Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, yapay zeka teknolojilerinin 2030’a kadar hastanelerde yaygın biçimde kullanılmasının beklendiğini söyledi
Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen ‘Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri’ kapsamında, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel ‘Sağlıkta Yeni Teknolojiler ve Uygulama Alanları’ başlıklı bir seminer verdi. Seminerde konuşan Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, yapay zekânın sağlık alanındaki kullanımına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunarak, üniversitelerde üretilen bilginin toplumla buluşmasının kritik önem taşıdığını vurguladı ve “Bilim sadece akademide kalmamalı, mutlaka insana dokunan bir ürüne dönüşmeli” dedi.
Cerrahide yapay zekâ
Ameliyathanelerde yapay zekâ kullanımına ilişkin soru üzerine değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Ergüzel, kesin bir tarih vermenin zor olduğunu ancak sürecin hızlı ilerlediğini vurgulayarak, şunları söyledi: “2026 yılındayız. 2030’a kadar yapay zekâ destekli cerrahi yönlendirme sistemlerinin, hekim destekli olmak şartıyla, hastanelerde beklenenden çok daha hızlı yaygınlaşacağını düşünüyorum.”
Yapay zekânın psikiyatrik hastalıkların teşhisinde ulaştığı yüksek doğruluk oranlarının, diğer tıbbi alanlar için de umut verici olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, özellikle obsesif kompulsif bozukluk (OKB) gibi zor tanı konulan hastalıklarda yüzde 90’lara varan başarı elde ettiklerini hatırlattı.
Bu gelişmelerin cerrahi başta olmak üzere diğer branşlarda da yapay zekâ kullanımının önünü açacağını ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Bu başarılar, klinik uygulamalarda yapay zekânın daha hızlı entegre edileceğini gösteriyor” dedi.
Sağlık verisi her yıl yüzde 40 artıyor
Dünyada veri üretiminin baş döndürücü hızla arttığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, özellikle sağlık alanındaki büyümeye dikkat çekti. Sağlık verisinin her yıl yaklaşık yüzde 40 oranında arttığını kaydeden Prof. Dr. Ergüzel, “Bugün dünyada üretilen verinin yaklaşık yüzde 30’u sağlık sektörüne ait. Bu, muazzam bir veri havuzu anlamına geliyor” diye konuştu.
Bu verilerin işlenmeden bir anlam ifade etmediğini dile getiren Prof. Dr. Ergüzel, “Eğer bu veriyi analiz etmezseniz, aslında bir madenin üzerinde oturuyorsunuz demektir” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında kendi çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Ergüzel, yapay zekâ destekli sistemlerin özellikle psikiyatrik hastalıkların sınıflandırılmasında önemli başarılar elde ettiğini söyledi. EEG verileri üzerinden geliştirilen modellerin birçok hastalığı yüksek doğruluk oranlarıyla ayırt edebildiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, “Obsesif kompulsif bozukluk: yüzde 89 doğruluk. Yeme bozuklukları: yüzde 93 doğruluk ve bağımlılık türleri ise yüzde 96’ya varan doğruluk veriyor” diye konuştu.
Amaç ticari değil, insana hizmet
Yapay zekâ uygulamalarında kullanılan verilerin büyük bölümünün kişiye özgü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ergüzel, ses, yüz ve biyolojik verilerin mahremiyet açısından hassasiyet taşıdığını ifade etti. Bu durumun hem risk hem de büyük bir fırsat barındırdığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, “Bu veriler doğru kullanıldığında sağlık sistemine büyük katkı sağlar” dedi.
Konuşmasında yapay zekâ modellerinin doğadan ilham aldığını da anlatan Prof. Dr. Ergüzel, karınca kolonileri ve sürü davranışlarının algoritmalara örnek olduğunu söyledi. “Sürü zekâsı sayesinde en doğru ve en verimli yolu bulabiliyoruz” diyen Prof. Dr. Ergüzel, bu yöntemlerle veri içinden en anlamlı bilgilerin seçildiğini belirtti.
Yapay zekâ çalışmalarının yalnızca ticari kazanç amacı taşımadığını vurgulayan Prof. Dr. Ergüzel, “Bizim önceliğimiz sağlık alanındaki ihtiyaçlara çözüm üretmek. Geliştirdiğimiz sistemler hekimler tarafından aktif olarak kullanılıyor” dedi. Prof. Dr. Ergüzel, yapay zekânın gelecekte sağlık hizmetlerinin vazgeçilmez bir parçası olacağını belirterek, bu alandaki çalışmaların hız kesmeden devam edeceğini ifade etti.

Tek başına karar yerine kolektif akıl daha doğru sonuç veriyor
Karar verme süreçlerini “sürü zekâsı” üzerinden örneklendiren Prof. Dr. Ergüzel, bireylerin tek başına verdiği kararların her zaman en iyi sonucu getirmediğini ifade etti. Özellikle meslek seçimi gibi kritik süreçlerde, deneyimli kişilerin bilgi ve tecrübelerinden yararlanmanın daha doğru sonuçlara ulaştırdığını belirten Ergüzel, “Topluluk tecrübesi, bireysel kararlardan çoğu zaman daha optimum sonuçlar üretir” dedi. Bu yaklaşımın matematiksel olarak da modellendiğini kaydeden Ergüzel, yapay zekâ algoritmalarında sürü davranışlarının başarıyla kullanıldığını söyledi.
Sunumunda doğadan ilham alan üç temel algoritmaya değinen Prof. Dr. Ergüzel; karınca kolonileri, kuş ve balık sürüleri ile arı davranışlarının yapay zekâ modellerine yön verdiğini ifade etti.
Özellikle arıların iletişim biçiminin dikkat çekici olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, arıların “waggle dance” adı verilen özel bir hareketle diğer arılara üç kritik bilgi aktardığını anlattı. Prof. Dr. Ergüzel, “Arılar bu bilgilerle 6 kilometreye kadar noktasal doğrulukla nektar kaynağına ulaşabiliyor. Bu, doğadaki en etkileyici optimizasyon sistemlerinden biri” diye konuştu.
Yapay zekâda “doğru veriyi seçmek” başarının anahtarı
Büyük veriyle çalışmanın en önemli zorluklarından birinin doğru veriyi seçmek olduğunu ifade eden Ergüzel, geliştirdikleri algoritmalar sayesinde veri optimizasyonunda ciddi ilerleme kaydettiklerini belirtti. “48 farklı veriyle yüzde 60 doğruluk elde ederken, algoritmalar bize en değerli 22 veriyi seçti ve doğruluk oranı yüzde 80’e çıktı” diyen Prof. Dr. Ergüzel, derin öğrenme teknikleriyle bu oranların yüzde 90’ın üzerine ulaştığını kaydetti.
Beyin sinyalleriyle kontrol edilen robot kol konusuna da işaret eden Prof. Dr. Ergüzel, EEG verileri kullanılarak geliştirilen sistemde, bireylerin yalnızca düşünerek robot kolu hareket ettirebildiğini, bu teknolojinin özellikle felçli hastalar için umut verici olduğunu söyledi.
Yüzden duygu okuyan yapay zekâ
Prof. Dr. Ergüzel, bir başka projede ise yapay zekânın yüz ifadelerinden duygu analizi yapabildiğini dile getirerek, 40 bin veriyle eğitilen sistemin; mutluluk, korku, öfke, şaşkınlık ve üzüntü gibi temel duyguları yüzde 85-90 doğrulukla tespit edebildiğini ifade etti.
Bilgi odaklı eğitim sistemlerinin yetersiz kalacağını belirten Prof. Dr. Ergüzel, “Artık makineler bilgi işleme konusunda insanları geçiyor. Bu nedenle eğitim sistemlerinin empati, değerler, takım çalışması ve bağımsız düşünme gibi becerilere odaklanması gerekiyor” ifadesinde bulundu.
Yapay zekânın hızla geliştiğini ancak doğru kullanılmasının kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ergüzel, sağlık alanındaki çalışmaların insan odaklı olması gerektiğini belirterek, “Amacımız teknolojiyi insanın faydasına sunmak. Sağlıkta yapay zekâ uygulamaları bu anlamda büyük bir potansiyel taşıyor” dedi. Geliştirdikleri yapay zekâ sistemlerinin yalnızca temel duyguları değil, mikromimikleri de analiz edebildiğini ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, yüksek çözünürlüklü görsellerde çok daha başarılı sonuçlar elde ettiklerini söyledi.

