Kalan Dal Parçalarını Yüksek Tarhlarda Kullanalım

Kıştan kalan, ya da şimdilerde ağaçlardan önünüze düşen kuru dal parçalarını atmayın. Bu arada zaten her fırtınal havada bir anlamda öz budama diyeceğimiz kendi kendine ya da rüzgar yardımı ile oluşan ufak tefek yeşil dalları da buna dahil edebilirsiniz.

Bahçeniz her ne kadar bir akvaryum değilse de elden geldiğince öz kaynaklarla toprağı beslemek, fidanları büyütmek yerinde olacaktır. Elden geldiğince dışarı atık atmamalı, dışarıdan da enerji ve malzeme hele de geri dönüşümü olmayanları kullanmamalı. Böyle bir düşünce tarzının ütopik bir şey olduğunu bilsek de, bu çizgiye yaklaşmak en büyük dileğimiz.

Artık dal elde etmenin tek yöntemi kırık dallar olmadığını biliyoruz. Budamalardan sonra da elimizde bolca dal birikiyor. Bunları yükseltilmiş tarhların dibine rahatça döşeyebiliriz. Hemen burada belirtelim, dal öğütücüsü olanlar için bunları toprak örtüsü haline getirmek de akılcı bir yöntemdir. Kompost kutusuna atarak kompost haline kadar çözünmesini beklemek de diğer üçüncü yoldur.

Normalde odun parçalarını toprak üzerine yığdığınız zaman bir süre sonra selüloz, hemiselüloz, linyin ve başka kimyasal maddeler açığa çıkar. Ortaya çıkan kimyasal maddeler toprağın azotunu bağlayarak bitkilerin azota erişimini zorlaştırırlar. Kompost içinde ise bu dallar çözünerek dinlediklendiklerinde toprağın azotunu artık bağlayamaz ve daha rahat kullanıma izin verir hale gelirler.

Elinizde bolca kuru ya da yeşil dal varsa bizce bunları kalınlıklarına göre ayırmakta fayda var. Nasıl olsa dalların boylarını keserek aynı hale getirebiliriz. Özellikle yükseltilmiş bahçe tarhlarının dibine bu dalları sereceksek önce kalınları, daha sonra daha incelerini, kalından inceye doğru döşemekte fayda var.

Bu arada oluşan boşlukları bolca organik materyal, diğer deyişle kuru  yapraklar ile ya da talaş belki de bahçenizin toprağı doldurmakta fayda vardır. Geçen yazılardan hatırlayacağınız gibi bu işlem hava boşluklarının oluşmasını önleyeceğinden su ve bitkinin ihtiyacı olan besin maddelerinin iletimini kolaylaştıracaktır.

Yukarıda bahsettiğimiz yöntem “hügelkultur”e yakın, bir yöntem ya da hügelkulturümsü bir şey diyebiliriz, belki de onun çok ufak ölçeklisi. Biliyorsunuz aslında hügelkultur arazide, toprağın altına ağaç gövdeleri gömerek üzerini tepe haline getirerek yapılıyor.

Elinizdeki kuru dalları birbirine örmek ya da çit haline getirmek gibi binbir yolla da değerlendirebilirsiniz. Biz bir zamanlar kısadan uzuna birbirine bağlayarak çıngırak gibi ses verir hale getirdiğimizi hatırlıyoruz. 

Bu haftalık yazımıza son verelim isterseniz. Ama son verirken iki şeyi unutmuyoruz. Toprağa gömdğümüz organik malzeme ne kadar ufak ise o kadar çabuk çözünür. İkincisi de toprağa gömdüğümüz odun ise çözünürken az ya da çok toprağın azotunu bağlar. Dolayısı ile ilk sene ekeceğiniz bitkilerde bir azot açlığı oluşması normaldir.

Bizim tarha koyduğumuz dal parçalarının görüntüsü ile  fotoğraflara bir başlayalım isterseniz. Arkasından Dr. Şemi Alp’in kanola tarlası sapsarı kesilmiş olarak karşımıza çıkıyor. Fadime Hoca’nın kuzu göbeği mantarları üçüncü fotoğrafımız.

Son olarak, Hülya Ünver kardeşimiz de bir çok güzel lale fotoğrafı yollamış, hangisini seçeceğimizi bilemediğimizden ilk yolladığını sizinle paylaşıyoruz. Haftaya yerimiz dolduğu için iletemediğimiz Vecdi Türk’ün şakayıkları var. Onları da sizinle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. 

Keyifli Bahçeler…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Oğuzhan Daver

Diğer Yazarlar