Public Relations Global Network’ün (PRGN) araştırmasına göre Marka etkisi üzerinde en büyük etkiye sahip kanal yüzde 80 ile sosyal medya olurken bunu tüketici savunuculuğu ve kazanılmış medya izliyor
Dünyanın önde gelen bağımsız iletişim ajansı ağlarından biri olan Public Relations Global Network (PRGN), iletişim kanallarındaki dönüşümün marka etkisi ve itibar yönetimi üzerindeki yansımalarını ortaya koyduğu araştırmasını yayımladı. Araştırma, marka etkisinin kurumlar için önemini koruduğunu; artan iletişim kanalı çeşitliliğinin ise kurumların görünürlük, itibar ve etki yönetimi süreçlerini yeniden şekillendirdiğini ortaya koydu.
Araştırmaya göre marka etkisi daha geniş bir kanal ve hedef kitle bileşimiyle şekilleniyor. Sosyal medya yüzde 80 ile marka etkisi üzerinde en büyük etkiye sahip kanal olarak öne çıkarken; bunu yüzde 72 ile tüketici savunuculuğu ve yüzde 68 ile kazanılmış medya izliyor. Influencerlar, yapay zekâ platformları, ücretli medya, sahip olunan medya kanalları ve çalışan savunuculuğu da bu süreçte rol oynuyor. Yüzde 83 ile ana akım medya, içerik üreticileri, çalışanlar, sektör analistleri ve kamu kurumları ya da düzenleyici otoritelerle birlikte en etkili paydaş grubu olarak değerlendiriliyor.
Yapay zekâ içerik üretimini verimli hale getiriyor
Yapay zekâ yeni yetkinlikler kazandırırken yeni zorlukları da beraberinde getiriyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı, yapay zekânın içerik üretimini daha verimli hale getirdiğini belirtiyor. Diğer katılımcılar ise trendlere daha hızlı yanıt verme, daha güçlü performans analizi ve gelişmiş müşteri etkileşimi gibi faydalara dikkat çekiyor. Bununla birlikte, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin markaları farklılaştırmayı zorlaştırdığı ve özgünlük ile güven konusunda soru işaretleri yarattığı ifade ediliyor.
Güven ve itibar, marka etkisinin temelini oluşturmaya devam ediyor. Önceki araştırmalarda olduğu gibi, yüzde 60 ile güven ve yüzde 57 ile itibar marka etkisinin en önemli belirleyicileri olarak öne çıkıyor. Bunları yüzde 47 özgünlük ve tüketiciler açısından anlamlı olma takip ediyor. Yüzde 28 ile müşteri sadakati ve yüzde 19 ile marka değeri gibi müşteri odaklı göstergeler, marka etkisinin ölçülmesinde öne çıkan kriterler arasında yer alıyor. Bununla birlikte, ölçüm yöntemlerinin kurumlara göre farklılık gösterdiği görülüyor.
Kurumsal başarının önemli unsuru kurumsal başarı
Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 90’ı marka etkisini kurumsal başarının “son derece” veya “çok” önemli bir unsuru olarak görüyor. Katılımcıların yüzde 70’i ise marka etkisinin öneminin önümüzdeki üç ila beş yıl içinde daha da artacağını öngörüyor. Sonuçlar, kurumların marka etkisini yönetme biçimlerinde gelişim alanları bulunduğunu da gösteriyor. Katılımcıların yüzde 17’si kurumlarının yaklaşımını beklentilerin üzerinde ya da mükemmel olarak değerlendirirken, yüzde 41’i mevcut yaklaşımın geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Markalar için yeni rekabet alanı: güven ve özgünlük
“Kuruluşlar daha fazla kanal, daha fazla hedef kitle ve hızla değişen beklentilerle karşı karşıya kaldıkça marka etkisini yönetmek giderek daha karmaşık hale geliyor” diyen Aristo İletişim Ajans Başkanı Çınar Ergin, yapay zekânın içerik üretim süreçlerini dönüştürdüğünü ancak strateji, tutarlılık ve insan odaklı yaklaşımın önemini ortadan kaldırmadığını belirtti. Ergin; “İçerik üretiminin hız kazandığı bu dönemde asıl zorluk; kalabalıklaşan iletişim ortamında güveni, özgünlüğü ve marka bütünlüğünü koruyabilmek. Araştırma bulguları da kurumların iletişim stratejilerini ve başarı ölçüm yöntemlerini artık çok daha sistematik şekilde ele alması gerektiğini gösteriyor” dedi.
