TEPAV Doğrudan Yatırımlar Bülteni’ne göre, 2025 yılının son çeyreğinde Türkiye’de kurulan yabancı sermayeli şirketlerin sayısı yüzde 5,5 arttı. Ülke bazlı kırılımda ise İran ortaklı girişimler sayıca ilk sırada yer aldı
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Doğrudan Yatırımlar Bülteni’nin 2025 yılının dördüncü çeyreğine ilişkin verileri yayımlandı. Buna göre, 2025 yılının dördüncü çeyreğinde Türkiye’de doğrudan yatırımlarda net sermaye çıkışı gerçekleşirken kurulan yabancı sermayeli şirketlerin sayısı arttı. Ülke bazlı dağılımda İran ortaklı girişimler ilk sıradaki yerini korudu. Yabancı yatırımların önemli bölümü ise imalat ile toptan ve perakende ticaret sektörlerinde yoğunlaştı.
Bültende yer alan verilere göre, 2025 yılının son çeyreğinde doğrudan yatırımlarda net 0,9 milyar dolarlık sermaye çıkışı yaşandı. Geçen yılın aynı döneminde Türkiye’ye 1,5 milyar dolarlık net doğrudan yatırım girişi kaydedilmişti.
Bu dönemde Türkiye’ye yönelik doğrudan yatırım girişleri 1,8 milyar dolar olurken yurt dışına yapılan doğrudan yatırımlar 2,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Gayrimenkul kaynaklı net girişler de dikkate alındığında, doğrudan yatırım kaynaklı toplam sermaye hareketleri net 1,7 milyar dolar çıkış şeklinde hesaplandı.
Yabancılara konut satışında yüzde 1,1 azalma
2025 yılının dördüncü çeyreğinde yabancılara yapılan konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,1 azalarak 6 bin 590’a geriledi. Satışların yüzde 37,1’i İstanbul’da, yüzde 33,1’i ise Antalya’da gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satışlarında Rusya vatandaşları 1129 konutla ilk sırada yer aldı. İran vatandaşları 551 konutla ikinci, Ukrayna vatandaşları ise 523 konutla üçüncü sırada bulundu.
Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımların sektörel dağılımına bakıldığında, yatırımların yüzde 56,5’inin imalat ile toptan ve perakende ticaret sektörlerinde yoğunlaştığı görüldü. İmalat sektörü yüzde 35,6’lık payla ilk sırada yer alırken, onu yüzde 20,9’luk payla toptan ve perakende ticaret sektörü izledi. Bununla birlikte geçen yılın aynı dönemine kıyasla her iki sektörde yapılan yatırımlarda gerileme kaydedildi.
Ülke bazlı dağılım incelendiğinde Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımların yüzde 17,8’inin Hollanda kaynaklı olduğu görüldü. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla Fransa, Danimarka, İspanya ve Lüksemburg’un Türkiye’deki yatırımlarını önemli ölçüde artırdığı gözlendi.
İran ortaklı girişimler ilk sırada
2025 yılının son çeyreğinde Türkiye’de kurulan yabancı sermayeli şirketlerin sayısı yüzde 5,5 arttı. Buna karşın faaliyet gruplarının büyük bölümünde yeni kurulan yabancı sermayeli şirket sayılarında gerileme görüldü. Şirket türlerine göre incelendiğinde anonim şirketlerde bilgisayar programlama faaliyetleri öne çıkarken, limited şirketlerde toptan ticaret sektörü ilk sırada yer aldı.
Yabancı sermayeli şirketlerin coğrafi dağılımında İstanbul yüzde 59,7’lik payla ağırlığını korudu. Ülke bazlı kırılımda ise İran ortaklı girişimler sayıca ilk sırada yer aldı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla Çin ve Pakistan dışındaki ülkelerin Türkiye’de kurdukları şirket sayılarında genel bir gerileme kaydedildi. Bölgesel dağılımda İstanbul’un baskın konumu devam ederken, yabancı yatırımcıların önemli merkezleri arasında yer alan Antalya ve İzmir’de kurulan yeni şirket sayılarında da bu çeyrekte düşüş gözlendi.
Türk yatırımcıların yurt dışı gayrimenkul yatırımları artıyor
Yurt dışına yapılan doğrudan yatırımlarda gayrimenkul sektörü ağırlığını korurken, dördüncü çeyrekte bu alandaki yatırım payında gerileme yaşandı. Buna karşın Hollanda, İspanya, İtalya, Özbekistan ve Romanya’ya yapılan doğrudan yatırımlar önemli ölçüde arttı. Hollanda’ya yapılan yatırımlar 2024 yılının dördüncü çeyreğinde 209 milyon dolar seviyesindeyken 2025’te 432 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde yatırımlar İspanya’da 13,8 kat, İtalya’da 8,5 kat ve Özbekistan’da 1,8 kat arttı.
Türk yatırımcıların yurt dışı gayrimenkul yatırımları ise yerel piyasadaki uzun amortisman süreleri ve döviz bazlı getiri arayışıyla 2025 sonunda 2,5 milyar dolara ulaştı. Bu tutar son beş yılın ortalamasına kıyasla yaklaşık on katlık bir artışa işaret ediyor. Avrupa’daki “Altın Vize” programları ve Dubai’deki vergi avantajları bu yükselişin başlıca itici unsurları arasında yer alıyor.
