“Dünya değişirken, Türkiye küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri oluyor”

2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlamaya devam ediyor. “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ikinci günü de yoğun katılımla gerçekleşti.

Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nin (UEZ) ikinci gün açılışında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır konuştu. Dünyada çok büyük değişimler yaşandığını söyleyen Kacır, “Küreselleşme, serbest ticaret, liberalleşme yerini korumacılığa, yerinde üretime ve dostlardan temine bırakıyor. Çin şimdi tek başına AB ekonomisini geride bırakıyor. Önceki düzenin getirdiği sonuçlar, yeni düzenin nedenleri haline geldi. Özellikle pandemi ile dünyanın bütün coğrafyalarında korumacılık ön plana çıktı. Küresel ekonominin ağırlık merkezi batıdan doğuya kayıyor. Türkiye’yi bu yeni denklemde bulunduğumuz konumun da getirdiği avantajları dikkate alarak küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak görüyoruz. Yeni fırsat pencerelerinin açılmakta olduğunu değerlendiriyoruz” dedi.


Üretim gücünü artıracak adımlar atılacak

Türkiye’nin pek çok alanda üretim kabiliyetinin arttığına değinen Kacır, “Bugün Türkiye 41,5 milyar dolar otomotiv, 32 milyar dolar kimya, 29 milyar dolar makine ihracatı olan bir ülke. Askeri insansız hava aracı küresel pazarın 3’te ikisi Türkiye’nin elinde. Türkiye beyaz eşya üretiminde Avrupa’da bir numara, dünyada ikinci sırada. Türkiye, Avrupa ve dünyanın en önemli otomotiv üretim merkezlerinden biri haline geldi. Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlarla üretim gücümüzü artırmayı hedefliyoruz. 30 milyar dolarlık yatırım programımız var. Şimdiye dek elektrikli araçlar, batarya, yarı iletkenler, veri merkezi, yapay zeka, rüzgâr enerjisi, Ar-Ge, kuantum ve endüstriyel robot gibi başlıklarda dokuz çağrıya çıktık ve bu çağrıların hepsinden de adım adım neticeler almaya başladık” ifadelerini kullandı. 


“Savunma sanayinde gelecek 50 yılı planlıyoruz”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayi alanında Türkiye’nin önemli bir seviyeye geldiğini belirterek, şöyle konuştu: “23 yıl öncesine döndüğümüzde Türkiye’de tüm savunma ve havacılık sektörümüzün yılda 1 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklük taşıdığını görürken, şimdi yılda 20 milyar doların üzerinde bir satış geliri elde ediyor. Bin 400’den fazla Ar-Ge projesi devam ediyor. 150 milyar dolara yakın sözleşme büyüklüğüyle gelecek 50 yılı planlıyoruz. Türk savunma sanayii pek çok unsurda dünyadaki ilk beş ülke arasına girmeyi başardı.”


“Yeni dünya düzeninin inşasında Türkiye kilit aktörlerden biri”

Danimarka Eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt, zirvenin ikinci günü açılışında yaptığı konuşmada, küresel ticaret düzeninde köklü bir dönüşüm yaşandığını belirterek, özellikle tarifelerin giderek daha fazla siyasi ve stratejik bir araç olarak kullanıldığına dikkat çekti.

Türkiye’nin Avrupa ile Orta Doğu ve Körfez ülkeleri arasında bir köprü olmaya devam edeceğini belirten Helle Thorning-Schmidt, sözlerini şöyle tamamladı: “Sistemsel olarak baktığımızda yeni bir dünya sistemi, yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Bunun nasıl bir düzen olacağına dair henüz net bir çerçeve yok. Ancak bu dönüşüm sürecinin başladığı açık. Bu süreçte birlikte hareket etmek zorundayız. Avrupa Birliği, Türkiye ve NATO arasındaki iş birliğini göz ardı edemeyiz. Türkiye’nin Avrupa ile Orta Doğu ve Körfez ülkeleri arasında köprü rolü her zaman önemini koruyacaktır. Tüm bunları düşündüğümüzde Türkiye’nin kilit bir rol üstlendiğini inkâr edemeyiz.”


“Türkiye, küresel sermayeyi çekebilecek güce sahip”

Tera Yatırım Genel Müdürü Emir Münir Sarpyener, zirvenin ikinci gününde açılışta yaptığı konuşmada, UEZ’in Türkiye iş dünyasının en güçlü buluşma noktalarından birisi olduğunu vurguladı. Dünyanın son kırk yılın en ağır jeopolitik sınavlarından birini verdiğini anlatan Sarpyener, şöyle konuştu: “İran savaşı, küresel ekonominin denklemlerini bir gecede değiştirdi. Havayolu rotaları değişti, lojistik maliyetleri tırmandı, gübre fiyatlarındaki sıçrama küresel tarımı tehdit ediyor. Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Amerika’ya her ekonomi bu dalgayı hissediyor. Türkiye, bu krizde hem ABD hem de İran ile doğrudan diyalog kurabilen sayılı ülkelerden biri. Ateşkes müzakerelerinde aktif arabuluculuk yürütüyor. Bu diplomatik ağırlığın ekonomik karşılığı büyük. Körfez sermayesi yeni güvenli limanlar arıyor ve çok iyi biliyoruz ki Türkiye bu sermayeyi çekebilecek siyasi iradeye, altyapıya, insan kaynağına ve kurumsal çerçeveye sahip. Savaş sonrası yeniden inşa süreçlerinde çimentodan çeliğe, lojistikten enerjiye Türkiye’nin kapasitesi öne çıkacak. Biz iş dünyası olarak bu süreçte üstümüze düşeni biliyoruz. Üretmeye, yatırım yapmaya, Türkiye’nin hikâyesini dünyaya anlatmaya devam edeceğiz.”

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM