Uzmanlar mevsim geçişlerinde bağırsak sağlığına karşı uyarıyor 

Doktorlar, bağırsak mikrobiyotası ile bağışıklık sistemi arasında yakın bir ilişki bulunduğunu belirterek sonbahar döneminde tek bir besine veya takviyeye odaklanmak yerine beslenmenin bütününe dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor

Sonbaharla birlikte yalnızca hava sıcaklığı değil; günlük rutinlerimiz, beslenme tercihlerimiz ve yaşam biçimimiz de değişiyor. Daha az hareket etmek, öğün düzeninin değişmesi, mevsimsel besin çeşitliliği ve günlük yaşam alışkanlıkları sindirim sistemi üzerinde de etkili olabiliyor. Bu dönemde sık gündeme gelen “bağışıklığı güçlendiren besinler” kadar, bağırsak mikrobiyotasını destekleyen dengeli bir beslenme düzeni de önem taşıyor. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, bağırsak mikrobiyotası ile bağışıklık sistemi arasında yakın bir ilişki bulunduğunu belirterek sonbahar döneminde tek bir besine veya takviyeye odaklanmak yerine beslenmenin bütününe dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.  

Bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu mikrobiyota; sindirim ve besin metabolizmasının yanı sıra bağışıklık sistemiyle de karşılıklı etkileşim içerisinde bulunuyor. Bu nedenle bağırsak sağlığı yalnızca şişkinlik, gaz veya bağırsak hareketleri gibi sindirim sistemi yakınmaları açısından değerlendirilmemeli. Doç. Dr. Genç, “Bağırsak mikrobiyotası oldukça karmaşık bir ekosistemdir. Beslenme şekli de bu ekosistemi etkileyen faktörlerden biridir. Bu nedenle bağırsak sağlığını tek bir besinle veya kısa süreli uygulamalarla ilişkilendirmek yerine; yeterli ve dengeli beslenme, lif çeşitliliği ve kişinin sağlık durumuna uygun bir beslenme düzeni üzerinden değerlendirmek gerekir” dedi.  


“Mucize besin” aramak doğru değil

Mevsim geçişlerinde C vitamini, çinko, probiyotikler ve çeşitli takviyeler daha fazla gündeme gelebilir. Ancak bağışıklık sisteminin normal işlevlerini desteklemek için tek bir besinin öne çıkarılması yerine farklı besin gruplarının yeterli ve dengeli şekilde tüketilmesi önem taşıyor. Sebze ve meyveler, tam tahıllar, kuru baklagiller, uygun miktarda kuruyemişler ve diğer lif kaynakları günlük beslenmedeki çeşitliliğin artırılmasına yardımcı olabiliyor. Havuç ve balkabağı gibi beta-karoten içeren sebzeler; kivi, turunçgiller, biber ve brokoli gibi C vitamini kaynakları da mevsimsel beslenmenin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Uzmanlara göre balık, yumurta, et, süt ürünleri ve kuru baklagiller gibi protein kaynaklarının da dengeli beslenme içerisinde yer alması gerekiyor. 

Bağırsak mikrobiyotasının yapısı kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Beslenme biçimi, mikrobiyotayı etkileyebilen değiştirilebilir faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Sebzeler, meyveler, kuru baklagiller ve tam tahıllar gibi lif içeren besinlerin çeşitlendirilmesi bağırsak mikrobiyotasının metabolik faaliyetleri açısından önem taşıyor. Ancak lif tüketiminin bir anda ve kontrolsüz biçimde artırılması bazı kişilerde gaz, şişkinlik veya karın rahatsızlığına neden olabiliyor. Doç. Dr. Genç, özellikle irritabl bağırsak sendromu (İBS) veya başka sindirim sistemi yakınmaları bulunan kişilerde genel beslenme önerilerinin herkes için aynı şekilde uygulanmaması gerektiğine dikkati çekti.  


Sonbaharda sıvı tüketimi gözden kaçabilir

Havaların serinlemesi ile susama hissinin azalması, bazı kişilerde günlük sıvı tüketiminin de düşmesine neden olabiliyor. Yeterli sıvı alımı sindirim sisteminin normal işleyişinin desteklenmesi açısından önem taşıyor. Su tüketiminin yanı sıra kişinin sağlık durumuna uygun olmak koşuluyla çorba ve şekersiz sıcak içecekler günlük sıvı alımına katkı sağlayabilir. Bitki çaylarının ise bir hastalığı önleyen veya tedavi eden ürünler olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Düzenli ilaç kullananların veya kronik hastalığı bulunanların yoğun bitkisel ürün tüketiminde olası etkileşimleri de göz önünde bulundurması önem taşıyor.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM