İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener; ekonomiyi daha verimli, yüksek teknolojiye dayalı ve güçlü bir üretim yapısına kavuşturmak için yapısal dönüşümün hızlandırılması gerektiğini söyledi
GÜLCİHAN ALTINKAYA
İzmir Ticaret Odası’nın (İZTO) ağustos ayı meclis toplantısı Meclis Başkanı Selami Özpoyraz idaresinde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, ağustos ayında ekonomi gündemindeki en önemli gelişmenin 3. Enflasyon Raporu Toplantısı olduğunu söyledi.
Toplantı neticesinde Merkez Bankası’nın, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26’dan yüzde 28’e yükselttiğini aktaran Özgener, “Enflasyonun 2027 yıl sonunda yüzde 15’e, 2028 yıl sonunda yüzde 9’a gerilemesi ve orta vadede yüzde 5 hedefinde istikrar kazanması öngörülüyor. Ayrıca, 7 Eylül’de açıklanacak Orta Vadeli Program sonrasında tahminlerin yeniden güncellenebileceği de belirtildi” diye konuştu.
OVP üçüncü yılına girerken temel sorunun değiştiğini aktaran Özgener, “Dezenflasyon sürecinin bundan sonraki aşamasında, yüksek reel faizlerin, reel kurdaki değerlenmenin ve zayıf iç talebin üretici sektörlerimiz üzerinde ne ölçüde yük oluşturacağının da ortaya konulması gerekiyor. Bu süreçte gerçekleşen kaynak dağılımının ekonomimizi daha verimli ve yüksek katma değerli bir yapıya taşıyıp taşımadığını analiz etmek önem kazanıyor. Özellikle emek yoğun ve demir çelik sektörlerinde geçici olması beklenen üretim, yatırım ve rekabet gücü kayıplarının kalıcı hale gelmesi, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir risk olarak karşımıza çıkıyor. Buradan çıkan sonuç, büyümeyi hızlandırmak için programın gevşetilmesi değil. Verimliliği ve rekabet gücünü artıracak, yatırım ortamını iyileştirecek, finansmana erişimi kolaylaştıracak ve üretimde teknolojik dönüşümü destekleyecek yapısal politikalarla tamamlanması” dedi.

“Enflasyonla mücadele tek başına yeterli değil”
Enflasyonla mücadelenin, yapısal dönüşümün ön koşulu olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını aktaran Özgener, “Enerji ve ithal girdi bağımlılığının azaltıldığı, verimliliğin ve teknoloji içeriğinin yükseltildiği, insan sermayesinin ve stratejik üretim kapasitesinin güçlendirildiği bir dönüşüm gerçekleştirilmediği takdirde, güçlü büyüme dönemlerinde ekonomimizin yeniden cari açık, maliyet baskısı ve enflasyon sorunlarıyla karşı karşıya kalma riski söz konusu. Bu nedenle, enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, teknoloji ve yapay zekânın üretimin geleceğini değiştirdiği bu dönemde, ekonomimizi daha verimli, daha yüksek teknolojiye dayalı ve daha güçlü bir üretim yapısına kavuşturmak için yapısal dönüşümü hızlandırmamız gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.
Mahmut Özgener, OVP’de ele alınması gereken beş yapısal konuyu ise şöyle sıraladı:
- Düşük verimlilik ve kaynakların verimsiz dağılımı,
- Düşük teknoloji – düşük katma değer – yetersiz yatırım,
- Maliyet rekabetçiliğine bağımlılık ve reel kur,
- İthal girdi ve enerji bağımlılığı ile kronik dış denge sorunu,
- Beşeri sermaye, firma ölçeği, kurumsal kapasite ve piyasa yapısı,
“Dezenflasyon programı yapısal politikalarla desteklenmeli”
Kaynakların daha verimli alanlara yönelmesi ile ülkemizin üretim kapasitesinin kaybedilmesi arasındaki ayrımın doğru yapılması gerektiğini belirten Özgener, “Bu konu bugün geçmişe göre daha önemli. ABD-Çin rekabeti ve artan jeopolitik belirsizliklerle birlikte ülkeler artık sanayi politikalarını yalnızca maliyetler üzerinden şekillendirmiyor. Enerji güvenliği, kritik hammaddelere erişim, tedarik zincirlerinin dayanıklılığı ve teknolojik kapasite de üretim kararlarının temel unsurları haline geliyor. Enerji dönüşümü, yapay zekâ ve dijitalleşme de bu yeni rekabet ortamının temel dinamikleri arasında yer alıyor. Bu nedenle uzun vadeli temel riskin yalnızca yüksek faiz veya reel kur nedeniyle bazı sektörlerin bugün rekabet gücünü kaybetmesi olmadığını düşünüyoruz. Asıl risk; dünyada yeni bir üretim ve teknoloji coğrafyası oluşurken, ülkemizin orta teknolojili üretim yapısında sıkışıp kalması ve bugünkü geçici kayıpların zamanla kalıcı üretim, pazar ve nitelikli işgücü kayıplarına dönüşmesi. Bu tablo, dezenflasyon programının yapısal politikalarla eş zamanlı olarak desteklenmesinin önemini ortaya koyuyor” dedi.

