Enerji güvenliği 2026’da kritik hale geldi

Enerji güvenliğine yönelik riskleri değerlendiren IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Jeopolitik gerilimlerle enerji güvenliği riskleri
çok katmanlı hale dönüşüyor” dedi

Dünyada giderek artan jeopolitik gerilimler, enerji arzı konusunda büyük endişeleri beraberinde getiriyor. Son dönemde çok katmanlı bir yapıya dönüşen enerji arzındaki risk haritası ise enerjinin hangi rota üzerinden, hangi maliyetle, hangi sürede ve hangi belirsizlik seviyesiyle taşınabildiğine odaklanıyor. Bu noktada sigorta ve reasürans sektörü tarafında yapılan çalışmalar ve sunulan hizmetler de çok daha kritik bir önem taşıyor.

Enerji güvenliği bağlamında sigorta sektörünün rolünün son dönemde oldukça stratejik bir noktaya geldiğini belirten IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “Sigorta sektörü, hasar sonrası ödeme yapan klasik yapıdan çıkıp, yatırımın finansmana erişimini ve operasyonun sürekliliğini destekleyen stratejik bir mekanizmaya dönüştü. Çünkü jeopolitik çatışmaların etkisi artık sadece fiziksel hasarla sınırlı değil; gecikme, tedarik aksaması, karşı tarafın ifa edememesi, politik müdahale ve gelir kaybı gibi ikincil etkiler de ciddi finansal sonuç yaratıyor. Bu bağlamda, özellikle yüksek riskli bölgelerde yer alan enerji yatırımlarında sigorta ve reasürans kapsamındaki tek bir poliçe artık yeterli olmuyor. Öncelikle klasik maddi hasar ve iş durması teminatlarının, siyasi şiddet ve terör, savaş riski, politik risk ve gerektiğinde alacak/kontrat ifa riskleriyle tamamlanması gerekiyor. Sınır aşan tedarik zinciri olan projelerde deniz taşımacılığı, enerji kargo sigortaları ve liman/rota bazlı savaş riski değerlendirmeleri de öne çıkıyor. Özetle, yüksek riskli coğrafyalarda yatırımın finansman erişimi ve operasyonel devamlılığı açısından poliçe adedini artırmak değil; riskleri birbirini tamamlayan katmanlar halinde yapılandırmak daha belirleyici oluyor” dedi. 


“Amaç dayanıklılığı artırmak olmalı”

Sigorta ve reasürans sektörünün risk yönetimi danışmanlığı ve jeopolitik riskler sunduğu çözümlerle ilgili bilgi veren Çiftçi, “Burada en önemli başlık, sigortanın poliçe satın alma anından çok önce başlaması. Artık müşteriler için ülke riski, regülasyon riski, tedarik zinciri bağımlılıkları, partner kaynaklı belirsizlik, rota ve transit kırılganlıkları, yerel güvenlik koşulları ve sözleşmesel yükümlülükler birlikte analiz ediliyor. Reasürans tarafı ise kapasitenin nasıl, hangi katmanlarda ve hangi şartlarla organize edileceğini belirleyerek çözümün sürdürülebilirliğini destekliyor” ifadelerini kullandı.


“Jeopolitik riskin tanımı belirgin şekilde değişti”

Son beş yılda jeopolitik risk tanımının belirgin biçimde genişlediğine dikkati çeken Çiftçi, “Eskiden bu kavram daha çok savaş, yaptırım, kamulaştırma veya rejim değişikliği gibi başlıklarla anılıyordu. Bugün ise buna ticaret korumacılığı, kritik mineral bağımlılığı, enerji ekipmanı tedariki, veri ve siber güvenlik, altyapı sabotajı, liman ve boğaz geçiş riskleri ve iklim kaynaklı sistem stresleri de eklendi. Enerji güvenliği artık yalnızca hidrokarbon arzı meselesi değil; fosil yakıttan elektrik tabanlı çözümlere geçiş, şebeke yatırımı, depolama, yenilenebilir ekipman tedariği ve verimlilik boyutlarıyla birlikte okunuyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)’nın enerji güvenliği tanımını genişletmesi de bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri” dedi. 

Murat Çiftçi, yurtdışında yatırım yapacak şirketlere de şu önerilerde bulundu. İlk tavsiye olarak projeye yalnızca teknik fizibilite veya finansal getiri üzerinden bakılmaması olduğunu ifade etti. Çiftçi, “Ülke riski, sözleşme hukuku, döviz ve transfer kısıtları, yerel ortaklık yapısı, enerji alıcısının güvenilirliği, tedarik zinciri yoğunlaşması ve çıkış senaryoları baştan çalışılmalı. Şirketler mümkün olduğunca tek ülke, tek tedarikçi ve tek rota bağımlılığını azaltmalı; sigorta programlarını da yatırımın yaşam döngüsüne göre tasarlamalı. Özellikle gelişmekte olan pazarlarda, politik risk sigortası ve kredi güçlendirici çözümler finansmana erişimi kolaylaştırabiliyor. Kısacası bugün başarılı yurtdışı yatırım, yalnızca fırsatı erken görmekle değil; kırılganlıkları önceden fiyatlayıp yönetecek disiplini kurmakla mümkün” dedi. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM