Dijital varlıklar jeopolitik rekabetin yeni cephesi haline geldi

Dijital varlıkların büyüme ve rekabet gücü açısından stratejik önem kazanmasıyla tokenizasyon, küresel finans merkezleri arasında yeni bir rekabet alanına dönüşüyor. KPMG’nin yeni analizine göre, dijital varlıklar ve tokenizasyon pazarındaki küresel liderlik yarışı, Avrupa finans merkezlerindeki yasal düzenlemeleri ve altyapı çalışmalarını hızlandırdı

Hükümetlerin dijital varlıkların ekonomik büyüme ve rekabet gücünü artırma potansiyelini stratejik bir unsur olarak görmesiyle birlikte, bu alan küresel ölçekte jeopolitik bir rekabet alanına dönüştü. Dünyanın önde gelen finans merkezleri; stablecoin’ler, merkez bankası dijital para birimleri (CBDC), teminata dayanmayan kripto varlıklar ve tokenleştirilmiş varlıklar için düzenleyici çerçeveleri oluşturmak, gerekli altyapıyı geliştirmek ve pazarda lider konum elde etmek amacıyla hızla adımlar atıyor.

Buna karşın, birçok gelişme Avrupa’nın bu yarışta geride kaldığını gösteriyor. Stablecoin’lerin neredeyse tamamı ABD doları bazlı olurken, Asya’nın finans merkezleri politika hedeflerini somut uygulamalara dönüştürüyor. Singapur’un Project Guardian girişimi pilot aşamayı geride bırakarak ticarileşme sürecine geçerken, Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi de düzenleyici test ortamlarından gerçek değer taşıyan işlemlere geçiş yaptı.

KPMG yayımladığı yeni analizinde; Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ve İsviçre’ye odaklanarak Avrupa’da yeni yeni hız kazanan tokenizasyon gündemini inceledi. Çalışmada bugüne kadar kaydedilen ilerleme, bundan sonra atılması gereken adımlar ve bu gelişmelerin Avrupa’nın küresel finans merkezi olma konumu ile rekabet gücü üzerindeki olası etkileri değerlendiriliyor.


“AB, düzenleyici ayrıntıları netleştirerek aradaki farkı kapatmaya çalışıyor”

Konu hakkında görüşlerini paylaşan KPMG Türkiye Fintech ve Dijital Finans Lideri Sinem Cantürk, “Avrupa’daki büyük pazarlar tokenizasyon konusunda farklı olgunluk seviyelerinde ilerliyor. Avrupa Birliği, kripto varlıklara yönelik düzenleyici çerçeve geliştirmede erken hareket etmiş olsa da, tokenleştirilmiş varlıklara odaklanması sınırlı oldu ve şimdi tokenizasyonu mümkün kılacak düzenleyici ayrıntıları netleştirerek aradaki farkı kapatmaya çalışıyor. Birleşik Krallık’ın önerdiği tokenizasyon çerçevesi makul ve anlaşılır görünse de, tasarım ve uygulama sürecinin hızı hâlâ soru işaretleri yaratıyor; nihai çerçevenin 2028’den önce tamamlanması beklenmiyor. Buna karşılık İsviçre, düzenleyici çerçevesini oluşturma sürecinin en başından itibaren tokenizasyonu dikkate aldığı için politikayı uygulamaya dönüştürme konusunda daha ileri bir noktada bulunuyor. Bu yaklaşımın sonuç verdiği görülüyor ve AB ile Birleşik Krallık’ın benzer bir denge kurabilmesi hâlinde tokenizasyonun Avrupa genelinde yaygınlaşarak hükümetlerin hedeflediği büyüme ve rekabet gücünü destekleyebileceğine işaret ediyor” dedi.


“Risk ve uyum süreçlerinin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor”

Ulusal düzeyde düzenleyici kurumların yürüttüğü çalışmalara ek olarak, uluslararası iş birliklerinin tokenizasyon politikasındaki temel denge arayışını da ortaya koyduğuna dikkat çeken Cantürk şu değerlendirmede bulundu: “Bir yandan ülkeler ve düzenleyici bölgeler arasında rekabet sürerken, diğer yandan sınır ötesi birlikte çalışabilirliğin sağlanması gerekiyor.  İngiltere Finansal Yürütme Otoritesi’nin Uluslararası Menkul Kıymet Kurulları Organizasyonu ile çalışmaları, Avrupa Bankacılık Otoritesi’in New York Eyaleti Finansal Hizmetler Departmanı ile imzaladığı mutabakat zaptı ve Uluslararası Ödemeler Bankası’nın Project Agora girişimi gibi örnekler, tokenleştirilmiş piyasaların tamamen rekabete dayalı yaklaşımlardan ziyade koordineli adımlarla daha sağlıklı gelişebileceğini gösteriyor. Orta vadede önceliğin, tokenleştirilmiş piyasaların ölçeklenmesini destekleyecek hukuki ve düzenleyici temellerin yanı sıra ülkeler, sektörler ve altyapılar arasında daha güçlü koordinasyon kurulması olması bekleniyor. Şirketler açısından bakıldığında ise düzenleyici çerçeveler netleşmeye başladıkça, inovasyon fırsatlarının gerekli teknoloji yatırımlarıyla desteklenmesi ve tokenleştirilmiş varlıklara yönelik risk ve uyum süreçlerinin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor.”

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM