Pazartesi, Ocak 19, 2026

Çelikte dev üretim hamlesi

SEDA GÖK

Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan: Tüm zorluklara rağmen 2026 yılında üretim ve tüketimde artış bekliyoruz

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan, çelik sektörünün 2025 yılı performansını değerlendirerek 2026 yılına dair beklenti, risk ve stratejik hedefleri paylaştı. Yayan, Uzak Doğu kaynaklı ithalat baskısından, AB ile yaşanan kota krizine, yeşil dönüşümden, bölgesel barışın ekonomik etkilerine kadar pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

2025 yılının çelik sektörü için oldukça zorlu geçtiğini belirten Dr. Veysel Yayan, artan finansman maliyetlerinin yanı sıra; Rusya, Çin ve Uzak Doğu ülkeleri kaynaklı dampingli ve devlet destekli fiyatların üreticiler üzerinde büyük baskı oluşturduğunu ifade etti. Tüm olumsuzluklara rağmen sektörün üretimini mütevazı seviyelerde artırarak güçlü duruşunu koruduğunu vurgulayan Yayan, şu verileri paylaştı:

“11 aylık dönemde 35,8 milyon tonluk nihai mamul tüketimi ile tarihsel rekorlara yaklaşılmasına rağmen, Rusya ve Çin gibi ülkelerin kendi iç tüketimlerindeki düşüş nedeniyle ihracat baskısını artırmaları, ithalatımızı yüzde 11,8 artışla 17,4 milyon tona yükseltmiştir. Ocak-Kasım döneminde 34,6 milyon ton üretimle dünyada 7. sıradaki yerimizi korusak da, kapasite kullanım oranımız yüzde 63,3’te kalmıştır. Bu oran, 2021 yılındaki yüzde 74,8’lik seviyenin oldukça gerisindedir ve sektörün gerçek potansiyelinin altında kalındığını göstermektedir.”

2026 yılına küresel belirsizliklerin gölgesinde girildiğini ifade eden Dr. Yayan, enflasyon ve faizlerdeki gerilemenin henüz kredi maliyetlerine yansımadığını, ancak yıl genelinde hızlı bir iyileşme beklediklerini kaydetti. Bölgesel savaşların sona ermesinin sektöre can suyu olacağını belirten Yayan, “Ukrayna ve Filistin’de tesis edilecek barış ortamı, bölgedeki inşaat faaliyetlerini canlandırarak, yeni bir çelik talebi oluşturacaktır” dedi. Gelecek yıl için iyimser senaryolarını da paylaşan Dr. Yayan, sözlerini şöyle tamamladı: “Rusya ve Çin kaynaklı ithalatın kontrol altına alınması, AB ile dengeli bir mutabakata varılması ve döviz kurlarının makul seviyelere gelmesi halinde; 2026 yılında nihai mamul tüketimi ile ham çelik üretiminin 40 milyon ton seviyesini aşmasını, kapasite kullanım oranının ise yüzde 70’e yükselmesini bekliyoruz. Ancak AB ile uzlaşı sağlanamazsa, yerli üreticinin ve tüketicinin korunması adına, vakit kaybetmeden benzer koruma tedbirlerini devreye almamız hayati önem taşımaktadır.”


AB ile ihracat krizi kapıda: %60 kayıp riski

Dr. Yayan, uluslararası ticaret arenasındaki korumacı önlemlerin dozunun arttığına dikkat çekerek, ABD’nin vergileri yüzde 50’ye çıkarmasının ardından Avrupa Komisyonu’nun getirmek istediği yeni kısıtlamalara tepki gösterdi. AB’nin kotaları yüzde 47 oranında azaltarak 18,3 milyon tona düşürmeyi ve kota dışı vergiyi yüzde 50’ye çıkarmayı hedeflediğini belirten Yayan, “Bu düzenlemenin hayata geçmesi durumunda, AB (Avrupa Birliği) ülkelerine yönelik ihracatımızın yüzde 60 oranında azalma ihtimali bulunmaktadır” dedi.

Türkiye’nin AB ile olan dış ticaret dengesinde son 20 yılda 24,4 milyar dolar açık verdiğini hatırlatan Yayan, “AB, aramızdaki Serbest Ticaret Anlaşması’ndan(STA) önemli ölçüde yararlanmıştır. Sadece son birkaç yılı gerekçe göstererek vergileri yüzde 50’ye çıkarma teklifi gerçekçi ve adil değildir. Türkiye son 10 yılda AB’nin en fazla çelik ürünleri ihraç ettiği ülke konumundadır. Türkiye dışında, ihraç ettiği miktara yakın ölçüde AB’den ithalat yapan başka bir ülke yoktur. Bu nedenle 40 yıllık STA dikkate alınmadan yapılacak sathi nitelikteki matematiksel hesaplamalar kabul edilemez” ifadelerini kullandı.


Yeşil dönüşüm ve sınırda karbon düzenlemesi

1 Ocak 2026 itibarıyla resmen başlayan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na (SKDM) değinen Dr. Veysel Yayan, bu süreci sadece bir yükümlülük değil, stratejik bir dönüşüm fırsatı olarak gördüklerini belirtti. Türk çelik sektörünün sürdürülebilir rekabet gücünü yeniden inşa ettiğini ifade eden Yayan, yenilenebilir enerji, dijitalleşme ve yeşil üretim teknolojilerinin entegrasyonunun öncelikli olduğunu söyledi. Yayan, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefiyle uyumlu adımların, endüstriyi küresel ölçekte düşük karbonlu üretimin öncü merkezi haline getireceğinin altını çizdi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM