Sürdürülebilirlik

Uluslararası finans dergisi Forbes’in güncel verilerine göre Elon Musk’ın serveti salı günü saat 10.32 itibarıyla 1.4 trilyon dolar olarak kayıtlara geçti. Geçtiğimiz günlerde Dünyanın en zengin insanı unvanını uzun süredir elinde bulunduran ünlü iş insanı Elon Musk, kişisel servetinde daha önce küresel ölçekte hiç görülmemiş tarihi bir eşiği geride bıraktı. Havacılık ve uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in hisselerinde yaşanan hızlı değer kazancı, Musk’ın servetinin katlanarak artmasında ana itici güç oldu. SpaceX’in piyasa değerinin e-ticaret devi Amazon’u geride bırakması ve kısa süreliğine teknoloji devi Microsoft’un da önüne geçmesi, ünlü milyarderin varlığına rekor düzeyde katkı sağladı.

Her ne kadar dijital teknolojiler sadece cihazları değil, iş yapış şekillerini, iletişim kurma biçimlerini ve toplumsal düzeni ‘dijital teknolojiler ve gelecek’ kaynağında da belirtildiği gibi dönüştürmeye ve hızlandırmaya devam etmektedir. Yanı sıra günümüzde “veri, yeni petrol” olarak tanımlanıyor. İşletmeler, büyük veri analitiği ile müşteri davranışlarını anlamakta, operasyonel verimliliği arttırarak rekabet avantajı yakalamaktalar. Dijital teknolojiler geleceği şekillendiriyor, ancak dönüşüm salt teknoloji devlerinin işi değildir. Bireyler, kurumlar ve hükümetler, dijital dönüşümün etik, güvenli ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesini sağlamakla yükümlü. Bu süreçte dijital okuryazarlık, eleştirisel düşünce ve esnek uyum becerileri her zamankinden daha önemli hale geliyor. Küresel enerji ile Uzay sistemleri çalışmalarına bu anlamda sunulan katkılar, bu sistemlerin işleyiş mantığını kökten dönüştüren bir unsur haline gelmiştir. Süreçte karşılaşılan sorunları çözmek her bir eşik adına sürdürülebilirliğe katkının gerçek ifadesidir.

İklim hedefleri, enerji arz güvenliği ve temiz teknolojilerde artan rekabetin etkisiyle köklü bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu dönüşüm, başta Avrupa Komisyonu tarafindan yayımlanan (Avrupa Yeşil Mutabakatı, REPowerEU Planı ve AB Hidrojen Stratejisi gibi politika çerçeveleri ile; küresel ölçekte ise Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafindan ortaya konan 2050 Net Sıfir Emisyon Yol Haritası dogrultusunda hız kazanmıştır.

Ayrıca Birleşmiş Milletler öncülüğündeki Paris İklim Anlaşması ve COP süreçleri, hidrojenin düşük karbonlu enerji sistemlerindeki rolünü daha da kritik hale getirmiştir.

Türkiye özelinde bu yönelim; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yayınlanan Türkiye Enerji Teknolojileri Stratejisi ve Yol Haritası(2023), Türkiye Enerji Planı ve Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı ile somut hedeflere dönüştürülmektedir. Bununla birlikte, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ortaya konan teknoloji yol haritalarında hidrojen; özellikle temiz üretim teknolojileri, enerji depolama çözümleri, yakıt hücreleri, kritik malzeme geliştirme başlıkları altında stratejik öncelikli alanlar arasında açık şekilde konumlandırılmıştır.

Yüksek teknolojik gelişmeler iklim alanında yapay zekaya dönersek yapay zeka destekli modeller; bitki örtüsü sağlığı, su kaynaklarının izlenmesi ve toprak yapısı analizi gibi uygulamalarda yüksek doğruluk sağlamaktadır. Bu durum, tarım verimliliğinden afet yönetimine kadar geniş bir etki alanı yaratmaktadır. Orman yangınları ve sel gibi olayların erken tespiti, yapay zeka sayesinde gerçek zamanlı hale gelmekte ve karar vericilere hızlı aksiyon alma imkanı sunmaktadır.

Bu alanda Bir modelin yüksek doğruluk oranına sahip olması, onun her koşulda doğru karar vereceği anlamına gelmemektedir ve özellikle uzay gibi geri dönüşü olmayan hataların ciddi sonuçlar doğurabileceği ortamlarda, model davranışlarının öngörülebilir ve doğrulanabilir olması kritik bir gerekliliktir. Bu noktada “açıklanabilir yapay zeka” (explainable AI) kavramı öne çıkmaktadır.

Sistemlerin yalnızca doğru karar vermesi degil kararın nedenlerini de sunabilmesi beklenmektedir. Ayrıca, uzay ortamındaki radyasyon ve enerji sınırlamaları gibi donanım kısıtları, yüksek hesaplama gücü gerektiren modellerin uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Veri kalitesi ve etiketleme problemleri de performansı etkileyen temel unsurlardır.

Teknik kısıtların ötesinde, karar verme yetkisinin makinelere devredilmesinin etik ve politik boyutu, yapay zekayı bir mühendislik problemi olmaktan çıkarıp multi disipliner bir mesele haline getirmektedir.

Demir Uzun

Diğer Yazarlar