TGSD’den “bütüncül” sanayi politikası zorunluluğuna vurgu

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı Toygar Narbay, hükümete sunduğu bildiride hazır giyim ve tekstil sanayisinde sektörün değişmediğini, değişen şeyin sektörün içinde çalıştığı denklem olduğunu söylerken; sanayicilere özel bütüncül bir politika getirilmesinin bir zorunluluk olduğunu ifade etti

SEREN KARAŞAHİN

Sanayiciler, yeni bir sanayi politikasıyla “yeniden sanayileşme” çağrısı yapıyor. Özellikle emek yoğun sektörlerde işçi maliyetlerinin artmasıyla da tekstil ve hazır giyim sektörü başta olmak üzere bir memnuniyetsizlik bulunuyor. Veriler, Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün küçülürken dünyada geriye düştüğünü gösteriyor. Çarkların dönmesi için yeni bir sayfa açılmasını isteyen sektör temsilcileri, üretim gücünü korumak, rekabetçiliği yeniden kazanmak ve refahı kalıcı kılmak amacıyla bütüncül bir sanayi politikasının tercih değil bir zorunluluğa dönüştüğünü söylüyor.  


Yeniden sanayileşme çağrısı  

Bu kapsamda da Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tekstil ve hazır giyim sektörünün ihtiyaçlarını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a sundu. “Yeniden Sanayileşme Çağrısı” başlıklı mektupta sanayisizleşme riski, zayıflayan rekabet gücü, artan maliyetler ve ihracatın milli gelir içindeki payındaki gerilemeye değinilirken, yeni bir şahlanma politikasında yalnızca giyim sanayicileri değil; ekonomi ve sanayide değişim talebinde bulundu. TGSD Başkanı Toygar Narbay’ın kaleme aldığı bildiride Türkiye’nin yeni bir ekonomi ve sanayi politikasına duyduğu ihtiyaç, üretim odaklı büyümenin önemi ve sürdürülebilir kalkınmanın ancak güçlü bir sanayi altyapısıyla mümkün olacağı ifade edildi.  


Sanayici Büyük İşletmeleri Geliştirme Başkanlığı istiyor  

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) gibi bir yapının büyük işletmeler için kurulmasını öneren Narbay, beklentilerini açıkladı: Tek merkezden yönetilen bütüncül bir sanayi politikası; net katma değeri, net döviz kazancını, istihdamı ve verimliliği ödüllendiren performansa dayalı teşvik mimarisi; her TL’nin karşılığının görünür olduğu ölçülebilir, izlenebilir, şeffaf; basit olması. Narbay; Suriye sınır havzasından Doğu’daki ihtisas bölgesine, Nitelikli Tedarikçi Sertifikasyon Sistemi’nden Büyük İşletmeleri Geliştirme Başkanlığı’nın (BİGEB) kurulmasına, yurt içi üretimin yeniden dizayn edilmesinden marka satın almanın finansman modeline net ihracata endeksli destekli bir yapıdan yetenek akademisi önerilerini sıraladı.  


Sektörde denklemler değişiyor  

Narbay, Yılmaz’a ilettiği mektupta; sektörün rekabetçiliği kaybetmediği ve kabiliyetini bir anda yitirmediğine değinirken; Türkiye’nin 2015-2022 yılları arasında dünya hazır giyim ihracatından ortalama yüzde 3,5 pay aldığını, 2021’de yüzde 3,7 ile dünyanın en büyük altıncı hazır giyim ihracatçısı ve dördüncü büyük hazır giyim üreticisi olduğunu dile getirdi. Hiçbir değişiklik olmadan 2025’te bu payın 35 yıl sonra ilk kez yüzde 3’ün altına indiğini söyleyen Narbay, “Elli yılda inşa edilen rekabet gücü 3 yılda buharlaşmaz. Değişen sektör değil; sektörün içinde çalıştığı denklemdir” dedi.  

2022’de zirvenin görülmesinden sonra 2023 yılında daralan fakat 2024-2025 yıllarında hızla büyüyen dünya hazır giyim ihracatında ihracatı gerileyen tek büyük üreticinin Türkiye olduğunu vurgulayan Narbay, aynı kırılmanın Türkiye’nin mal ihracatının milli gelire oranında da görüldüğünü söyledi. 2022 ile 2025 yılları arasında hazır giyim ve tekstil sanayisinde yaklaşık 377 bin kişinin işsiz kaldığını belirten Narbay, 9 bin 936 firmanın kapandığını ve bazı büyük üreticilerin Mısır’a gittiğini ifade etti. Narbay, siparişlerin ise Bangladeş ve Uzak Asya’ya taşındığını öne sürdü.  


“Asıl sorun üretimi koruyamamak”

Orta Vadeli Program’da aynı hedefte birleştiklerini söyleyen Narbay, bu kapsamda bile büyümenin sanayiden değil hizmet ve tüketimden beklendiğini bu durumun da istemeden de olsa sanayisizleşmeye yol açtığını dile getirdi. Türkiye’nin bugünkü sorununun üretimi koruyamamak olduğunu belirten Narbay, “Bizim bugünkü sorunumuz ise üretimi kaybetmek değil, onu koruyamamaktır. Elimizde dünyanın Çin’den sonra en bütünleşik ikinci tedarik zinciri ve 10 milyar dolarlık âtıl sermaye varken, bu potansiyeli harcama lüksümüz yoktur” diye konuştu.  

Büyümeyi tek başına taşıyan hizmet sektörünün yarının en kırılgan alanı olduğunu söyleyen Narbay, büyük bir işsizlik dalgasının kapıda olduğunu vurgularken, asıl tehlikenin hizmetlerde işini kaybeden insanların sanayi yetkinliği taşımadıkları için üretimde istihdam edilemeyecekleri olduğunu dile getirdi. Narbay, “Bu dalgaya karşı tek gerçek sigorta, sanayi becerisini bugünden inşa etmektir. Bugün hizmete yönelen gençlerimizin ve yarın yerinden olacak hizmet çalışanlarımızın sanayide eğitilmesi hayati bir devlet görevidir” dedi.  

Sektöre sunulan 86 ayrı destekten mutlu olduklarını ifade eden Narbay, farklı kurumların habersizce yaptığı yardım ve teşviklerin bir dönüşüm üretemediğini belirtti. Narbay, bu teşvikler yürürlükteyken sektörün küçülüp, dünya payında yüzde 3 seviyesinin altın indiğini söyledi. Yeni bir teşvik istemek için talepte bulunmadıklarının altını çizen Narbay, yeni bir politikada birleşerek daha iyi ulaşılabileceği sinyalini verdi.  

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM