Sanayici alın teriyle kazanıyor, kazandığını faize veriyor

Küresel dönüşümün merkezinde yeniden sanayi yer alırken, üretimin finansman baskısı altında kaldığını söyleyen ASO Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye’nin büyüme modelinde üretim eksenine dönüş çağrısı yaptı

SEDA GÖK

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Haziran Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı değerlendirmelerde, küresel ekonomide değişen dengelerin Türkiye açısından yeniden okunması gerektiğini vurguladı. Bölgesel gerilimlerin enerji, ticaret ve yatırım kararları üzerindeki etkilerine dikkat çeken Ardıç, diplomasi ve istikrarın yalnızca siyasi değil ekonomik bir gereklilik olduğunun altını çizdi. Küresel ekonomiyi yalnızca büyüme ya da faiz verileri üzerinden değerlendirmenin artık yeterli olmadığını belirten Ardıç, yeni dönemin merkezinde sanayi, teknoloji ve üretim kapasitesinin yer aldığını söyledi.


Kökünü üretime salmış bir ülkeyi hiçbir fırtına deviremez

Konuşmasında üretimin ekonomik olduğu kadar stratejik bir güç olduğuna vurgu yapan Ardıç, sanayicinin ayakta kalmasının yalnızca firmaların değil ülkenin geleceği açısından belirleyici olduğunu söyledi.

Türkiye’nin girişimcilik gücü, sanayicisinin emeği ve genç nüfusunun potansiyeliyle önemli bir avantaja sahip olduğunu belirten Ardıç, bu gücün ortak bir üretim vizyonunda buluşması gerektiğini ifade etti.

“Zenginlik ithal edilmez; fabrikada, laboratuvarda ve atölyede inşa edilir” diyen Ardıç, sözlerini şu vurgu ile tamamladı: “Kökünü üretime salmış bir ülkeyi hiçbir fırtına deviremez.”

Dünya imalat sanayiindeki güç dağılımının son otuz yılda önemli ölçüde değiştiğine işaret eden Ardıç, üretimin Asya-Pasifik eksenine kaymasının yalnızca ekonomik değil stratejik sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Çin’in küresel üretimde ulaştığı ölçek, sanayi politikalarının yeniden devletlerin öncelikli gündemi hâline geldiğini gösterirken; enerjiye erişim, veri hâkimiyeti, yapay zekâ ve kritik hammaddelerin yeni rekabet alanlarını oluşturduğunu dile getirdi.


Büyüme var ama üretim zayıflıyor

Türkiye ekonomisinin dezenflasyon sürecine girdiği bir dönemde sanayi tarafındaki yavaşlamanın dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Ardıç, büyümenin niteliğine odaklanılması gerektiğini söyledi.

2026’nın ilk çeyreğinde sanayi üretimindeki gerilemenin büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğunu belirten Ardıç, iç tüketim odaklı büyümenin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. Kalıcı refahın yatırım, üretim ve ihracat temelli bir yapı ile mümkün olacağını vurguladı.


Finansman yükü üretimin önüne geçiyor

Sanayideki asıl kırılmanın üretim rakamlarından çok firmaların mali yapılarında görüldüğünü söyleyen Ardıç, sanayicinin giderek ağırlaşan finansman koşullarıyla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Türkiye’nin büyük sanayi kuruluşlarının üretmeye devam ettiğini ancak kârlılık tarafında ciddi bir erime yaşandığını dile getiren Ardıç, bugün faaliyet kârlarının önemli bölümünün finansman maliyetlerine gittiğini söyledi. “Sanayici alın teriyle kazanıyor, kazandığını faize veriyor” ifadesiyle tabloyu özetleyen Ardıç, özellikle KOBİ’lerin bu süreçten daha sert etkilendiğini belirtti. Reel kârlılıktaki gerilemenin üretim kapasitesi, yatırım iştahı ve rekabet gücü açısından önemli bir risk oluşturduğunu kaydetti.


Sağlıkta yeni stratejik eşik

Sağlık endüstrisini de stratejik alanlardan biri olarak değerlendiren Ardıç, ilaçtan biyoteknolojiye, tıbbi cihazdan sağlık teknolojilerine kadar uzanan alanlarda daha bütüncül bir sanayi yaklaşımına ihtiyaç olduğunu söyledi. Türkiye’nin sahip olduğu üretim, Ar-Ge ve teknoloji kapasitesinin doğru koordinasyonla daha güçlü sonuçlar üretebileceğini belirten Ardıç, üretimi destekleyen yapısal dönüşümlerin hızlandırılması gerektiğini ifade etti.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM