SEDA GÖK
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin büyüme verilerini değerlendirirken, sanayideki daralma ve ihracatta yaşanan kayıpların Türkiye ekonomisi açısından dikkatle ele alınması gerektiğini söyledi. Ardıç, sanayicilerin sahada uzun süredir dile getirdiği ivme kaybının resmi verilere de yansıdığını belirterek, “Sanayicimizin rekabet gücünde ve ihracat pazarlarında yaşadığı kayıpların telafisi uzun yıllar alabilir” uyarısında bulundu.
Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüdüğünü hatırlatan Ardıç, büyümenin yalnızca oranıyla değil, hangi sektörlerin katkısıyla gerçekleştiğinin de önem taşıdığını ifade etti. İlk çeyrek verilerinin ekonomide sektörler arasındaki ayrışmanın derinleştiğini gösterdiğini kaydeden Ardıç, talep tarafının büyümeyi desteklediğini ancak arz tarafındaki zayıflamanın sürdürülebilir büyüme açısından risk oluşturduğunu vurguladı.
Son dönemde ASO üyeleri, meslek komiteleri ve sahadan gelen geri bildirimlerin üretim, yatırım ve ihracat tarafında yavaşlamaya işaret ettiğini belirten Ardıç, açıklanan verilerin bu tabloyu doğruladığını söyledi. Sanayi sektörünün yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,8 daraldığını hatırlatan Ardıç, bunun büyümenin kalitesi, üretim kapasitesi ve orta vadeli rekabet gücü açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığını ifade etti.
Sanayideki yavaşlamanın yatırım eğilimlerine de yansıdığına dikkat çeken Ardıç, 2025’in üçüncü çeyreğinde yüzde 11,5, son çeyreğinde ise yüzde 5,4 büyüyen gayrisafi sabit sermaye oluşumunun, 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 3 seviyesine gerilediğini belirtti. Bu gerilemenin sanayicinin yatırım iştahındaki zayıflamayı açık şekilde ortaya koyduğunu kaydeden Ardıç, yatırım yavaşlamasının özellikle sermaye malı üreten sektörleri olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Büyüme rakamlarındaki en dikkat çekici kırılmanın dış ticarette yaşandığını vurgulayan Ardıç, mal ve hizmet ihracatındaki yüzde 12,7’lik daralmanın güçlü bir negatif sinyal verdiğini söyledi. Dış talepteki zayıflama, kur-maliyet dengesi, jeopolitik ve lojistik baskılar ile enerji fiyatlarındaki yükselişin ihracat üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirten Ardıç, ithalattaki düşüşün ihracata kıyasla sınırlı kalmasının önümüzdeki dönemde büyüme ivmesini zayıflatabileceği ve cari açığı artırabileceği uyarısında bulundu.
Kalıcı ve sürdürülebilir büyümenin ancak üretim ve yatırımı destekleyen politikalarla mümkün olacağını ifade eden Ardıç, üretim ortamının güçlendirilmesi, ihracatın desteklenmesi ve verimlilik artışını teşvik edecek adımların önceliklendirilmesi gerektiğini söyledi.
Sanayicilerin yüksek finansman maliyetleri, güçlü TL’nin ihracat üzerindeki baskısı, artan girdi maliyetleri ve küresel talepteki yavaşlamayla aynı anda mücadele ettiğini belirten Ardıç, mevcut koşullarda üretimi sürdürmenin, yatırım yapmanın ve ihracat pazarlarını korumanın her zamankinden daha zor hale geldiğini ifade etti.
Önümüzdeki dönemde ekonomi politikalarının temel önceliğinin fiyat istikrarı ile üretim kapasitesini koruyacak dengeyi sağlamak olması gerektiğini vurgulayan Ardıç, dezenflasyon sürecinin reel sektörü zayıflatmaması, üretim iştahını azaltmaması ve yatırım kararlarının ertelenmesine yol açmaması gerektiğini söyledi. Ardıç, “Fiyat istikrarı ile üretim ekonomisi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır” değerlendirmesinde bulundu.
