Eczacılar, beklentilerini 3 temel başlıkta sundu 

TEİS raporunda; takviye gıdalar, eczanenin geçici olarak kapalı tutulması, ilacım nerede uygulaması konuları yer aldı

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) T.C. Sağlık Bakanlığı TİTCK Başkanı’na bir rapor sunarak, eczacıların taleplerini aktardılar. TEİS raporu; takviye edici gıdaların kontrolsüz kullanımından kaynaklanabilecek sağlık risklerinin azaltılması, eczacıların hayatın olağan akışının getirdiği olumsuzluklar nedeniyle meslek haklarını kaybetmelerinin önlenmesi ve ilaç erişimini kolaylaştırmak amacıyla geliştirilen dijital uygulamaların eczacı ile hastayı karşı karşıya getirmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi için 3 temel başlıkta sundu. 

TEİS Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan, T.C. Sağlık Bakanlığı TİTCK Kurumu Başkanı Hüseyin Çelik ile eczacılık mesleğinin güncel sorunları ve çözüm önerileri hakkında son derece verimli bir görüşme yaptıklarını belirterek, rapordaki 3 ana maddeyi; takviye gıdalar, eczanenin geçici olarak kapalı tutulması, ilacım nerede uygulaması başlıkları altında sıraladı.


“Tüketici tarafından ilaç veya tedavi edici ürün olarak algılanıyor”

Takviye edici gıdaların; vitamin, mineral, aminoasit, yağ asidi, lif, bitki veya bitkisel kaynaklı bileşenler gibi besleyici ya da fizyolojik etkisi bulunan maddelerin konsantre veya ekstraktlarının belirli günlük alım dozlarıyla sunulduğu ürünler olduğunu belirten Saydan, “Takviye edici gıdalar mevcut mevzuatta Tarım ve Orman Bakanlığı’nın onay ve denetim alanında bulunuyor. Ancak bu ürünlerin büyük bir bölümü farmasötik dozaj şekillerinde sunuluyor, biyolojik ve fizyolojik etki oluşturabilecek miktarlarda bileşen içeriyor ve çoğu zaman tüketici tarafından ilaç veya tedavi edici ürün olarak algılanıyor. Takviye edici gıdaların internet siteleri, sosyal medya hesapları, pazar yerleri, spor salonları, güzellik merkezleri, aktarlar ve marketler üzerinden herhangi bir sağlık danışmanlığı verilmeden satılması ciddi risk taşıyor” dedi.

Bu satış kanallarında çoğu zaman; kullanıcının kronik hastalıklarının sorgulanmadığını ifade eden Saydan, ayrıca kullanmakta olduğu ilaçların bilinmediğini belirterek, “Gebelik ve emzirme durumu değerlendirilmiyor, çocuklar ve yaşlılar için uygunluk kontrol edilmiyor, doz aşımı ve mükerrer kullanım fark edilmiyor, ürünün saklama şartları izlenemiyor, yan etki ve etkileşim bildirim sistemi işletilmiyor, satışı yapan kişinin sağlık alanında herhangi bir mesleki yeterliliği bulunmuyor” ifadelerinde bulundu.


“Takviye edici gıdaların kontrolsüz satışına son verilmeli”

Tüketiciye ‘doğal’, ‘tamamen bitkisel’, ‘yan etkisiz’, ‘kesin çözüm’ veya ‘ilaçsız tedavi’ gibi ifadelerle güven telkin edilmesinin, ürünün bilimsel ve tıbbi değerlendirme yapılmaksızın kullanılmasına yol açtığını aktaran Saydan, “Özellikle sosyal medya fenomenleri ve sağlık mesleği mensubu olmayan kişiler aracılığıyla yapılan tanıtımlar, ürünü sıradan bir tüketim malı haline getiriyor ve sağlık risklerini görünmez kılıyor. Bu konuda temel talebimiz; takviye edici gıdaların eczane dışındaki kontrolsüz satışına son verilmesi, bu ürünlerin eczacı danışmanlığında eczanelerden sunulması ve ilaçla benzer özellik taşıyan ürünlerin ruhsatlandırma ve denetim yetkisinin Sağlık Bakanlığı ile TİTCK bünyesinde toplanması” diye ifade etti.

6197 sayılı Kanun’un, birden fazla eczane bulunan yerlerde eczacının talebiyle eczanenin iki yılı geçmemek üzere kapalı tutulabilmesine izin verdiğini ifade eden Saydan, “Yönetmeliğe 2023 yılında eklenen ‘meslek hayatı boyunca toplam kapalılık süresi’ ibaresi ise Kanunda bulunmayan ağırlaştırıcı bir sınırlama getiriyor. Sendikamız tarafından açılan davada Danıştay 10. Dairesi, bu ibarenin Kanuna açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Talebimiz; yargı kararı doğrultusunda yönetmeliğin kalıcı şekilde değiştirilmesi ve her başvurunun kendi mazereti içinde değerlendirilmesi” dedi. 


“Yeni bir sistem kurulmalı”

Nurten Saydan, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Sağlık Bakanlığı tarafından e-Nabız sistemine eklenen ‘İlacım Nerede?’ uygulaması kamuoyuna vatandaşların ilaca daha kolay ulaşmasını sağlayacak bir çözüm olarak sunulmuş olmasına rağmen, gerçekte bu uygulama, ilaç erişimindeki temel sorunu çözmekten uzak. Uygulamanın yaklaşık 24 saat geriden gelen İTS verileri üzerinden eczane önermesi, vatandaşın yanlış yönlendirilmesine ve ilacı bulamadığında eczacıyla karşı karşıya gelmesine neden olabiliyor. İlaç yokluğunun yapısal nedenleri çözülmeden eczanelerin stok bilgilerinin hastalara açılması sorunu çözmüyor; ilaç erişimindeki sorumluluğu sistemin son halkası olan eczacıya yüklüyor. Sendikamızın talebi; uygulamanın mevcut haliyle durdurulması, eczane stoklarının vatandaşlara gösterilmesi yerine üretici ve ecza deposu stoklarının eczacıların erişimine açıldığı, gerçek zamanlı teyit ve rezervasyon esasına dayalı yeni bir sistem kurulması.”

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM