Yüzyıllık Markalar Derneği ve FutureBright iş birliğiyle yürütülen Türkiye’nin “Marka Mirası ve Köklü Markalar” algı araştırmasına göre tüketicilerin %75’i, bir markanın mirasını kanıtlaması gerektiğini düşünüyor. Bu kanıtın en güçlü göstergesi ise süreklilik arz eden kalite, tutarlılık ve itibar
Yüzyıllık Markalar Derneği ve FutureBright Group iş birliğiyle yürütülen “Türkiye’de Marka Mirası ve Köklü Markalar Algı Araştırması”, Sultanahmet’teki Four Seasons Hotel’de düzenlenen etkinlikte kamuoyuyla paylaşıldı. 25 Şubat-12 Mart 2026 tarihleri arasında, 18–60 yaş aralığında Türkiye genelinde 600 kişiyle gerçekleştirilen araştırma; kapsamı, metodolojisi ve ele aldığı başlık itibarıyla Türkiye’de bu alanda yapılan referans niteliği taşıyan ilk çalışma olarak öne çıkıyor. Araştırma, bir markanın tüketici nezdinde “köklü” sayılabilmesi için hangi kriterlerle değerlendirildiğini ortaya koyarak, iş dünyası için uzun ömürlü marka inşasına dair stratejik bir çerçeve sunuyor.
Araştırma sonuçları, tüketicinin köklü marka algısının slogan ya da logodan çok, markanın nesiller boyunca sınanmış ve deneyimlenmiş olmasına dayandığını gösteriyor. Yerellik önemli bir ayrıştırıcı unsur olarak öne çıkarken; isim, mekân veya logo tek başına geleneksellik hissi yaratmak için yeterli bulunmuyor. Tüketici, markanın geçmişini ve hikâyesini bilmek, anlamak ve buna ikna olmak istiyor. Katılımcıların büyük çoğunluğu, bir markanın “miras” niteliği kazanabilmesi için nesiller boyunca kullanılmış olması gerektiğini vurguluyor. Öte yandan markalardan temel beklentiler değişmiyor: kalite, tutarlılık, itibar ve güven.
Tüketicinin köklü marka algısı; görsel kimlik unsurlarından ziyade markanın zaman içindeki performansı ve sürekliliği üzerinden şekilleniyor. Marka hikâyesi ve geçmişi, tüketici nezdinde ikna edici bir değer unsuru olarak öne çıkıyor. “Miras marka” statüsü için temel kriter: nesiller boyu kullanım ve deneyimlenmişlik. Tüketici beklentilerinde değişim yok: kalite, tutarlılık, itibar ve güven hâlâ belirleyici. Güvenin azaldığı dönemlerde tüketici davranışı, köklü ve güvenilir markalara yönelme eğilimi gösteriyor.
Köklü markalarda beklenti tavan
Tüketicilerin yüzde 75’i, markaların köklülük iddiasını somut biçimde kanıtlamasını bekliyor. Bu kanıtın en güçlü göstergesi: standartlaşmış kalite ve deneyim sürekliliği. Bir markanın “köklü” olarak kabul edilmesi için gereken ortalama süre 54 yıl olarak öne çıkıyor. Marka değeri yalnızca ekonomik performansla değil, kültürel birikim ve hafıza yönetimiyle de şekilleniyor.
“Miras marka” yaklaşımı, akreditasyon ve ayrıştırma ihtiyacını beraberinde getiriyor. Kuruluş tarihi tek başına yeterli görülmüyor; tüketiciyle kurulan yaşanmışlık bağı ve anlatı yönetimi belirleyici faktörler arasında. Köklü markaların rekabet avantajı, temelde güven üretme kapasitesine dayanıyor. İnovasyon, köklülükle çelişmek zorunda değil; aksine marka mirasını koruyarak geliştirilen yenilikler daha sürdürülebilir kabul ediliyor.

Türkiye’de bir ilk dünyada örneği yok
Yüzyıllık Markalar Derneği Başkanı Gürsel Arseven açılış konuşmasında, “Bu araştırma Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor. Benzer çalışmalar dünyada da oldukça sınırlı. Hızın her şeyi hızla tükettiği bir çağda, yüzyıllık markalar 19. yüzyıldan bu yana kadim değerlerini koruyarak varlıklarını sürdürüyor. Güvensizliğin arttığı dönemlerde toplumların köklü kurumlara yönelme eğilimi artar. Biz de yazılı kayıtlar ve araştırmalarla bu mirası daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz. Türkiye’de markaların ortalama ekonomik ömrü yaklaşık 34 yıl iken, bu süre İtalya’da 100 yıla yaklaşıyor. Bu nedenle FutureBright ile gerçekleştirdiğimiz bu çalışma son derece kıymetli. Amacımız; toplumsal dokuyu güçlendirmek, aidiyet duygusunu pekiştirmek ve sürdürülebilir bir marka mirası oluşturmak” dedi.
“Amacımız miras markalarını akredite etmek ve girişimcilere ilham vermek”
Yüzyıllık Markalar Derneği Başkan Yardımcısı Asude Alkaylı ise araştırmanın amacını ifade etti. Alkaylı, “Bir ülkenin marka değeri, yalnızca ekonomik göstergelerle değil; kültürel birikimiyle de şekillenir. Yüzyıllık Markalar Derneği olarak, tarihi miras markalarını akredite eden, sahte tarihi marka algısı oluşturan kuruluşlardan ayrıştıran ve geleceğe taşımayı hedefleyen bir yapı olarak çalışıyoruz. Bu araştırmanın çıktıları yalnızca dernek projeleri için değil; girişimciler, marka yöneticileri ve tüm iş dünyası için geleceği inşa ederken yol gösterici bir referans niteliği taşıyor” ifadelerini kullandı.
