM/YMM temsilcileri ve ilgili kamu kurumlarının katılımıyla kapsamlı bir uygulama ve etki değerlendirmesi yapılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu değerlendirmede destek kullanım oranları, işlem süreleri, belge maliyetleri, banka operasyon süreleri ve firma ölçeğine göre ortaya çıkan farklılıklar ölçülmelidir.
DIŞYÖNDER sonucu şöyle toparladı: “Döviz dönüşüm desteklerinin başarısı yalnızca sağlanan teşvik oranı üzerinden değerlendirilmemelidir. Destek mekanizmasının; erişilebilirliği, öngörülebilirliği, işlem hızı, idari maliyeti ve uygulama sadeliği en az destek oranı kadar önem taşımaktadır. DIŞYÖNDER İhracat Komitesi olarak temel yaklaşımımız, döviz dönüşümünü teşvik ederken ihracatçının finansal ve operasyonel hareket kabiliyetini sınırlandırmayan, dijitalleşmiş, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir uygulama modelinin oluşturulmasıdır.”
