SEDA GÖK
Türkiye deri ve deri mamulleri sektörü, 2026 yılının ilk altı ayında ihracatta zorlu bir dönem geçirdi. Türkiye genelinde sektör ihracatı 682 milyon dolar olarak gerçekleşirken, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,7, 2024’e göre ise yüzde 8,9 gerileme yaşandı. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Halil Gündoğdu, küresel ekonomik dalgalanmalara rağmen yüksek katma değerli üretim anlayışını koruduklarını ve yeni pazarlara yönelerek ihracatı yeniden büyüme trendine taşımayı hedeflediklerini söyledi.
Ayakkabı grubunun 375 milyon dolarlık ihracatla sektörün yüzde 55’ini oluşturduğunu belirten Gündoğdu, bu grupta geçen yıla göre yüzde 10,4’lük düşüş yaşandığını ifade etti. Saraciye ihracatının 113 milyon dolara ulaştığını, mamul deri ve kürklerde yüzde 7,1, deri ve kürk konfeksiyonunda ise yüzde 9,3’lük artış yakalandığını kaydeden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyonunun sektörün en güçlü büyüme performansını sergilediğini dile getirdi.
Ege Bölgesi’nin ilk altı aylık deri ve deri mamulleri ihracatının 73,8 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini aktaran Gündoğdu, bölge ihracatında ayakkabının 53,1 milyon dolarla lokomotif olmaya devam ettiğini ve yüzde 5,5 büyüyen tek ürün grubu olduğunu söyledi. Almanya, Rusya, ABD, Birleşik Krallık ve İtalya’nın Ege Bölgesi’nin en önemli ihracat pazarları arasında yer aldığını belirten Gündoğdu, özellikle Rusya ve ABD pazarlarında güçlü artışlar yakalandığına dikkat çekti.
Katma değerli üretim avantaj sağlıyor
Ege Bölgesi’nin deri ve deri mamulleri ihracatının yaklaşık yüzde 65’ini Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirdiğini belirten Gündoğdu, kilogram başına ihracat değerinde Türkiye ortalamasının üzerinde olduklarını vurguladı.
Ayakkabı grubunda kilogram başına 24,77 dolarlık ihracat değerine ulaştıklarını ifade eden Gündoğdu, bunun Türkiye ortalamasının yaklaşık iki katına karşılık geldiğini söyledi. Deri ve kürk konfeksiyonunda ise çok daha yüksek katma değer üretildiğini belirten Gündoğdu, bu başarının kaliteli üretim anlayışının en somut göstergesi olduğunu dile getirdi.
Bu nedenle önceliklerinin alım gücü yüksek pazarlarda daha güçlü bir konum elde etmek olduğunu belirten Gündoğdu, yeni dönemde nitelikli alıcıları üreticilerle buluşturacak alım heyetleri ve sektörel ticaret heyetlerine ağırlık vereceklerini söyledi.

Yeni pazarlara odaklanacağız
Küresel dalgalanmalara karşı pazar çeşitliliğinin artık zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Gündoğdu, mevcut pazarların korunmasının yanı sıra ABD, Kanada ve İskandinav ülkeleri başta olmak üzere yeni pazarlarda etkinliği artıracaklarını ifade etti.
Polonya, Romanya ve Çekya gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra Güney Afrika, Kenya ve Avustralya’nın da yeni dönemde öncelikli hedef pazarlar arasında yer aldığını belirten Gündoğdu, bu ülkelerde düzenlenecek fuar, ticaret heyeti ve alım heyeti organizasyonlarına Ege’den güçlü katılım sağlamayı planladıklarını söyledi.
Gümrük vergileri rekabet gücünü zayıflatıyor
Sektörün en önemli sorunlarından birinin muadili Türkiye’de üretilmeyen ham madde ve ara ürünlerde uygulanan ek vergiler olduğunu dile getiren Gündoğdu, yerli üretimi bulunmayan girdilerdeki gümrük vergilerinin ihracatçının maliyetlerini artırdığını ve uluslararası rekabet gücünü olumsuz etkilediğini ifade etti.
Avrupa’daki rakip üreticilerin aynı hammaddelere dünya fiyatlarıyla ulaşabildiğini hatırlatan Gündoğdu, Türkiye’deki üreticilerin ise yüksek maliyet nedeniyle dezavantaj yaşadığını belirterek, muadili olmayan ürünlerde uygulanan gümrük yüklerinin kaldırılması için girişimlerini sürdüreceklerini söyledi.
Körfez merkezli tedarik zincirindeki değişimlerin Türkiye için önemli fırsatlar oluşturduğunu ifade eden Gündoğdu, bu fırsatın ihracat artışına dönüşebilmesi için ayakkabı yan sanayisinde kullanılan taban, ökçe, toka ve özel kimyasallar gibi girdiler üzerindeki maliyet baskısının azaltılması gerektiğini kaydetti.
Finansman ve sürdürülebilirlik vurgusu
Finansmana erişimin sektör açısından hayati önem taşıdığını belirten Gündoğdu, ihracatçıların üzerindeki yükün hafifletilmesi amacıyla Merkez Bankası döviz dönüşüm desteği priminin yüzde 10 seviyesine yükseltilmesi ve uygulamanın yıllık olarak uzatılması gerektiğini söyledi.
İzmir’de kurulması planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir yatırım olacağını ifade eden Gündoğdu, projenin sürdürülebilir üretim altyapısını güçlendireceğini, istihdamı artıracağını ve nitelikli iş gücünün devamlılığına katkı sağlayacağını dile getirdi.
İhracatın daha geniş bir firma tabanına yayılması için saha çalışmalarını hızlandırdıklarını belirten Gündoğdu, fuar, eğitim ve kümelenme faaliyetleriyle daha fazla firmanın ihracata kazandırılmasını hedeflediklerini söyledi.
Sürdürülebilirliğin artık sektörün vazgeçilmez gündem maddesi olduğuna işaret eden Gündoğdu, uluslararası markaların beklentilerine uyum sağlayacak yeşil dönüşüm çalışmalarını hızlandıracaklarını, çevresel ve kurumsal dönüşümün sektörün rekabet gücünü artıran en önemli unsurlardan biri olacağını sözlerine ekledi.
