Salı, Ocak 20, 2026

Giyim ürünlerinde iade oranı %90’a ulaştı

E-Ticaret Trendleri Raporu’na göre, alışveriş yapanların yüzde 79’u kötü iade politikaları nedeniyle alışverişi tamamlamıyor. Bazı giyim ürünlerinin iade oranlarının yüzde 90’a ulaşması küresel olarak 62,5 milyar dolarlık bir hacim yaratıyor.

Yoğun tatil alışveriş sezonu sona ererken, küresel lojistik sektörü için “İade Sezonu” başladı. E-ticaret tedarik zincirinin bu aşaması giderek daha kritik bir rol oynuyor. Geçen yıllarda iadeler, bir maliyet kalemi olmaktan çıkıp ön saflarda yer alan stratejik bir rekabet unsuruna dönüştü. DHL’nin 2025 E-Ticaret Trendleri Raporları ve güncel operasyonel verilere göre, artık küresel ticaretin kazananları iadeleri ortadan kaldırmaya çalışanlar değil, değer döngüsünü en iyi şekilde yönetenler oldu. Raporda, iadelerin artık tüketici beklentisinin ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle sektörün odağının onları en verimli ve sürdürülebilir şekilde kimin yönettiğine doğru eğilmiş durumda olduğu belirtildi. 

Shopper Edit verileri, sorunsuz bir iade sürecinin satın alma kararındaki en önemli güç olduğunu gösterdi. Online alışveriş yapanların yüzde 79’unun, iade politikası beklentilerini karşılamıyorsa satın alma işleminden vazgeçtiği ortaya konarken, işletmeler genellikle “taşıma sırasında hasar” durumunu öne sürse de alışveriş yapanlar iade sebeplerinin çoğunlukla yanlış beden seçimi (yüzde 54) ve düşük ürün kalitesi (yüzde 55) olduğunu belirtti. Rapor, moda sektöründe iadelerin, bazı alanlarda iş modelinin kendisi haline gelmiş durumda olduğunu ortaya koydu. ‘Bracketing’ olarak da bilinen, tüketicilerin bir ürünü birden fazla beden veya renkte ürünü sipariş etme alışkanlığı, ortalama iade oranlarını yüzde 50’nin üzerine taşıdı. Bracketing raporuna göre, kadın elbiseleri gibi kategorilerde iade oranları yüzde 90’a kadar ulaştı. 


62,5 milyar dolar potansiyel gelir

Raporda, yüksek iade oranları söz konusu olduğunda, bir markanın kârlılığı ve sürdürülebilirlik performansının büyük ölçüde iade lojistiğini yöneten sağlayıcının altyapısına bağlı hale geldiği ifade edildi. İadelerin, uzmanların ‘görünmez değer havuzu’ olarak adlandırdığı, küresel ölçekte yıllık yaklaşık 62,5 milyar dolarlık bir potansiyel gelir alanı da yarattığı belirtilen raporda, bu rakamın iade edilen ürünlerin varlık olarak değerlendirilmek yerine atık olarak görülmesi nedeniyle kaybedilen değeri temsil ettiği bildirildi. Sistematik kontrol, yenileme ve yeniden satış süreçleri sayesinde şirketlerin düşük değerli bertaraf yollarına gidecek ürünlerden ciddi kazanç sağlayabildiği ifade edilen raporda, ABD’de Ulusal Perakendeciler Federasyonu’na (NRF) göre 2024’te perakende iadeleri 890 milyar dolara ulaşırken, iade edilen ürünlerin ölçeği birçok perakendeciyi tedarik zinciri dayanıklılığını yeniden düşünmeye zorladığı dile getirildi.

Verimli bir tedarik zincirinin başarılı her iade stratejisinin omurgası olduğunu söyleyen DHL Supply Chain EMEA CEO’su Hendrik Venter, “Ürünleri ikincil pazarlar için gruplandırarak atık sahalarına gitmek yerine tedarik zincirinde kalmalarını sağlayan yaklaşım, perakendecilerin bir ürünün yeniden satış değerinin yüzde 90’ına kadarını kazanmalarına olanak tanıyarak verimsiz envanteri tekrar gelire dönüştürüyor” dedi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM